Cumhurun başını ‘tepetaklak’ etme planı…

Yagıtay Onursal Başkanı Sabih Kanadoğlu, Çankaya Köşküne çıkması henüz kesinleşmeyen Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül’ün yargılanabileceğini iddia etti.
Açık açık söylemese de Kanadoğlu, yargıya ve hukuk dünyasına ince ince mesajlar gönderiyor ve demek istiyor ki “Eğer tepeye çıkarsan, bir süre sonra tepetaklak gidersin”
Sabih Kanadoğlu, bir dönem Türkiye’nin yargı alanında bir nolu adamıydı.
Emekli oldu. Son aylarda yargı alanındaki deneyimlerini artık kamuoyuna taşıyor.
Siyasete atılmadı ancak tüm siyasi olaylarda kendisini gösteriyor.
Nitekim Cumhurbaşkanlığına adaylığını koyan Gül için TBMM’de turlar başlayınca birinci turda, seçici çoğunluk rakamı olan 367’nin aranması gerektiği görüşünü ortaya atmış, Türkiye Nisan 2007’de düğüm değil, adeta  kördüğüm olmuştu.
İlk işaretini Nisan ayında veren Kanadoğlu ilerde “düğümcü Sabih” takma adıyla anılırsa şaşmayalım.
Nedeni ise yine bir başka “düğüm” ile çıktı ortaya…
“Çıkarsa Gül Çankaya’ya, indirirler düz ovaya” demeye getirmiş son durumu Kanadoğlu.
Halkın anlayacağı dil bu.

Ama hukuk diliyle şöyle demek istiyor sayın Kanadoğlu
“Anayasada herhangi bir düzenleme olmadığı için Cumhurbaşkanı hakkında, sade bir vatandaş ya da dokunulmazlığı kaldırılmış milletvekili gibi işlem yapılması gerekir”
Kanadoğlu’nun bu görüşü ortaya atmasından sonra yargı çevreleri duracak değiller ya.
Onlar da peşpeşe görüş serdetmiişler.

1-Refah- Yol döneminde devlet bakanlığı yapan Gül, görevi sırasında bağlı kuruluş Kalkınma Bankasından kişisel harcama yapmıştır. Bu nedenle hukuk mahkemesinde tazminata mahkum edilmiştir.

2-Kamuoyunda kayıp trilyon davası olarak bilinen ve Necmettin Erbakan’ın da aralarında bulunduğu bazı kişiler, kayıp trilyon davasında “sahtecilik” suçundan yargılanarak mahkum olmuştur. Gül ise bu davanın sanıkları arasında bulunmasına rağmen, milletvekili dokunulmazlığı kaldırılmadığı ve en son 22. yasama döneminde ise hakkındaki dosya, TBMM’de dönem sonuna bırakıldığı için yargılanamamıştır. Bu davadaki suçlama, bütünüyle parti örgütündeki görevinden kaynaklanmakta olup, kişisel suç niteliğindedir. Suçlama “sahtecilik”tir. Cumhurbaşkanı seçilmekle, seçilmeden önceki kişisel suçları yönünden dokunulmazlığı söz konusu olmayacağı için, kayıp trilyon davasından yargılanacak ve mahkeme önüne çıkacaktır.

Bütün bunlar şu demek oluyormuş:

“Cumhurbaşkanlarının kişisel suçlardan dolayı dokunulmazlığı yok. Bu olayda, milletvekilliği nedeniyle duran soruşturma ve zamanaşımı ise Cumhurbaşkanı seçilmesiyle ortadan kalkacağı için, bu dava yürümeye devam edecek. Cumhurbaşkanı seçilse de bu davadan yargılanacak. Sahtecilikten hüküm giyerse Cumhurbaşkanı seçilme şartları ortadan kalkacak. Çünkü, Cumhurbaşkanlarının Anayasa uyarınca ayrıca milletvekili seçilme şartlarına da sahip olmaları gerekiyor. Cumhurbaşkanı seçilenler, Cumhurbaşkanlığı görevi süresince işledikleri suçlardan ise, sadece vatana ihanet suçundan yargılanabiliyorlar.”

Sabih Kanadoğlu’nun Çankaya yoluna çıkışı önlemek için attığı düğüm çözülür mü, yoksa Gül adaylıktan mı vazgeçer bilemeyiz.
Bildiğimiz tek şey şimdi Çankaya yolu karmaşık bir labirent görüntüsü veriyor olması.
Tepe olmasına tepe Çankaya…
Üstelik 864 rakımlı tepe.
Ama tepeye çıkınca, tepetaklak olma riski de hatırlatılıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here