Cumhuriyet gazetesi davası başlıyor

Cumhuriyet gazetesi davası başlıyor

0
PAYLAŞ

Cumhuriyet gazetesinin 17 çalışanının yargılandığı toplam 19 sanıklı davanın ilk duruşması bugün İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görülecek.

Soruşturmanın açılmasından 156 gün sonra hazırlanan iddianamede, sanıkların 7,5 yıldan 43 yıla kadar hapisleri isteniyor.

Cumhuriyet gazetesinin tutuklu çalışanlarından 10’u 267 gündür demir parmaklıklar ardında.

Elif Günay, duruşma öncesi son kez babası Turhan Günay’ı görmek için yaklaşık 9 aydır her Cuma günü olduğu gibi görüştüğümüz gün de yine Silivri’nin yolunu tutuyor.

Sevinç Kart ve Elif Günay

Minibüste konuşuyoruz Elif Günay’la. “Silivri yolu şu anda hem bir iç sıkıntısı hem de babamı göreceğim için biraz heyecan ve mutluluk da aynı zamanda,” diyor ve ekliyor:

“Ama diğer yandan sürekli içinde bulunduğumuz hali hatırlattığı için bir öfke ve kızgınlık da var.

“Silivri kelimesini duyunca tüylerimiz diken diken oluyor. Silivri deyince özgürlükleri elinden alınmış insanlardan başka bir şey gelmiyor aklımıza.”


Cumhuriyet gazetesi davası sanıkları:

Tutuklu yargılanan Cumhuriyet çalışanları:

Akın Atalay, Murat Sabuncu, Kadri Gürsel, Ahmet Şık, Turhan Günay, Güray Öz, Hakan Kara, Musa Kart, Önder Çelik, Bülent Utku, Mustafa Kemal Güngör

Tutuksuz yargılanan Cumhuriyet çalışanları:

Can Dündar, Aydın Engin, Hikmet Çetinkaya, Orhan Erinç, Bülent Yener, Günseli Özaltay

Diğer sanıklar:

İlhan Tanır, Ahmet Kemal Aydoğdu


‘Babam vakıf yöneticisi değil ki’

Turhan Günay, Cumhuriyet gazetesinin kitap ekinin genel yayın yönetmeni. 31 Ekim 2016’da gözaltına alınan isimlerden. 8,5 yıldan 22 yıla kadar hapsi isteniyor.

Elif Günay, babasının neden tutuklandığını halen anlamadıklarını söylüyor:

“Babam Cumhuriyet Vakfı’nın Yönetim Kurulu üyesi olmakla, dolayısıyla da gazetenin değişen yayın politikasında söz hakkı olmakla suçlanıyor. Fakat babam vakfın yöneticisi değil ki. Benim kafam çok karışık.

“Babam 71 yaşında. Hapishanedeyken sağlık sorunları yaşadı. Yaşı var, şekeri var. Göğsünde ağrı hissetmiş, anjioya girmiş. Damar tıkanıklığı tespit edilmiş, stent takılmış. Ama bütün bunlar tahliyesi için yeterli sayılmadı.

‘Bu karikatürü çizen birini FETÖ’yle suçluyorlar’

Cumhuriyet gazetesinin bahçesinden Silivri’ye ring sefer yapan minibüste tutuklu karikatürist Musa Kart’ın eşi Sevinç Kart da var.

Kendisi şu anda konuşmak istemiyor, öyle bir karar aldıklarını söylüyor. “Kaybettiğimiz adalet duygumuzu kazanmamıza vesile olsun bu hafta. Bunu umuyor ve diliyoruz,” diyor sadece.

Sonra dayanamıyor, cep telefonundan Musa Kart’ın bir karikatürünü gösteriyor.

Musa Kart'ın 13 yıl önce çizdiği bir karikatür
Musa Kart’ın 13 yıl önce çizdiği bir karikatür

Karikatür 13 yıl önce çizilmiş. Fethullah Gülen, bir postala tırmanırken resmedilmiş.

