Çürümüş sistemin küflü odaları

FUNDA FERDA / LONDRA – Yaşadığımız ve bitmek bilmeyen ev sorunlarını anlatmak istiyorum. Anlatıyorum ki insanlar ev ya da oda kiralarken dikkatli olsunlar.

Defalarca ev sorunu yaşadık, bu ülkede ev kiralamak oldukça zor. Uzun ev arayışları sonuçsuz kalınca biz de öğrenciler gibi ajanslara başvurmak durumunda kaldık.

Önce bir ajansa küçük bir miktar depozit ödedik. Odanın Eylül’de boşalacağı ve sonra bizim yerleşeceğimiz söylendi. Defalarca adamları aramamıza rağmen cevap vermediler. Ajansa gittiğimizde bize odayı kiralayan adam kovulmuş, oda da başkasına verilmişti. Ama bizim hiç haberimiz yoktu. Depozitomuzu almaya çalıştık ve bir süre sonra aldık da. Birkaç gün içinde acilen ev bulmamız gerekiyordu, onlar da bize yardımcı olacaklarını söyleyip bir numara verdiler. Biz de o ajansa gittik: Ajansın adı City Rooms! 

Bize evin fotoğraflarını yalnızca bilgisayarda gösterdiler. “Oraya götürürsek fiyat farklı olur”, “her şey yeni ve her şey dahil” dediler. Biz de odayı görmeden depozitoyu ödemek zorunda kaldık, kontratı imzaladık. Zamanımız olmadığı için aynı gün yenilenmiş dedikleri “share house”taki odamıza geldik.

Hackney’de, “City Rooms”tan kiraladığımız paylaşımlı evde bir odada 3 aydan fazla bir zamandır yaşıyoruz. Fakat 3 ay içinde bir ton sorun yaşadık. Her bir sorun için ajansa 3 defa mesaj atmak ve aramak durumunda kaldım. Evden iki kişi sorunlar yüzünden ayrıldı; üçüncüsü geçen Cuma geldi, o da kaçtı. Kala kala bir biz, bir de bir oda daha kalmak için direniyor. Ayrılmak öyle kolay değil, çünkü kontrat 1 yıllık ve ayrılmanı zorlaştıran kurallar var.  

Her şey yenişlenmiş dedikleri eve girdiğimizde resmen inşaat vardı. İşçiler kapıları değiştiriyor, bir şeyler oyuyorlardı. Ev inşaat tozlarıyla kaplıydı. Romanya ve Çin’den gelen ucuz işçileri de almış, çalıştırıyorlar. Sonradan anlayacaktık ki hiçbiri işinin ehli değil. 

Odada ne masa vardı, ne de sandalye. Masa ve sandalye gelene kadar 1 haftadan fazla bir kutunun üstünde yemeğimizi yedik. Çekmece kırık, giysi dolabı eskiydi. Kitaplarımı yerleştirmeye geldim, kitaplık duvardan sökülüp düştü. Sonrasında hiç bitmeyen şikayetlerim öyle başladı.

Her şey dahil demişlerdi; ama ertesi gün ne gaz vardı, ne elektrik. Meğer herkes sırayla elektrik ve gaz kartlarını doldurup sonra kiradan düşüyormuş. Kimse ilgilenmeyince kartları doldurmak benim payıma düştü. £ 30 gaz yüklemişim, takıyorum kartı, pat £ 9’a iniyor. £ 30 elektrik yüklemişim, takıyorum kartı, pat £ 9’a iniyor. Elektrik ve gaz metrelerinde bir sorun vardı. Ve gaz sorunu hala devam ediyor.

Aynı gün odamızdaki lamba patladı, şalterler gitti. Elektrik şalterleri gittikçe ben kaldırdım, hiç iyi etmemişim, çarpılma ihtimalim varmış. Elektrikçi sonradan geldiğinde öğrendik ki elektriği kaçak kullanıyorlarmış, bir bağlantı sorunu varmış. Elektrik kutusunu komple değiştirdiler. Gaz sorununa gelince o hala devam ediyor. £ 30 dolduruyoruz, 10 gün içinde bitiyor. Halbuki aylık gaz limitimiz £ 30, kışın £ 50; elektrik limitimiz de aylık £ 30. Fazla kullanırsan ihale sana kalıyor, yani sana ödetiyorlar. Fazla kullandığımız halde ısınmıyoruz ama gaz bitmeye devam etmiyor. 

Banyo problemi yaşadık. Banyo yaparken küvet sızıntı yapıyor, banyo bitene kadar yerler resmen göle dönüyordu. Sonra da banyo sonrası kürekle o suları temizliyorduk. Geldiler, küveti delip bir şeyler yaptılar, sonra oldu gibi. Küveti çok dar yaptıkları için banyo yaparken küvette düştüm, belimi ve kolumu incittim.

Yatak problemimiz oldu. Adamlar koymuşlar eski yatağı, ortası da çökük. Habire sırtımız ağrıyordu, yine de gelmediler. Geçen ayın sonuna kadar da değiştirmediler yatağı.

Sonra mutfağa fare girdi. Adamlara defalarca söyledik, çok geç gelip fare zehiri koydular. Birkaç gün sonra gelip zehri toplayacaklarını söylediler ama hala gelmediler.

Sonra çamaşır makinesi bozuldu. Makine çalışırken mutfak su içinde kaldı.

Mutfak dolaplarının birinde hala açık elektrik kabloları var. Şakaymış gibi bir de dolabın içine koymuşlar, birimiz çarpılacak olsa kimsenin umrunda değil.

Mutfakta yangın tübü ve battaniyesi de yoktu. Tam 3 ay sonra koydular, o da ev sahibinin lisans alacağı tuttu, eve kontrol için gelineceğini öğrendiler, öyle koydular. 

