Daha neyi bekliyorsunuz “Ey Trump” demek için

PAYLAŞ

ARİF BEKTAŞ – ABD’de Cumhuriyetçilerin adayının Donald Trump olmasının kesinleştiği günden itibaren, Trump kadınlara, Meksikalılara, müslümanlara, sendikalara ve işçiler saldırmaya başladı. Meksikalıları “mafya” ve müslümanları da “terörist” gösteren ve hedefe koyan Trump, iktidara geldiğinde bazı müslüman ülkelerin vatandaşlarını ABD’ye sokmayacağını öne sürmüştü.

20 Ocak’ta Başkanlık koltuğuna oturan Trump’ın ilk icraatlarından biri, 7 müslüman ülkesinin vatandaşlarının ülkeye giriş vizelerini kaldırması oldu. Bunu da, bu ülkelerin “potansiyel terörist ürettiği” biçiminde iddia ederek yaptı.

Dünya halkları sokaklara çıktı

Trump’ın bir kaç uygulaması oldu. Bir çoğunu, seçim vaadi olarak vermişti ve seçmenlerini de “sözünde duran adam” görüntüsüyle yanında tutmayı amaçlıyordu. Ama biz sadece 7 müslüman ülke vatandaşlarının ülkeye sokulmaması üzerinde duralım.

Bu karar açıklanır açıklanmaz, ABD’deki bütün havalimanları protestocularla doldu taştı. Protestocular, geri gönderilmeye çalışılan 7 ülke vatanlaşlarının içeri alınmasını ve uçaklara bindirilmeyenlerin derhal bindirilip ABD’ye uçmalarını talep ettiler. Onlarca havalimanına akın eden onbinlerce kişinin arasında, müslümanlardan çok yerli halkın olması dikkat çekti. Bu çok anlamlı bir tutumdur.

Buna benzer eylemler dünyanın bir çok yerinde de yapıldı. Londra’da iki büyük gösteri yapıldı. Her birine yaklaşık 50 bin kişi katıldı. 4 Şubat’ta, Londra’daki ABD büyükelçiliği önünde toplanan kalabalık içinde çok dikkat çeken bir manzara vardı. Yahudiler ile müslümanlar yanyanaydı. Bunun yanı sıra, savaş karşıtları, ırkçılığa karşı kampanya grupları, nükleer silah karşıtları, Türkler, Kürtler, İrlandalılar, Almanlar, İspanyollar vs vardı. Ama en kalabalık kitleyi ise İngilizler oluşturuyordu.

Muazzam bir tepki vardı. En çok atılan slogan “Trump benim ülkeme girmiyeceksin” idi. “Hiç bir insan yasadışı değildir” sloganının da sıkça atıldığı eylemlerde, Trump ile elele tutan Başbakan May’e de yoğun bir tepki vardı. 20 Şubat’ta parlamentoda yapılacak tartışmalarda, Trump’ın ülkeye sokulup sokulmaması gündeme alınacak.

Londra felç olacak

Trump’ın Temmuz ayında İngiltere’ye resmi bir ziyarette bulunması beklenirken, Savaş Karşıtı Koalisyonu kurucularından Lindsey German tepki göstererek, ırkçı, ayırımcı ve saldırgan bir kişinin İngiltere’ye sokulmaması gerektiğini söyleyen German, “Trump bu ülkeye girmeyecek. Gelirse eğer Londra’yı felç edeceğiz. Sokaklara dolacağız” dedi. Yazar ve Savaş Karşıtı Koalisyonu kurucularından John Ress de onbinlere hitaben yaptığı konuşmada, Trump’ın Meksikalılara, müslümanlara, kadınlara ve siyah toplumlara saldırdığını ve son olarak da, kendisi gibi sermayedarların sonunu getirecek işçi sınıfına ve onun örgütleri olan sendikalara saldırdığını belirterek, bütün kesimlerin birleşerek Trump’ı alaşağı etmek gerektiğini söyledi.

İngiltere’de ana muhalefet partisi lideri Jeremy Corbyn de yürüyüşçülere bir video mesaj gönderdi ve May hükümetine seslenerek Trump’ın İngiltere ziyaretinin iptal edilmesini istedi.

Sadece Londra’da değil, Birleşik Krallık’ın başka şehirlerinde de büyük eylemler oldu. Glasgow, Cardiff, Edinburg, Newcastle, Liverpool gibi şehirlerde de Trump ve ona destek olan Theresa May’e büyük tepki vardı.

Müslümanların başına bomba yağdıranlara neden “EY” diyemiyoruz?

Birleşik Krallık’ta büyük tepkiler ortaya çıkarken, dünyanın bir çok ülkesinde de benzer eylemler oldu. Özellikle müslüman ülkelerin bazılarının sessiz kalması, bir çok kesim tarafından kaygıyla izleniyor.

Trump’ın yasakladığı 7 ülkeye baktığımızda, bu ülkelere daha önce, ABD bomba yağdırmıştır. Petrol ve yeraltı kaynaklarını sömürmek, siyasi ve stratejik çıkarlara sahip olmak için yapılan çıkar savaşlarında milyonlarca müslüman hayatını kaybetti. Bu ülkelerde her tür oyun oynayan, milyonlarca insanı katleden işgaller gerçekleştiren ABD ve batılı emperyalistler, şimdi de canını bu bombalardan kurtarmaya çalışan ve daha iyi bir hayat yaşamak için evini yurdunu terkeden insanlara kapılarını kapatıyorlar.

Bu anlayışlara karşı dünya halkları ayağa kalmış durumdadır. Başta ABD’de olmak üzere, İngiltere ve bir çok başka ülkede müslümanlardan çok yerli halkın sokağa çıkması oldukça anlamlıdır.

Fakat, İslam üzerinden politika yapanlar, sürekli dini değerleri politikalarına alet eden Türkiye politikacılarından bir ses çıkmıyor. Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP hükümeti, “Ey Avrupa” Ey Obama” diye diye dilinde tüy bitti. Müslümanları ülkesine bırakmayan Trump’a neden “Ey Trump” diyemiyorlar? Müslümanları ülkesine bırakmayan bir ırkçı-kafatasçıya karşı neden ses çıkarmıyorlar? Hani müslümanları destekliyordunuz, hani İslam’a toz kondurmuyordunuz? Trump ne yapmalı ki; “Ey Trump” diyebilesiniz? Ya da Trump’la bu dostluk neyin nesi, yoksa aynı kulvarın koşucuları mısınız?

Akşama kadar onu bunu toplayıp, “ey” “hey” derken, sizi dinleyen müslümanlar, sizin neye “ey” “hey” dediğinizi biliyorlar mıydı?

Belli ki bazı şeyler tam bilinmiyor. Özellikle PYD ve PKK konusunda Türkiye’ye destek vereceği tahmini ile yola çıkarak, Trump’a ses çıkartılmıyor. Ya da Gülen’in iadesi için sessiz kalınıyor. Ama en önemlisi, Trump’ın bir patron olması ve aynı zamanda ırkçı olması, Türkiye’deki politikalar ile benzerlik taşıması sessizliğin ciddi sebebi olmalı. The Guardian yazarı Liz Cookman bu haftaki yazısında “Amerika’nın geleceğini görmek için Türkiye’ye bakın” derken, asıl olarak benzer politikalara sahip olunduğu için söylüyordu.

 

CEVAP VER