“Bu karikatürü çizen birini FETÖ’yle suçluyorlar. Aklımız almıyor,” diye konuşuyor Sevinç Kart.


31 Ekim 2016’dan bugüne yaşananlar

  • Cumhuriyet gazetesine 31 Ekim 2016’da operasyon düzenlendi.
  • 5 günlük gözaltının ardından 9 Cumhuriyet çalışanı ‘kaçma şüphesi olduğu gerekçesiyle’ tutuklandı.
  • Yurtdışındayken hakkında yakalama kararı çıkarılan İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay Türkiye’ye döndü, 12 Kasım 2016’da tutuklandı.
  • Ahmet Şık, haberleri ve Twitter paylaşımları gerekçe gösterilerek 29 Aralık 2016’da gözaltına alındı, akabinde FETÖ/PDY ve PKK/KCK propagandası yaptığı iddiasıyla tutuklandı.
  • Son olarak gazetenin muhasebe çalışanı Emre İper 18 Nisan 2017’de tutuklandı. İper, bugün başlayan davanın sanıklarından değil.
  • Soruşturmayı başlatan savcı Murat İnam’ın FETÖ davasında sanık olduğu ortaya çıktı.
  • İddianame, Cumhuriyet operasyonundan 156 gün sonra açıklandı.
  • Cumhuriyet çalışanlarına ‘silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme’, ‘hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma’ suçlamaları yöneltildi.
  • İddianamede, Cumhuriyet çalışanları için 7,5 yıldan 43 yıla kadar hapis istendi.
  • Davanın ilk duruşması 24 Temmuz 2017 tarihinde görülüyor.

‘Örgüte yardım etme’ suçlaması

İddianamede, Cumhuriyet gazetesinin yazar ve yöneticilerine ‘silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme’ ve ‘hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma’ suçlamaları yöneltiliyor.

Ayrıca gazetenin yayın politikasının son üç yıllık dönemde, bilhassa da 15 Temmuz darbe girişimine giden süreç ve sonrasında değişime uğradığı, gazetenin ‘yıkıcı ve bölücü’ haberlere imza attığı, ‘terör örgütü liderlerini sevimli ve meşru göstermeye’ çalıştığı gibi suçlamalara da yer veriliyor.

Çağlayan Adliyesi
Çağlayan Adliyesi

Dava; soruşturmayı başlatan savcı Murat İnam’ın kendisinin FETÖ davasında sanık olduğunun ortaya çıkması, Oda TV davasında bir yıl cezaevinde yatan, “İmam’ın Ordusu” kitabının yazarı Ahmet Şık’ın FETÖ ve PKK propagandası yaptığı iddiasıyla tutuklanması (FETÖ propagandası iddiası iddianamede yer bulmadı), sanıkların telefonunda Bylock kullanan kişilerle temas ettikleri gibi iddialar nedeniyle de çok tartışılmıştı.

‘Buna iddianame demek hukuka ihanet etmek olur’

Sanıklardan Güray Öz’ün avukatı Adil Demirci, “Bu iddianameye hukuki bir metin olarak gerçekten bir garabet diyebiliriz,” diyor:

“Normal şartlarda bu iddianamenin kabul edilmemesi gerekirdi. Bunun gibi davalar baştan sona siyasi davalardır. Şu anda siyasi iktidara hakim olan çevre muhalif gördüğü unsurları tasfiye etmeye çalışıyor. Cumhuriyet de muhalif bir yayın organı olarak bu süreçten nasibini alıyor.”

Bülent Utku’nun avukatı Hafize Sabancı da “Normal şartlar altında bu insanların bir gün dahi gözaltına alınmaması gerekirdi. Ama derdest edilip cezaevine atıldılar,” diye konuşuyor:

“İddianamede deliller yok. Bir takım gölgelerden, şaibelerden, dedikodulardan bahsediliyor. Buna iddianame demek hukuka ihanet etmek olur. Bu içinde saçma sapan tutarsızlıklar olan eklektik bir metin.”

