Çukurbağ yangını ve ders olarak okutulacak bir utanç öyküsü

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Boğazına kadar betona gömülmüş bir coğrafyada otel dikmek için yangın çıkarmaya gerek yok. Asıl yangın Çukurbağ Yarımadası’ndaki betonlaşma ve imar rantında…

Antalya’nın gözde turizm merkezlerinden biri olan Kaş ilçesindeki Çukurbağ Yarımadası’ndaki makilik-zeytinlik alanda çıkan yangın, bölgedeki imar tartışmasını yeniden gündeme getirdi. Yangının hemen ardından özelikle sosyal medyada yapılan paylaşımlarda bu alanın otel ya da villa yapmak için kasıtlı olarak yakılmış olabileceği iddiaları gündeme geldi. Ancak bu iddialar aslında bölgedeki büyük rant yangının gölgelenmesine yetmedi.

ASIL YANGIN, YANAN ALANIN ÇEVRESİNDEKİ BETONLAŞMA

Kaş ilçe merkezinden güney batıya yönünde denize doğru adeta bir parmak gibi uzanan Çukurbağ Yarımadası’nın Üç Adalar olarak bilinen uç kısmında çıkan yangın ve sonrasında yaşananlar toplumun yağma ve rant konusunda nasıl bir körleşme içinde olduğunu da gösteriyor. Yanan tepedeki bölgenin etrafı öylesine betonlaşmış ve lüks villalar, otellerle dolmuş ki içlerinde kaçak yapıların da olduğu bu bölgedeki yapılaşma kimsenin dikkatini çekmiyor ve yanan arazinin otel yapmak için yakılmış olacağı yönünde yorumlar yapılıyor. Yaşanan onca benzer örneğe bakılınca bu vehimler hepten de haksız sayılmaz elbette, ancak Kaş’taki durum biraz daha farklı…

183 DÖNÜMLÜK ARAZİYİ 1121 DÖNÜME ÇIKARDILAR

Yanan arazi, merkezi Ankara’da bulunan Gazeteciler Cemiyeti’ne ait. Bu bölgede görülen binaların olduğu arazilerin büyük çoğunluğu da tıpkı yanan yer gibi cemiyete aitti. Çünkü Ankara Gazeteciler Cemiyeti yönetimi, 1971 yılında Çukurbağ Yarımadası’nda bu araziyi Ali Yıldırım adında bir vatandaştan satın almış. Ancak satın alındığında 183 dönüm olan arazi için cemiyet 1974’de yerel mahkemede “tapu düzeltme davası” açmış. Bu dava sonucunda da arazinin yüzölçümü yaklaşık 6 kat büyütülmüş ve 1121 dönüm olarak “düzeltilmiş”.

SAHİP OLUNAN ARAZİLER KAMU MALI NİTELİĞİNDE

Ardından da bölge 1980’lerde imara açılıyor. Parsellere bölünen arazilerin bir kısmı cemiyet üyelerine satılıyor bir kısmı ise cemiyetin tüzel kişiliğine bırakılıyor. Bu arada Milli Emlak Genel Müdürlüğü de Kaş’a bir uzman gönderiyor ve bu uzmanın hazırladığı rapora göre cemiyetin tapu büyütme davasına konu edilen arazinin, “devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden” olduğu, dava açılması gerektiği rapor ediliyor. Ancak devlet bu davayı açmaktan çekiniyor. Bu süreçte yaşananları 2009 yılında kapsamlı biçimde haberleştirmiştik: https://www.acikgazete.com/kata-70-yllk-rant-sava/

İMAR RANTINDAN VAZGEÇMEYEN BİR GAZETECİ MESLEK ÖRGÜTÜ

Ancak AGC, geçmişte 6 kattan fazla büyültülen bu araziden elde ettiği rantın peşini bir türlü bırakmadı. Geçmişte yapılan imar planları sırasında yol, doğal park ve yeşil alan olarak kamuya terk edilen arazilerin amacı dışında kullanıldığını ve fazla zayiat yapıldığı öne sürerek yerel yönetim üzerinde baskı kurma yoluna giden cemiyet yönetimi, Kaş Belediyesi’ne gönderdiği 14 Aralık 2009 tarihli ihtarnamede, tehdit dolu bir dil kullanıyordu.

