Üç cumhurbaşkanı

koşut tutulmayacak denli gurur vericidir


Cumhurbaşkanlığı seçimi, ülkemizde her dönem gerilimli ve yüksek tansiyonlu  atmosfer içinde olmuştur. 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal Başbakan iken, memur zammını yüzde 30’dan fazla tutmak bütçeyi önemli ölçüde zorlar iddiasında iken,  bu sözleri söylemesinden bir iki ay bile geçmeden Cumhurbaşkanı olmayı kesin olarak kafasına koyduğunda, memur zammını Temmuz ayında yüzde 70’lere kadar çıkarak, hem memur kesimini, hem de Cumhurbaşkanlığı seçiminde oy kullanacak olan partisinin milletvekillerinin maaşlarını önemli ölçüde artırmış olmakla, değerli milletvekillerinin gözünde Cumhurbaşkanlığı’na en layık adayın kendisinin olması yönünde ki Meclis  kararının alınmasını garanti etmişti   
                                                             ***


Gelelim bugüne…
Konumuzun birinci Cumhurbaşkanı:
Yüce makama seçilmesinden on beş gün öncesine kadar, ülkede Türk halkının tanımadığı, milyonlarca insanın ismini dahi bilmediği Ahmet Necdet Sezer, Başkan konumuyla, yaradılışına özgü alçakgönüllülük içerinde Anayasa Mahkemesinde görev yapıyordu.


Ecevit’in siyasi yaşamında ki belki de en isabetli sayılacak kararıyla, Cumhurbaşkanlığı’na layık görülmesi ve seçilmesiyle, Sayın Sezer 2000 yılının Nisan ayında, ülkenin birinci sıradaki devlet adamı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin 10. cumhurbaşkanı olarak Çankaya köşkünde ki tarihi görevine başlamış oldu.


Ahmet Necdet Sezer, 2000’li yıllar Türkiye’sinin ilk yedi yılına damgasını vurmuş ve vuracak olan Cumhurbaşkanı konumuyla, ülkemizin geçirmekte olduğu zor yıllarında, Türk halkının büyük talihi olmuştur.


Hangi yönden değerlendirilirse değerlendirilsin, Sayın Ahmet Necdet Sezer; deneyimi, hukuki bilgisi, laik, çağdaş, demokrat ve Atatürkçü yönüyle tam bir devlet adamı konumundadır. Alçakgönüllü davranış ve yaşamıyla, devletin tek kuruşunun israf ölçüsünde harcanmaması konusundaki titizlik ve duyarlılığını yaşamına entegre etmiş olması, şahsını halkın indinde sevginin ve saygının doruğuna taşımıştır.


2007 yılının Nisan ayında 7 yılık görev süresi dolacak olan Sayın Sezer, Çankaya köşküne veda ederken, arkasında kendisine minnet ve şükran duygularıyla dolu ve onu her zaman özlemle anacak ve arayacak bir halk bırakacaktır…


                                                      ***


Konumuzun ikinci cumhurbaşkanı:
Ahmedinejat… İran Cumhurbaşkanı. Dar gelirli bir aileden geliyor. Fiziği ile sanki bu gerçeği doğruluyor. Ancak bunun yanında, direnci, dirayeti ve mücadele azmi ile kendisini kanıtlamış ve İran halkına kabul ettirmiş bir mücadele insanı. Yeri geldiğinde sıkça dile getirdiği üzere, “halktan biri” olmanın özelliğini taşıyor.


Görkemli yaşamı ve serveti yok. Malı ve mülküyle orta halli sıradan bir İran vatandaşından ayrımı yok. Trilyonları ve trilyonlarla ifade edilen villaları ve maddi serveti bulunmuyor… Dürüstlük olma iddialarını hiçbir yoruma meydan bırakmayacak biçimde,  özyaşamında aynen uyguluyor. Kısaca sözleri ile yaşam biçimi ve eylemleri örtüşüyor…


Ahmedinejat, geçtiğimiz günlerde, mal varlığını ülkesinin yetkili yargı erkine sundu. İran yasaları bunu gerektiriyor.
Cumhurbaşkanı’nın mal varlığı şöyle:
127 metrekare büyüklüğünde müstakil bir ev. Üniversite öğretim üyeliğinden   banka hesabına yatmakta olan aylık. 1977 model Peugeot(pejo) 504 marka otomobil ve kendi üzerine kayıtlı iki sabit telefon. Ahmedinejat’ın tüm mal varlığı bu. (8.sütun.com – 31.12.2006)


İran gibi büyük bir devletin başında bulunan birinci sıradaki bir devlet adamının olan biten mal varlığı; 29 yaşındaki bir araba ile orta halli bir ev… Başka ne söyleyelim? Görev gelirken, “ hırsızlık ve yolsuzlukla mücadele” sözü veren, Ahmedinejat görevine başlarken kendisinin dürüst olma konusunda ki iddiasını  kanıtlayarak,  milleti adına vereceği mücadelede samimiyetini, inandırıcı bir biçimde ortaya koymuş bulunuyor.


Ülke yönetimlerinde önemli olan budur.
“Öğretmen nasılsa sınıf öyledir” diye anlamlı bir söz vardır.
Devleti yönetenlerin, her yönleriyle halkın bir parçası olarak yaşamaları, servetleri ve kazanımlarıyla da, bunu kanıtlamaları gerekir.
Hamasi nutuklar, gözü yaşlı söylemler, hiçbir devlet yöneticisini, halkın önünde inandırıcı yapmaz. Önemli olan söyledikleri değil, yaptıkları ve yaşadıklarıdır. Davranış, tutum, eylem ve uygulamalar somutu ifade eder. Önemli ve geçerli olan da somutu yansıtabilmektir. 
                                                               


*** 


Konumuzun üçüncü cumhurbaşkanı:
2007 yılının Nisan ayına kadar kim olduğu bugünden belli olmayan ülkemizin bir buçuk yıl sonra ki yeni cumhurbaşkanı…
Çankaya için bugünden isim belirtebilmek ve isimler üzerinden söz edebilmek olanaklı değil.


Ancak temennimiz o ki;
Söylemleri ile eylemleri çakışan, yaşamıyla, malı ve mülkiyle gerçek anlamda halk adamı olan, özüne, sözüne, değişimine ve gelişimine güven duyulabilecek, her şeyden önce, laik, demokrat ve Atatürk ilkelerine gönülden bağlı bir cumhurbaşkanı, Şükranla uğurlanacak olan Sayın Ahmet Necdet Sezerden, 2007’nin nisan ayında, Türk milletinin gönlündeki cumhurbaşkanı talih ve konumuyla  görevi teslim alsın…


burhanaozbey@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.