Bir ev bulmuş ve Ekim ayında ayrılmak istemiştik. Fakat adamlar bize depozitomuzu vermedikleri için çıkamadık. Kontrat 1 yıllık ve çıkmanı önlemek için bir ton madde koymuşlar. Yine de çıkmak istiyorsan en iyi halle odanı satacak birini bulup ona kontrat imzalatman, 1 haftalık kirayı da ödemen gerekiyor. Fakat bir ton sorunla karşılaştık, defalarca şikayet ettiğimiz halde çözülmesi için çok beklememiz gerekti. Hala çözülmeyen sorunlarımız var. Ve biz bu oda için dudak uçuklatıcı bir rakam ödüyoruz. Adamlar hala “her şey dahil” diyorlar!

Bu sorunlar hakkında defalarca yazdım, yazmaya da devam ediyorum. Geçen hafta adamları belediyeye şikayet de ettim. Şu an belediyenin bize vereceği raporu bekliyoruz. Onların raporunu alırsak, bu kontratı bozabiliriz. Onlara ihbar süresi verdim ayrılacağımıza dair, bize bunu yapabilmemiz için 3 seçenek sundular. Seçeneklerin hepsi de paramızı alabilmek için, bildiğiniz soyguncu bunlar! Hiçbirini kabul etmedik. Depozitomuzu verdikleri zaman başka bir yere geçmeyi planlıyoruz. 

Mutfağı defalarca su bastı. 10 günde 15 defadan fazla bastı. Son günlerde bok içindeydi mutfak. Defalarca söyledik, adamlar dikkate bile almadı. Yine çamaşır makinesindendir diye düşünüp gelmediler. Ne zaman ki dünyayı ayağa kaldırdık, öyle geldiler. Gördüler ki tuvalet borusu kırılmış, su tuvaletten geliyormuş. Geçici olarak bir şey koydular, belediyeden birinin gelip çözmesi gerektiğini söylediler. Sorun hala çözülmüş değil. Sağlık ve güvenlik için tehdit edici bir durum. 

Ama yangın alarmı koymuşlar, helal olsun, onu da yanlış yere koymuşlar. En ufak bir buharda ya da fırını açtığımızda habire çalıyor. Uzun uzun ötüyor, korkuyorum. Korktuğum için de ev arkadaşlarımızdan biriyle kaç defa kavga ettik, beni sakinleştireceği yerde bana bağırdığı için. 

Ama adamlara helal olsun. Ortak alan olması gereken salonu da kiraya vermişler. Böylece hem fazladan kar edip, hem de milletin sinirini birbirine boşaltmasını sağlıyorlar. Kadın gelmiş, sinirleri bozuluyor, ajansa bağıracağı yerde gelip sana bağırıyor. Hem de onca soruna her defasında koşturduğun halde. Bu evde herkes patlamak için yer arıyor.

Ama biz sınırlarımızı zorluyoruz. Kapı girişlerinde konuşmaya, birbirimizin kapısını çalmaya çalışıyoruz. “Bir ihtiyacın varsa, buradayız!” diyoruz. 

Mektuplaşma sistemi bile geliştirdik. Sadece koğuşlarda mı olur sanıyorsunuz? Hayır, hiç de değil! 

İki ev arkadaşımız sorunlar yüzünden ayrıldı. Bir yenisi geçen Cuma geldi, bu Cuma ayrılıyor.  Evde ısınamadığını, donduğunu, odasının nemli olduğunu söylüyor. Haklı da. 

Gerçekten de bütün odalar nem içinde. Hepimiz bu yüzden hastalandık. Yağmurlarla birlikte bizim odada da yeşillikler duvarlarda belirmeye başladı. Yakında daha da büyüyecekler ve ben belki de eski zamanlardaki gibi Monal Lsa  yorumları yapmaya, resimleri anlamlandırmaya başlayacağım. 

****   **** ***

Yani bildiğiniz bok içinde yaşadık ve yaşamaya da devam ediyoruz. 

Onlar gerçekten de “şehir odaları”! Sistem boktan, odaları da. Çürümüş sistemin küf kokan odaları bunlar!

Modern dedikleri ve özgür sanılan yaşamın tek hücreli odalarında insanları delirtmek için odalar yapmışlar. Herkes bireysel düşünsün ve yaşasın diye. İnsanlar birbirine patlasın, onlara bulaşmasın diye. Bu odalarda sonsuzca cinnet hali, kriz geçirmek serbest. Ama maalesef hiçbir şey bedava değil. 

Keşke her şey Orhan Veli’nin şiirinde olduğu gibi bedava olsaydı. O yüzden artık şiir okumak değil küfredesim var… Ne hava bedava, ne bulut, ne de su! Kelle fiyatına hürriyet, esirlik bile bedava değil burada. Ne olursa olsun ödeyeceksin. Ama bilmiyorsun ki bunu en fazla sen ödeyeceksin. Çünkü bir gün sana ödetecekler!

Bu ajansın cezalandırılmasını, bu kontratın bozulmasını istiyor ve bunun için uğraşıyorum. Peki gelip bu sorunları çözseler bile sorunlar çözülmüş mü olacak? Hayır, hiç de bile! 

Odanın en görünen yerinde, mutfaktaki pislikleri kaldırsalar da sistemin pisliklerini kaldırabilirler mi? Sokakları süpürseler de sistemin bulaştırdığı tüm pislikleri temizleyebilirler mi? Sokaklarda yaşayan onca insanı görmezden gelerek şehri temizlediklerini nasıl iddia edebilirler? 

Hiç kimse kötü koşullarda yaşamayı hak etmiyor. Herkes için parasız barınma hakkı, evsizliğe son!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.