İNGİLTERE… Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İngiltere gezisi beklenenin tersi sonuçlar yarattı

Türkiye’de hükümet denetimindeki medyada yazılıp söylenenlerin aksine, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İngiltere’ye yaptığı üç günlük resmi gezi, yarardan çok zarar getirmişe benziyor.Ev sahibi İngiltere hükümeti, seçim kampanyasının ortasındaki bir yabancı siyasi lideri ağırlayarak destek olduğu izlenimi yaratmama geleneğini çiğnediği için sert eleştirilere hedef oldu.

Başbakan Theresa May, ülkesinin değerlerini ticari kaygılar yüzünden gözardı etmekle suçlandı.

Liberal Demokrat Parti lideri Sir Vince Cable, May hükümetinin diplomasinin yerine samimiyetsiz çıkar arayışını koyduğunu ileri sürdü.

Ancak, ziyareti olumlu bulanlar, onaylayanlar da vardı. Sözgelimi, The Times gazetesi, 15 Mayıs’ta yayınlanan başyazısında, “ülke içinde sürdürülen baskıcı politikalardan duyulan endişeye rağmen, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la iş tutmak, yerinde bir politikadır. Aramızdaki ilişki, NATO’nun geleceği için belirleyici olabilir” görüşüne yer verdi.

The Daily Telegraph gazetesi de benzer bir yorumda bulunarak “Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı misafir olarak ağırlamak, İngiltere’nin ulusal çıkarları gereğidir” diye yazdı.

Basın özgürlüğü savunucuları, sendikalar ve bir grup gösterici, başbakanlık konutu ve Cumhurbaşkanının konuşma yaptığı Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Chatham House önünde protestolar düzenlediler.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü RSF, Başbakan May’e hitaben açık bir mektupyayınlayarak, Türkiye’de tutuklu bulunan yüzden fazla gazetecinin salıverilmesi için çağrıda bulunmasını istedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’la temasları ardından düzenledikleri ortak basin toplantısında konuşan Başbakan May, Türkiye’nin demokratik değerleri ve insan haklarını gözardı etmemesi gerektiğini söyledi.

Bu sözleri duymamazlıktan gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, kendisine hapisteki gazetecilerle ilgili soru yönelten medya mensuplarını azarladı. “Haber kaynaklarınız doğru değil. Bir de teröristlerle gazetecileri birbirinden ayırın.Yargımız teröre karışmış olanlarla ilgili olarak bu tür kararları vermiştir. Bunları kaynağından öğrenin. Sağlıklı haber öğrenin ki sağlıklı haber üretin” dedi.

Sınır Tanımayan Gazetecilik Örgütü’nün İngiltere sorumlusu Rebecca Vincent’e geziyle ilgili değerlendirmesini sorduğumda, Londra’daki protestolarla, Cumhurbaşkanına ülkesindeki  uygulamalara rağmen demokratik ülkelerde tepki görmeden seyahat edeceği günlerin sonuna geldiği mesajı verildiğini söyledi.

Rebecca Vincent, “Başbakan May’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’a demokratik değerler ve insan haklarına saygı gösterilmesi gerektiğini hatırlatmasını olumlu karşılıyoruz. Ancak hapisteki gazetecilerin salıverilmesi çağrısında bulunmaması bizde düş kırıklığı yarattı. Tam tersine, basın toplantısında Cumhurbaşkanının gazetecilerden terörist diye sözetmesine tepkisiz kaldı. Bizler, İngiltere hükümetini, Türkiye ile ikili ilişkilerinde temel hak ve özgürlükler konusunda daha kararlı davranılması için teşvik etmeyi sürdüreceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kullandığı üslup, İngiliz gazetecileri şaşırttı şaşırtmasına da, asıl şaşkınlığı yaşayanlar, Cumhurbaşkanı ve beraberindeki kalabalık heyetle biraraya gelen, özel toplantılar yapan yatırımcılar, banka ve şirket temsilcileri oldu.

Onlar için ilk şok, Cumhurbaşkanının Bloomberg Televizyonundan Guy Johnson’a verdiği mülakatla geldi.  Cumhurbaşkanı, sözkonusu söyleşide 24 Haziran seçimlerini kazandıktan sonra ekonomi üzerindeki denetimini artırma ve para politikasında daha fazla sorumluluk alma yönündeki niyetini açıkladı.

Aynı mesajı, Londra’da yatırımcılarla ve iş çevreleriyle yaptığı toplantılarda da tekrarladı. Bu açıklamalara tepkileri değerlendiren Financial Times gazetesine göre, sonuç, Türkiye’ye yatırım iştahının azalması oldu.

İstikrar ve sürekliliğe büyük önem veren iş ve yatırım çevreleri, geçmişte, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ortodoks bulmadıkları yorumlarını duymazdan gelmeyi, ekonomi kurmaylarının icraati üzerinde odaklaşmayı seçmişlerdi. Şimdi aynı kişilerin ‘bizi asıl korkutan bu tutumun ileride de sürmesi’ dedikleri aktarılıyor.

Bir süredir ekonominin fazlasıyla ısındığı endişelerini dile getiren ve kurumsal zayıflıklara dikkat çekenler, artık Cumhurbaşkanının ekonomi vizyonundan korktuklarını söylüyorlar.

Türk lirasının değerindeki rekor düşüşler de, İngiltere ziyaretinde benimsenen tutumun ne kadar ters teptiğinin bir başka göstergesi.

İngiltere gezisinin hemen ardından Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’nın iktidar partisi genel merkezine çağrılması, eğer zararı sınırlama girişimiyse, o zaman belli ki, Türkiye’nin ekonomiden sorumlu yetkilileri, para politikasına hükümet müdahalesi ve Merkez Bankas’nın bağımsızlığı konusunda kendilerine iletilen Londra mesajlarını hiç duymamışlar.

YAZARIN DİĞER YAZILARI İÇİN:
http://www.firdevstalkturkey.com/tr

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

7 − four =