‘ARSALARIMIZIN DÖNÜMÜ 200 BİN AVRO DEĞERİNDE’

Cemiyet’in, değişen belediye yönetiminin bilgisi dışında olabileceği ihtimaline karşı bir tür “hatırlatma” notuyla gönderdiği ihtarnamede, Çukurbağ Yarımadası’ndaki arazilerde geçmişte yapılan ‘fazla zayiatın’ giderilmesi, alan için hazırlanan imar planının koruma kurulu nezdinde belediye tarafından savunulması ve alanın imar işlemlerinin tamamlanması isteniyor. Cemiyet yönetimi, bugün yangınla gündeme gelen bölgeyi de kapsayan imar talebinde, yarımadadaki her bir dönüm arazinin 200 bin Avro olduğunu da belirterek 100 dönümlük kayıplarının giderilmesini, aksi halde yasal yollara başvurulacağı uyarısında bulunuyor.

Noter kanalıyla yapılan bir ihtarname olsa da bu belgede kullanılan dil ve üslup, bir gazeteci meslek örgütü ile yan yana bile gelmemesi gereken içerik taşıyor. Ancak ne yazık ki bu belgenin altında cemiyetin üç yöneticisinin imzası bulunuyor.

KAŞ’TAKİ RANT ARAYIŞININ TARİHÇESİNİ TANIKLARI ANLATIYOR

O dönem bu konuyu fikri-takip gazeteciliği yaparak aylarca çalışmış ve gündeme getirmiştim. Geçmişte Kaş Belediyesi’nin avukatlığını da yapan Salim Cengiz, kendisiyle yaptığımız kapsamlı söyleşide, cemiyetin yıllardır nasıl bir rant arayışı içinde olduğunu ayrıntılarıyla anlatmıştı: https://www.acikgazete.com/ukurba-rantna-hukuku-yorumu/

BELEDİYE 2010’DA CEMİYETİN İMAR TALEBİNİ REDDETTİ

Dönemin Kaş Belediye Meclisi, Ocak 2010’da cemiyetin imar talebini görüşmüş ve açıkça reddetmişti. O dönemde Kaş Belediye Başkanı CHP’li Abdullah Gültekin’di ve meclis üyeleri rant içerikli talebi yasal dayanaklarını da ortaya koyarak geri çevirdi. İlgili haber için bakınız: https://www.acikgazete.com/gazetecilerin-revizyon-talebine-onay-kmad/

İMAR ISRARI 2018’DE YENİDEN AÇIĞA ÇIKTI

Ancak yerel belediyenin imar talebini reddetmesi cemiyetin arayışını sona erdirmedi. Yıllardır değişmeyen talepler 2018’de bir kez daha açığa çıktı. Yeniden bir imar talebi ve belediyeler ile koruma kurulları arasında süren arayışlar. AGC’nin 2018 yılı durum raporunda yer alan bilgilere göre Kaş’taki imar çabaları devam ediyordu ve bu konuda Müteahhitlerle bile anlaşmaya varılmıştı.

RANTI GÜNDEME GETİREN HABERE YAYIN YASAĞI

Cemiyet’in kendi raporuna dayanarak yaptığımız haber hakkında jet hızıyla nöbetçi savcılığa başvuran yönetim, habere yayın yasağı getirilmesi kararı aldırmıştı. Aynı cemiyetin AB fonlarının da desteğiyle ‘Basın Özgürlüğü’ projeleri yürütmesi, gazetecilere yönelik baskıları raporlaması dikkat çekiyor. Yayın yasağı kararı çıkartılan ancak farklı mecralarda da yer aldığı için görünür olması engellenemeyen haberimizi okumak için: https://www.acikgazete.com/gazeteci-orgutu-mu-emlak-ofisi-mi/

YANAN ARAZİ ZEYTİNLİ TARLA VE AMAÇ DIŞINDA KULLANILAMAZ

Bugün yanan arazinin de içinde olduğu bölge, Çukurbağ Yarımadası’nın en ucunda, kayalık bir alan. Tapu kayıtlarında “zeytinli tarla” olarak görünüyor. Yanan arazi, 231 ile kısmen 232 Adayı kapsıyor. Cemiyet Başkanı Nazmi Bilgin, yangından sonra yaptığı açıklamada arazinin kendilerine ait olduğunu ve imara açılmasının mümkün olmadığını dile getirdi. Üstelik cemiyetin de imara açılma işine asla izin vermeyeceğini vurguladı.

CEMİYET BAŞKANININ ‘İMARA AÇTIRMAYIZ’ SÖYLEMİ GERÇEKÇİ DEĞİL

Diğer yandan ise başta sanatçı Haluk Levent olmak üzere bu alanın ağaçlandırılması için girişim başlatacaklarını duyuranlar oldu. Türkiye’de özgür ve bağımsız gazeteciliğin neden ekmek ve su gibi ihtiyaç olduğu bu vesileyle bir kez daha kendini gösterdi. Bir yanda yıllardır ülkenin büyük kısmı ‘kamu malı’ olan cennet köşesini türlü yollarla ele geçiren ve milyarlık kazanımlar elde eden bir “gazeteci” örgütünün “imara açtırmayız” açıklaması, diğer yanda ise bilgiden ve somut gerçeklikten yoksun, sadece sabun köpüğü gündem diliyle yapay çözüm arayışları.