Can Dündar: İddianamede ne bir kanıt var, ne de bir iddia

Davanın bir numaralı sanığı Cumhuriyet gazetesinin eski genel yayın yönetmeni Can Dündar.

Can Dündar, MİT TIR’ları davası nedeniyle 3 ay hapis yatmasının ardından tahliye edilmiş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tahliyesiyle ilgili olarak “Karara saygı duymuyorum,” açıklamasını yapmıştı.

Dündar’a, davanın 6 Mayıs 2016’daki duruşmasında, Çağlayan Adliyesi önünde silahlı saldırı girişiminde bulunulmuştu.

Can Dündar bir yılı aşkın süredir Berlin’de yaşıyor. Bugünkü davaya bizzat katılmıyor.

Cumhuriyet gazetesinin eski genel yayın yönetmeni Can Dündar
Cumhuriyet gazetesinin eski genel yayın yönetmeni Can Dündar

İnternet bağlantısı üzerinden görüştüğümüz Can Dündar, “Bütün iddianameyi okuduğunuzda tek şey haber, başlık, yorum. Onun dışında ne bir kanıt var ne de bir iddia. Biz gazetecilik yaptığımız için suçlanıyoruz,” diyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Gazetenin editoryal politikasını değiştirmekle suçlanıyorum. Bir gazetenin yayın politikasıyla ilgili hüküm vermek bir savcının görevi de değil, haddi de değil.

“Erdoğan’ın yolsuzluk dosyasını soruşturan savcıyla röportaj yapmakla suçlanıyorum. Ben dünyanın hiçbir yerinde bir gazetecinin cumhurbaşkanının yolsuzluk dosyasını soruşturan savcıyla röportaja ilgi göstermeyeceğini düşünmüyorum. Bu tamamen bir gazetecilik faaliyeti.

“Cumhuriyet Türkiye’nin en eski gazetesi, en itibarlı gazetelerinden biri. Cumhuriyet özgür basının son kalelerinden biri ve o kale de düşerse Türkiye’de özgür basından söz etmemiz çok zorlaşacak.”

Cumhuriyet gazetesi önünde 1 Kasım 2016'da düzenlenen bir protesto gösterisi
Cumhuriyet gazetesi önünde 1 Kasım 2016’da düzenlenen bir protesto gösterisi

Zeynep Oral: 3 darbenin hiçbirinde böyle birşey görmedim

Cumhuriyet gazetesinin köşe yazarlarından, aynı zamanda PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı Zeynep Oral da aynı görüşleri dile getiriyor:

“Türkiye’de basın özgürlüğü olduğuna inanmıyorum. 3 tane darbe yaşadım. Hiçbirinde böyle bir şey görmedim. Çünkü öbürlerinde bir kural vardı, bir kaide vardı. Kendine göre bir yasal çerçeve çizilmişti, neyin suç neyin suç olmadığını biliyordunuz. Burada böyle bir şey söz konusu değil. Herkes herkesi her an ihbar edebilir. İsteyen istediğini yarın hapse sokabilir. Durum bu.”

Türkiye bugün uluslararası gazetecilik örgütlerine göre dünyanın en büyük gazeteci hapishanesi. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, Türkiye’de 150’nin üzerinde tutuklu gazeteci olduğunu belirtiyor.

Cumhuriyet gazetesinin köşe yazarlarından, aynı zamanda PEN Türkiye'nin Başkanı Zeynep Oral
Cumhuriyet gazetesinin köşe yazarlarından, aynı zamanda PEN Türkiye’nin Başkanı Zeynep Oral

Zeynep Oral, bu rakamın basın özgürlüğü açısından iyi bir sicile sahip olmadıkları düşünülen Çin, İran ve Eritre’deki tutuklu gazeteciler sayısının toplamından dahi fazla olduğuna dikkat çekiyor.

“Zaten,” diyor ve ekliyor Oral:

“Eğer içeride haksız yere yatan bir gazeteci dahi varsa, hiçbirimiz özgür değiliz.”

BİR CEVAP BIRAK