Darbeciler de karşıtları da tek yumurta ikizidir!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Bugün darbe yapmaya kalkarak bu ülkeyi karanlığa sokanlar da, halkı demokrasiye sahip çıkmak iddiasıyla meydanlara davet edip tezgahlarında darbe karşıtlığı satanlar da, 12 Eylül darbesinin generalleri eliyle önleri açılan o cemaatlerin elinde yetişen tek yumurta ikizleridir…

15 Temmuz gecesi tüm ülkenin geleceğini ipotek altına alan darbe tiyatrosu sırasında ve sonrasında yaşanlar Türkiye’nin bir iç savaş provasından geçtiği izlenimi yaratıyor.

Gerçekte darbenin bir ürünü olan, ancak demokrasiyi bir araç olarak kullanarak ülkenin neredeyse bütün aygıtlarını eline geçirenlerin geldiği nokta; izletilenin, izleyen üzerinde denetim kurduğu, iradenin felç edildiği, eleştirel aklın iflas ettiği, at iziyle it izinin birbirine karıştığı bu zaman diliminde ne pahasına olursa olsun ele geçirileni kaybetmeme ikbali üzerine kurulmuş bir iktidar sarhoşluğudur.

Kan dökmek, can yakmak, koca bir ülkeyi bu kadar ucuza ateşe vermek artık vakayi adiyeden bir duruma dönüşmüştür.

Elinde silahla dünkü suç ortaklarına karşı şov yapan valilerin, orman yangınlarını söndürmesi, yol yapması, tarla sulaması gereken iş makinelerini sokağa döken bakanların normalleştiği günlere geldik.

Artık darbenin yarattığı zeminlerde semirip, darbe karşıtlığı çağrılarıyla halkı sokağa davet eden bakanlara, milletvekillerine, belediye başkanlarına şaşırmıyoruz.

15 Temmuz kritik bir eşikti, aşıldı…

Artık bu senaryoda her geçen gün çıtanın çok daha yükseltildiğine tanık olacağız.

Darbe karşıtlığıyla selalar eşliğinde halkı kentlerin meydanlarına davet edenler, vicdanlarda kalması gereken inançları da sokağa dökerek 80 milyonluk bir ülkenin geleceğini de o vicdanlardan taşan kanaatlerle şekillendirmenin yollarını deneyecek.

Çünkü 15 Temmuz gecesi yapılan provada, savunması hallaç pamuğu gibi atılmış bir takımın  kalesinin boş olduğu açıkça görüldü.

Darbe zokasını yutan milyonlarca balık, yıllardır yüzdürüldüğü konformizm suyunda hiç başka yeme ihtiyaç duymadan iki saat içinde soluğu marketlerde, fırınlarda, banka ATM’lerinde ve akaryakıt istasyolarında aldı.

Üzerinde yaşadığı, aşık olduğu, hayal kurduğu, soluk alıp verdiği, dahası ekmeğini yiyip suyunu içtiği bu ülkenin akibetini, iki saat içinde darbe senaryosunun niyetine terk eden milyonların ruh hali, yakın gelecekte çok daha başka tahlillerin konusu olacak.

Bu çözülme, ne Latin ülkelerinde, ne Salazar İspanyası’nda, ne Mussolini İtalya’sında, ne de Hitler Almanyası’nda görülmüş değildir.

Bu çözülme, ‘savaşmadan yenilmek’ söyleminin ete kemiğe büründürecek biçimde geleceğinin şekillendirilmesinde herhangi bir dahli olmayan, propagandaya maruz kalmış milyonların, kaygı dolu bir belirsizlik okyanusunda yüzerek kıyıya çıkma çabasıdır….

Bundan sonra ne olacak…

‘Darbeyi önleme’ algısının yarattığı kahramanlık tılsımı, Çanakkale’yi, Kurtuluş Savaşını, Cumhuriyet’i, Mustafa Kemal’i, bu toprakların hafızasından silmek için meydan meydan dolaşacak.

Kendisi de bizzat darbelerin ürünü olanlar, bir zamanlar darbecilere methiye düzüp ‘Son Karakol’ yazıları yazan, bu toprakların yoksul çocuklarını devşirerek kendisi de bir darbeciye dönüşen suç ortaklarına karşı ‘darbe karşıtlığı’ şovu ve demokrasi peygamberi edasıyla akıl tutulması yaşayan milyonları büyüleyecek…

Çok değil, daha iki yıl önce ‘Pensilvanya’daki zat’tan hediye gelen dantel takkelerin kokusuyla salya sümük Türkçe Olimpiyatlarında, “Gel gayrı, daha fazla özletme kendini bize” diye feryat edenler, bugün “Pensilvanya’daki o zatı bize verin” diyecekler…

Kent kent dolaşılıp, afyonlanmış kitlelere “İdam ister misiniz idam?!” naralarıyla histerik kurban törenleri düzenlenecek.

Korkuyla, hamasetle, tehditle, yalanla ve hileyle iradesi felç edilmiş bir milletle, “Milli İrade” masalı yazılacak.

Meydanlarda büyülenen milyonlar, koca bir ülkeyi dar bir anayasa torbasının içine sığdırıp ağzını büzecek olan referandumda, başkanlık sistemini, 3 milyon Suriyeli’ye vatandaşlık verilmesini ve İmamların gölgesinde bir ömür sürülmesini oylayacak.

12 Eylül’ün mimarı Kenan Evren’in, darbeden hemen sonra görüşmek için çağırdığı cemaat liderleri, önce kendilerinin hapse atılacağı korkusuyla gidip gitmeme konusunda kararsız kalmışlardı…

Darbeci generallerle görüştükten sonra içleri rahatlayan cemaat liderleri, Türkiye’nin bugünkü siyasi ve sosyal yapısını biçimlendiren 12 Eylül anayasasına destek vermeleri karşılığında önlerinin açılacağını öğrenince, o günlerde devlet eliyle açılan yolun bugünkü noktaya gelebileceğini kendileri bile hayal edememişlerdi…

İşte bugün darbe yapmaya kalkarak bu ülkeyi karanlığa sokanlar da, halkı demokrasiye sahip çıkmak iddiasıyla meydanlara davet edip tezgahlarında darbe karşıtlığı satanlar da, 12 Eylül darbesinin generalleri eliyle önleri açılan o cemaatlerin elinde yetişen tek yumurta ikizleridir…

 

 

 

 

 

 

 

Önceki haber2,6 milyon kelimenin özeti: Bu savaş haybeyeydi
Sonraki haberHukukçular yüksek yargıdaki operasyonu nasıl yorumluyor?
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

20 − 1 =