ZEYTİNLİKLERİ İMARA AÇMAMAK LÜTUF DEĞİL, YASAL ZORUNLULUK

Cemiyet Başkanı Bilgin’in “imara açtırmayız” çıkışı, yıllardır bu araziyi de kapsayan alan için gösterdikleri imara açtırma çabalarıyla çürütülüyor. Zaten burası öyle bir imara açılmış ki, bir insan vücudunu düşünün, boğazına kadar betona gömülmüş sadece başı açıkta kalmış; işte yanan o alan açıkta kalan baştır. Hiç kimse işin bu yanına bakmadan romantik bir ağaçlandırma popülizmine yöneliyor. Burası nitelik olarak ‘zeytinlik’ bir alandır ve zeytinlikler amacı dışında kullanılamaz. Yani buraya zeytin ağaçları dikilmeli ya da asla imara konu edilmeden doğal dokunun kendini onarmasına izin verilmeli.

AMAÇ DIŞI KULLANIM VARSA GEREĞİ YAPILMALIYDI

AGC’nin ise Çukurbağ Yarımadası’ndan 1971’den bugüne elde ettiği kazanımlarla yetinmesi ve geçmişte kamuya terk edilen araziler için imar talebini geri çektiğini açıklaması gerekiyor. Eğer geçmişteki belediye yönetimleri terk edilen arazileri amaç dışı kullanmışlarsa, bu konuyu yeni imar zorlamaları için bir baskı aracı olarak kullanmak yerine gereğini yapıp hukuki yollara başvurmaları gerekiyordu. Zaten adı geçen bölgede 20 yıl öncesine kadar araziler “taşlı tarla” olarak anılıyordu ve pek de ekonomik değeri yoktu. 2000’li yıllarda yabancılara mülk satışının yasal hale gelmesiyle birlikte Kaş’ta emlak rantı patladı, bu bölge yağmacıların gözdesi haline geldi ve unutulan eski araziler yeniden anımsandı.

CEMİYET 110 DÖNÜMLÜK ALANDA AVM VE TATİL KÖYÜ YAPMAK İSTİYOR

Son olarak AGC’nin Çukurbağ Yarımadası’ndaki kamuya terk edilen arazileri için yaptırdığı imar planına değinmek gerekirse, plan yaklaşık 110 dekarlık bir arazinin yapılaşmasını öngörüyor. AVM, turizm tesisi, tatil köyü ve konut yapılması planlanıyor. Cemiyeti’nin 30 Eylül 2018 tarihli ‘Durum Raporu’nda konuyla ilgili yapılan çalışmalar hakkında şu ifadelere yer veriliyor: Revizyon planı ile ilgili olarak, büro ve arazi çalışmalarımızı tamamladıktan sonra, prosedür gereği, Antalya Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge komisyonuna başvurduk. Revizyon plan teklifimizle, mevcut 44.790 m2. İmarlı alanlarımıza ilaveten, 110.000 m2.lik Turistik tesis, tatil köyü, konut, rekreasyon içerikli yeni imarlı alan kazanmayı amaçlamaktayız.”

BAKANLIĞIN İMAR PLANI HAKKINDA AÇIKLAMA YAPMASI GEREKİYOR

Cemiyetin özel bir kuruluşa hazırlattığı imar planının, yerel kurul tarafından ‘uygun’ bulunarak Aralık 2018’de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’ne gönderildiğini öğrendik. TVKG’nin de bu konuda bir açıklama yaparak duruma açıklık getirmesi, cemiyetin kendi raporunda yer verdiği gibi, “üst ölçekli plana ihtiyaç duymadan imar planının onaylanması” yolunda atılan adımların ne aşamada olduğunu açıklayarak kamuoyunu aydınlatması gerekiyor.

DERS OLARAK OKUTULACAK BİR UTANÇ ÖYKÜSÜ

Aksi halde son 50 yıldır devletin ve kamu kurumlarının acziyetinden yararlanarak, yerel yönetimler üzerinde baskı kurarak haksız bir şekilde kazanım elde eden bir meslek örgütünün halen devam eden bu ısrarı, iletişim, hukuk ve kamu yönetimi-kamu hukuku alanlarında ders olarak okutulacak bir utanç öyküsü olarak tarihte yerini alacaktır.

Önceki haberAlmanya’da aşırı sağ kaynaklı suçlarda artış
Sonraki haberBoeing 12 binden fazla kişiyi işten çıkarıyor
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.