“Corona sonrasında stres bozukluklarına hazır olmalıyız”

Doç. Dr. TUNCAY BİLECEN / LONDRA – Psikoterapist İlknur Şahin’le salgının insanlar üzerinde yaratabileceği psikolojik sorunları, salgın sona erdikten sonra yaşanabilecek stres bozukluklarını ve bu sorunlarla baş etme yöntemlerini konuştuk.

Corona virüsü salgını nedeniyle çoğu gündelik hayat pratiğimiz değişti. Artık zorunlu olmadıkça evden dışarıya çıkamıyor, kamusal alanda sosyalleşemiyoruz. Dolayısıyla evlerde kapalı kalmak birtakım psikolojik rahatsızlıkların yaşanmasına yol açabiliyor. Öte yandan normalleşmenin yavaş yavaş konuşulmaya başlandığı şu süreçte corona salgını sonrasında da psikolojik rahatsızlıkların ortaya çıkması söz konusu olabilir.

Psikoterapist İlknur Şahin’le salgının insanlar üzerinde yaratabileceği psikolojik sorunları, salgın sona erdikten sonra yaşanabilecek stres bozukluklarını ve bu sorunlarla baş etme yöntemlerini konuştuk.

– Corona virüsü salgını nedeniyle evlerde kapalı kalmak genel olarak psikolojimizi nasıl etkiliyor?

– Bunu iki aşamada ele alabiliriz Öncelikle eğer kişi tek başına yaşıyorsa, duygularını düşüncelerini paylaşabileceği kimsesi yoksa bu durum moral bozukluğu ve endişeye yol açabilir. Vücudumuz beynimizden aldığı stres ve tehdit mesajlarına tepkiler vermeye başlayabilir, bu da baş veya kas ağrısı, iştahsızlık, yorgunluk, uyku sorunu vs. gibi fiziksel şikâyetlerin artmasına yol açabilir.

Tam tersi olarak düşünürsek, birey kalabalık bir aile ortamında ise bu sefer de sorumlulukları fazla olabilir veya aile fertleriyle iletişim sorunu yaşayabilir. Dolayısıyla kişi kendisine gerektiği kadar vakit ayıramaz ve hem fiziksel hem de psikolojik anlamda yorgunluk, halsizlik ve stres gibi sorunlar ortaya çıkabilir.

Yapılan araştırmalar corona salgını sürecinde aile içi şiddet olaylarının arttığını gösteriyor. Aile içi şiddet eşler arasında olduğu gibi ebeveyn ve çocuk arasında ve kardeşler arasında da görülebilir.

– Kişiler biraz önce sözünü ettiğiniz semptomlar ortaya çıktığında bununla nasıl mücadele etmeliler? Ne yapmalılar?

– Kişi öncelikle ruhuna, psikolojisine veya vücuduna iyi gelmeyen davranışlardan kaçınmalıdır. Sağlıklı beslenmeye özen gösterilmeli, stres verecek haber veya verilere fazlasıyla maruz kalmamak için önlemler alınmalıdır. Mesela haberleri günde bir – iki defa izlemek ve sosyal medyada bu tür haberleri sessize almak gibi bir yöntem izlenebilir.

Bu süreçte insanlara normalde yaşadıkları rutin hayatlarını evde de devam etmelerini öneriyoruz. Özellikle kendilerini iyi hissedecekleri, başarı hissi verecek değişik aktivitelere yoğunlaşmaları yerinde olacaktır. Sadece sorumluluklara odaklanmak yerine; eğlenebilecek, dinlenebilecek faaliyetlere zaman ayırmak da bu sürecin olumlu atlatılmasını sağlayacaktır. Buna bağlı olarak kalabalık ev ortamlarında keyifli ve kaliteli vakit geçirmek ne kadar önemliyse, ev içinde özel alanların ayrılması ve bireylerin kendilerine özel zamanlar ayırması da bir o kadar önemlidir.

Ayrıca fiziksel egzersiz yaparak vücutlarını; olumlu düşünerek, keyifli sohbetler ederek veya erteledikleri aktivitelere, eğitimlere, hobilere konsantre olarak da psikolojilerini sağlıklı tutabilirler. Yine bu süreci daha anlamlı kılabilmek için bireyler sağlıklarını riske atmadan bir takım sosyal sorumluluk çalışmalarına da katılabilirler. Örneğin bu dönemde Londra’da birçok kurumun yardım faaliyeti yürüttüğünü görüyoruz. Bu yardım faaliyetlerine gönüllü olarak destek vermek hem aidiyet hissini artıracaktır hem de bu süreci daha anlamlı kılacaktır.

