Daha ne olsun! Daha ne olsun!

olarak davet edilmiş bulunan HAK- PAR eski başkanı İbrahim Güçlü’nün, program süresince ülkemize yönelik önyargılı ve saldırgan tutum içerisinde ki konuşmaları karşısında, kan beyinlerine hücum etti… Ya da kanı dondu…


Programı “tansiyonu yükselerek” ve “kanı donarak”, hiddet ve şiddetle izleyenlerden biri de bizdik. 


Kim bu İbrahim Güçlü? 35 yıldır kürt ayrımcılığının savunuculuğunu yaptığını söyleyen, Türk ve İsviçre vatandaşı olduğunu programda kendi ağzından öğrendiğimiz, Atatürk’e ve Türk’lüğe karşı olduğunu açık açık söylemek cesaretini gösteren, AB güdümlü külliyen Türk düşmanı bir kürt milliyetçisi…


Bu şahsın programa çıkarılması iyi oldu.
Çünkü, “kürt kardeşlerimiz” diye sürekli bağrımıza bastıklarımızın içerisinde, Türk’lere ayni duygularla yaklaşmayanların var olduğunu somut biçimde öğrenmiş olduk.


İbrahim Güçlü denen kişinin, Kür-Der diye yasallığı tartışılan bir derneğin de temsilcisi olduğu göz önünde bulundurulursa, işin gerçek yönü, yani bölücülük sevdası, daha da açık olarak ortaya çıkmış oluyor… Adam salt kendinin değil ki arkasında ki kendi gibi düşünen büyük bir kitlenin sözcülüğünü yapıyor.


Atatürk’ün mandacı olduğunu ileri sürebilecek ölçüde “bilgi şaşkını” ve “önyargılı” provokatör; Bizim ülkemizde bizlerin, yani Türk Milleti’nin, “işgalci” olduğunu söyleyecek kadar gözü kararmışlık içersinde, program boyunca içindeki kini kusmaya çalıştı.


Bu zamana değin “bölücülük ideallerinin” peşinde gizli ve derinden mücadele veren ve fazlaca ortalıkta sesleri çıkmayan bu adam gibi kürt ayrımcılarının, “isterük” tarzı haykırışlarla, son zamanlarda açık açık ortalıkta, sözde kahramanlıklara soyunmalarının esbab-ı mucibesi ne ola ki? 


Ne olacak ? Tabi ki, kendilerine her türlü ödünü verdiğimiz ve bizi AB’ye girmek için, (AB) kapı altı deliğinden burnunu sokarak kuyruk sallayan köpek çizgileriyle dergilerinde karikatürize etmiş olan, çok değerli(!) dostlarımız AB ülkelerinin vermiş olduğu sözde demokrasi desteğinin vermiş olduğu güven!..


Hala biz, ünlü fıkrada olduğu gibi;  karısıyla yatak odasında buluşan ve soyunmadan önce sohbet eden sevgilisini yatak odası kapı deliğinden gözetleyen kocanın “du bakali, bu işin sonu nereye varacak acaba?” saflığında ki konum içerisinde  “durun bakalım hele işin sonu ne olacak” diye kendi kuyumuzu kendimiz kazmaya devam edelim!


Ülke, olmaz derken, günün birinde parçalanıp elden gittiğinde; artık vakit çok geçmiş olacak!.. Tıpkı Humeyni’in 1979 yılının kışında, bir gece uçakla Fransa’dan hareketle, Tahran Hava Alanı’na indiğinde; o güne kadar gelişmeleri hafife almış olan İran’lı sivil toplum kuruluşları ve demokrasi sevdalısı sağduyulu ülkeseverlerin, “işin bu noktaya geleceğini nasıl da anlayamadık” diye sonradan çırpındıkları gibi…


Konuyu ajite etmiyoruz ve abartmıyoruz…


Durum ÖNEMLİ ve ÇOK CİDDİ boyutta…


Daha ne söyleyelim? Adam çıktı televizyona milyonlarca izleyicinin önünde, Atatürk’e ve Türklüğümüze dil uzattı. Siz Türkler Anadolu’da işgalcisiniz dedi.
Biz Kürtler olarak size karşıyız, Kürdistan devletinin çatısı altında birleşmek istiyoruz dedi ve açık açık içinde ki kini, temsil ettiği topluluk adına kustu gitti.


Kimi okurlarımız belki diyecek ki, kustu da ne oldu? Söyleyeceğini söyledi çekti gitti. Söyledi de ülke bölündü mü? Ya da provokatör o öyle istiyor diye ülke bölünme noktasına mı gelecek?.. Böyle düşünler varsa umarız çok azdır… Olan biteni lütfen külliyen masaya yatırıp konuyu öyle değerlendirelim.


Bu zamana değin, hangi kefere diyebildi ki: “Atatürk’ün resimlerini indirin ve kemalizm’den vazgeçin”! Yakın zamana kadar, Türk’üm diye gürlemekten onur duyarken, hayır Türklük yok, bundan “Türkiye’lilik” kavramı olacak diye içeriden ve dışarıdan bu asil millete kim ahkam kesebilirdi ki? Şimdilerde neler oluyor ve neler söyleniyor hep birlikte görüyor, ibret ve hayretle izliyoruz


Güneydoğu’da yeniden kan gövdeyi götürmeye başladı.


Hala duymayacak mıyız, Güneydoğu’nun dağlarında ülkemizi bölüp parçalamak için dış güçlerin organize ettiği PKK’lılarla vatan uğruna çarpışırken; “Baba ben şehit oluyorum, hakkınızı helal edin!” diye yaşamının taze baharında cihana veda edip giden kahraman evlatlarımızın haykırışını” Bu evlatlar kimin için, neden çarpışıyor ve canlarını feda ediyorlar!


Daha ne olsun?
Daha ne olsun?
Daha ne olsun?
Bu cennet vatanı elimizden almaya uğraşan hainlerin menfur emellerini anlamak için daha ne olsun?..


Bırakın şu AB sevdasını!
Bunlardan bize hayır gelmez!
Görmüyor musunuz her fırsatta İsviçre milli maçı sonrasında olduğu gibi, içlerindeki kini ve Türk düşmanlığını nasıl kustuklarını ve kusmak için nasıl fırsat aradıklarını?
Daha ne olsun! Daha ne olsun! Daha ne olsun!


burhanaozbey@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.