İdamların dizisi ‘Hatırla Sevgili’

Geçen yıl Atv’nin “Hatırla Sevgili” adlı dizisinde Adnan Menderes, Hasan Polatkan, Fatin Rüştü Zorlu’nun idamlarını izlemiştik. Bu hafta Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamlarını izledik. Yakın tarihimizin kara lekesi olan bu sahneler yüreğimizi paramparça etti. Göz yaşlarımızı tutamadık. Ve fark ettik ki, aradan 35 yıl geçse bu idamlar unutulmamış, toplumun belleğinde yer etmiş.


“Hatırla Sevgili”de senaryo hızlı ilerliyor. Hatta o kadar hızlı ilerliyor ki, detaylar, ayrıntılar çoğu zaman yakalanamıyor. Yine de o günleri yaşayan, yaşamayan herkes için belgesel niteliğinde bir dizi olduğu için, yapımda emeği geçen herkese teşekkür etmeliyiz.


Dizinin önemli kahramanları, liderliğini Deniz Gezmiş’in yaptığı “Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu”nun üyeleri olduğu için, THKO’nun kuruluşu, işleyişi, amaçları izleyiciye az çok aktarıldı. THKO’nun kurucuları olan Hüseyin İnan, Yusuf Aslan, Sinan Cemgil, Alpaslan Özdoğan, Deniz Gezmiş ve Cihan Alptekin de ister istemez dizinin karakterleri arasında yerini aldı.


Dizi yakın tarihin gerçek olaylarını ekrana taşıdı. Epey bir süre önce ODTÜ öğrencisi olan Taylan Özgür’ün 1969 yılında Beyazıt meydanında öldürülüşüne tanık olmuştuk. Birkaç hafta önce de Sinan Cemgil, Alpaslan Özdoğan’ın Nurhak’ta öldürülüşünü izledik.


İki hafta önce de THKP-C’nin lideri Mahir Çayan ve arkadaşlarının öldürüldüğü Kızıldere katliamı yaşandı.


THKP-C ve Mahir Çayan, diziye Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamlarını önlemek için gerçekleştirdikleri eylemlerle girdiler ve birkaç bölüm sonra da Kızıldere’de katledildiler. O yüzden THKP-C ve Mahir Çayan fikirsel bazda tam yerine oturmadı diyebiliriz. Diziye girdikleri gibi çabucak çıktılar. Mahir Çayan o dönemin en çok konuşulan olaylarının faili olarak tanıtıldı. Banka soygunları, işadamları Mete Has ve Talip Aksoy’un kaçırılıp, örgüt için fidye alınması, İsrail’in İstanbul Başkonsolosu Efrahim Elrom’un kaçırılması ve öldürülmesi, ardından Ünye’deki Radar Üssü’nde çalışan ikisi İngiliz biri Kanadalı üç teknisyenin kaçırılması ve kanlı Kızıldere katliamı birkaç haftaya sığdırıldı. Ve tabii bu hız içinde Mahir Çayan’ın teorisyen yönü ortaya çıkamadı. Belki bundan sonra bir fikrin adamı olan Mahir Çayan için başka bir dizi yapılabilir. Yapılmalıdır da


Deniz Gezmiş ise, bu diziyle Türk halkının kalbinde yerini biraz daha sağlamlaştırdı. Gemerek’te yakalanma sahnesi, Mamak Cezaevinde devrimci arkadaşlarına idama nasıl gideceğini anlatması ve en sonunda da darağacına gidişindeki vakurluğuyla onu biraz daha kalbimize soktuk. Biraz daha sevdik…


Hele geçen hafta göz yaşlarımıza engel olmadık.


Ama daha çok utandık.


Koca koca paşalar adına utandık.


Koca koca siyasiler adına utandık.


Geniş halk kitleleri adına kahrolduk.


Diziyi izleyen herkes gibi ben de ağladım.


Belki de bu yüzden idam sahneleri hakkında yorum yapamıyorum.


Çekimler nasıldı, gerçeği yansıtıyor muydu, duygular nasıl verilmişti, inanın hatırlamıyorum.


Utanç ve hüzün daha ağır basmıştı bende.


Ama dizi boyunca beni en çok etkileyen Deniz Gezmiş sahnesinin onun Gemerek’te yakalandığı sahne olduğunu söyleyebilirim.


O sahneyi dün gibi hatırlıyorum.


Deniz Gezmiş boş bir arazinin içinde. Çukurda bir yerde. Her taraf bembeyaz kar kaplı ya da gecenin karanlığında biz öyle algılıyoruz. Sulu bir kar yağıyor, tipi gibi. Her zamanki gibi parkası üzerinde, parkanın şapkasını başına geçirmiş. Ellerini ovuşturuyor, belli ki elleri üşümüş. Eldiveni yok. Üşümüş ellerinde silahı var.


Etrafı sarılı. Askeri jiplerin farları zifiri karanlığı aydınlatıyor. Bu ışık altında kar olanca beyazlığıyla hissediliyor. Bir de sağdan soldan uçuşan mermilerin oluşturduğu bir aydınlık var havada.


Yakalanacağını anlamış gibi. Bir rahatlık var üzerinde. Ya da bana öyle geliyor. Yüzünde bir gülümseme var. Geçmiş günleri hatırlıyor. Tıpkı bir film şeridi gibi geçiyor hayatı gözlerinin önünden. Çocukluğu, üniversite günleri, Beyazıt meydanı, polisle çatışmalar, Beyazıt meydanında öldürülen Taylan Özgür canlanıyor beyninde. Ölümü düşünüyor sanki. Bir devrimcinin nasıl ölmesi gerektiğini düşünüyor. 


“Teslim ol,” sesiyle sıyrılıyor düşüncelerinden. Kendine geliyor. Yüzüne bir anlık ciddiyet ve düşünce yerleşiyor. Belki de kalan son mermiyi kendine sıkmayı düşünüyor ama, yapmıyor. İşin kolayına kaçmıyor.


Silahını atıyor ve “çıkıyorum!” diye bağırıyor. Başı dik, bir eli cebinde ve umursamaz bir tavırla teslim oluyor. Onu teslim almaya geldiğini söyleyen Kayseri Emniyet müdürüne “Sen kimsin ulan beni teslim alacak” sözleri dökülüyor ağzından.


Ve elleri kelepçeli bir şekilde bir bilinmeze doğru gidiyor.


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.