Darbe goygoyculuğu…

Darbe goygoyculuğu…

0
PAYLAŞ

Türban konusunda tek bir yazı yazmayı düşünüyordum.
Ama üç yazı yazmak zorunda kaldım.
Nedeni şu.
Ünlü sosyolog Şerif Mardin’in türban konusundaki görüşlerinden sonra, Hürriyet’in başyazarı eski sosyolog Ertuğrul Özkök, hocanın görüşlerinden hareketle “Ufukta yeni bir darbe mi var? demeye başladı.
“Bir ihtimal daha var” nakaratını hatırlatırcasına, “ Bir ihtilal daha var” demeye getiriyor lafı…
Haklı bence (!)
Eğer bir gün..
İnşallah olmaz ya, mesela 20 yıl sonra bir darbe olursa Özkök haklı çıkabilir.
Allah ömür versin; eğer hayatta olursa ve herhangi bir gazetede yazı yazıyorsa “Bakın ben 20 yıl önce ihtilal olacağını yazmıştım” diye makale döktürebilir.
Ama bu görüş onun “fevkalenin fevkinde”, öngörülü bir düşün adamı olduğunu ortaya çıkarmaz. Bir eski sosyolog olduğunu da.
Ama şimdi moda nasılsa.
“Ben yazmıştım”
Falcılık da öyledir sanırım.
Attıırırsın, tuttuğunda “ben demedim mi?” dersiniz.
Gelelim bu ihtilal hikayesine neden takıldığıma.
Yani darbe goygoyculuğuna.
Bazıları darbe seviyor ne yazık ki..
Hele 1980 darbesini sevenler yok mu?
Ben onların aslında sadece kendilerini sevdiklerine inanıyorum.
Sadece ve sadece kendilerini.
Onlar 1980 darbesi için “Sokaklarda hergün 30-40 insan ölüyordu. Eve gidipi gitmeyeceğimiz meçhuldü. İyi ki ihtilal oldu da rahat nefes aldık” derler.
İhtilalden sonra neler olacağını tahmin edemediklerinden.
Nasılsa bir olaya karışmamaları nedeniyle, askerin kapısını bir gün çalmayacağını bildiklerinden.
Ama darbe sonrası binlerce insan işkence görmüş..
Binlerce faili meçhul var.
Ana ve babaların gözyaşları bu kez daha artmış.
İnsanlar üniversitelerden kovulmuş, masum insanlar boş yere yargılanmış…
“Asmayıp da besleyecek miydik” diyenler 16 yaşındaki genç fidanları idam etmiş, umurunda mı?
Darbeye sevinenlerin en çok korktukları ve yanıt veremedikleri tek soru nedir biliyormusunuz?
Ben hatırlatayım.
“12 eylül gecesine kadar devam eden ve üç yıl boyunca ülkede sıkı yönetim olmasına rağmen önlenemeyen sağ-sol çatışması ve akan kan, darbe sabahı nasıl bıçakla kesilir gibi kesildi?”
Bu soru darbeseverlerin işine gelmez.
Şimdi nedense yine darbe gündeme taşınmak isteniyor.
Üstelik sokaklar sakin.
Üstelik ülkede gözyaşı yok.
Üstelik dini tek-tük provoke edenler dışında rastlanan bir tehlike de yok.
Ne diyor Özkök son yazısında:
“Türkiye’de kadınları geleceği tehlikede. Evet bu önümüzde somut bir tehlike olarak duruyor””
Neden?
Meğer Prof. Şerif Mardin kadınlara çağrı yapmış: “Geleceğinizden korkun” demiş.
Bundan kendisi de korkmaya başlamış. Buyrun korku nedenine, kendi kaleminden:
“Kafamdaki kıvılcım, geçen hafta Milliyet Gazetesi’nde çıkan bir yazı ile çaktı.
Şehirlerarası otobüslerde bazı kişiler “namaz molası” istemeye başlamış.
Şimdi bazıları çıkıp şunu söylüyor:
“Canım birkaç kişi bunu yapmış ne olur?”
Sosyolog yanım, bu gerekçeye hiç ama hiç güvenmiyor.
Bütün Türkiye’den bunu yapan tek kişi bile olsa, bütün toplumu din
taassubuna sokacak bir tehlike mevcuttur demektir.
Çünkü o “tek kişi” bunu “din adına” yapıyor.”

Çözüm : Özkök’e göre, “Ufukta yeni bir darbe mi var?” sorusu  ile dile getirilmeye çalışılmış.
Peki de, bir tek kişi (ya da meczup) tüm toplumu nasıl bir din taassubuna sokacak?
Kaç günde, kaç yılda ve kaç asırda? Kimle, kimlerle?
Bu taassup otobüste mi başlayacak, vapurda mı, uçakta mı?
Bu nasıl bir mantıktır?
Peki böylesine münferit olaylara karşı rejimi kollamak ve korumakla görevli olanlar, sadece “ihtilal-darbe” enstrümanını mı kullanmak zorundalar?

Kendi içlerinde namaz kılanı, dine kayanı, tarikata meyledeni bir saniye affetmeyen güç, “ferdi bir şeriat teşebbüsü” karşısında neden kayıtsız kalsın?
Darbe davetiyesi bastırmak eğiliminde olanlar önce Türk Silahlı Kuvvetlerine güvenmeli.
İhtilal için değil, demokrasiyi koruma adına güvenmeliler.
Çünkü demokrasi, şeriatı önlemenin tek panzehiridir.
Tabii laikliği özgürleştirmenin de…
İhtilal, darbe ve “Goygoyculuk” kelimesini sevmiyorum. Üstelik ihtilal çağrısı ima edenlerin, yurtseverlik ve milliyetcilik kriterini darbecilik baskülünde tartmaya kalkışmalarını da doğru bulmuyorum. Gerçek yurtseverliği, miliyetciliği, birey hakkını, daha da önemlisi insan haklarını içlerine sindirmeleri için demokrasiye biraz daha fazla sarılmalarını tavsiye ediyorum..

BİR CEVAP BIRAK

13 + eight =