– Öyle tahmin ediyorum ki siz de bu dönemde online terapiye başladınız. Online terapinin yüz yüze terapiden bir farkı var mı? İhtiyacı olan ya da konuyla ilgili sorusu olan size nasıl ulaşabilir?

– Aslında uzun zamandır online terapi yapıyorum. Online terapinin farkı, danışanla terapistin aynı odada fiziksel anlamda bulunmamasıdır. Ancak online terapide yine birbirimizi görebiliyoruz ve duyabiliyoruz. Bunun getirdiği bir takım avantajlar var. Örneğin mesafe ve zaman kısıtı ortadan kalktığı için yardıma ihtiyacı olan fakat ulaşım sorunu yaşayan kitleye daha kolay ulaşmış oluyoruz. Yoğun iş temposu olanlar, ev hanımları, yaşlı, engelli veya kronik ağrıları olanlar online terapiye daha fazla ilgi göstermektedir. Yapılan araştırmalar ve seanslardan aldığımız geri dönüşler, online terapinin yüz yüze terapi kadar etkili olduğunu göstermektedir.

İletişim bilgilerimi vereyim.  e-mail: i_sahin@live.com, instagram ve facebok: letstalk_mental_health

Psikoterapist İlknur Şahin

– Salgından haftalar sonra yavaş yavaş “normalleşme” konuşulmaya başlandı. Kademeli olarak geçileceği anlaşılan normalleşme sürecinde kişiler corona sonrası psikolojik semptomlar yaşayabilirler mi?

– Önce normal hayata nasıl adım atabiliriz buna bakmamız lazım, bu adımlar takip edildiğinde olası psikolojik semptomların önüne geçilebilir veya daha etkili şekilde bu sorunlarla baş edilebilir. Bunlar nedir; az önce belirttiğim gibi normalleşme sürecini evde başlatmamız lazım. Esneklikler de olmak şartıyla örneğin uyku, yemek, çalışma gibi aktivitelerimizi rutine sokmak, Covid 19 sürecinden önceki yaşam rutinimizi olabildiğince devam ettirmemiz ‘normalleşme’ dediğimiz süreci kolaylaştıracaktır.

Her ne kadar sükunetli ve tedbirli olsak da corona sonrasında bazı psikolojik sorunlara hazırlıklı olmalıyız. İşinden olmak, sağlığından olmak gibi özellikle salgının hayatımızda negatif etkileri ortaya çıktıysa; bu aşamada problem çözme odaklı ilerlememiz gerektiğini düşünüyorum. Bu sorunlarla başa çıkmak için olumlu planlama yapıp gerek devletten gerek sağlık merkezlerinden gerekse lokal kurumlardan destek almak için zaman kaybetmememiz gerekiyor.

Onun dışında corona virüsünden önce de var olan; depresyon, sağlık kaygıları, hastalık hastalığı, obsesif kompülsif bozuklukları, genel endişe rahatsızlığı gibi psikolojik sorunlar, corona sürecinde yeniden tetiklenebilir veya semptomları daha yoğun yaşanabilir. Coronadan dolayı yakınlarını kaybedenler yas sürecinden geçebilir, kritik veya travmatik sağlık sorunu yaşayanlar veya sağlık çalışanlarında olduğu gibi buna şahitlik edenler ise daha sonrasında stres sonrası travma semptomları yaşayabilirler. Bunlar insanları korkutmamalı; çünkü farkındalık, erken teşhis ve yerinde yardımlarla bu sorunlarla baş edilebilir. Böylece kişiler kaldıkları yerden hayatlarına devam edebilirler.

Bu konuda bireylere görevler düştüğü kadar sivil toplum örgütlerine ve devlete de görevler düşüyor. Sağlık politikası yapıcıları ileride yaşanacak bu tür sorunları göz önünde bulundurarak belirli planlamalar yapmalı. Grenfell Tower yangınında bunun örneğini gördük. Olaydan sonra oradaki insanlar büyük travmalar yaşadılar ve şimdi sadece bu durumdan etkilenen insanlara yardım etmeyi amaçlayan sivil toplum örgütleri, danışanlar, doktorlar bulunuyor. Böyle bir süreçten geçeceğimizi öngörerek sivil toplum örgütleri ve devlet işbirliğinde önleyici tedbirler alınmalı, en azından buna hazır olunmalıdır.

_________________

Tuncay Bilecen: tuncaybilecen@gmail.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.