Dışarıdakiler ve içerdekiler bağlamında Kıbrıs

Dışarıdakiler ve içerdekiler bağlamında Kıbrıs

0
PAYLAŞ

Tatil boyunca okuduğum kitaplar arasında Yrd. Doç. Dr. Mehmet Hasgüler’in “Kıbrıs’ta Enosis ve Taksim Politikalarının Sonu” adlı kitabı da vardı. Mehmet’in kitabını ne yazık ki ancak okuyabildim ve sizinle ancak paylaşabiliyorum.


Yazarın diğer kitaplarını da sizinle paylaşmıştım. 2004’te yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerine bağımsız aday olarak katılan Mehmet Hasgüler, Kıbrıs konusuna daha objektif ve içerden bakabilen bir isim olduğu için kitaplarının okunması gerektiğini düşünüyorum.


Çünkü Mehmet Hasgüler, Kıbrıslıdır ve Kıbrıs sorununa yaklaşımı diğer yazar ve akademisyenlerde olduğu gibi sadece arşiv bilgileri ve belgelerden kaynaklanmamaktadır. Henüz 9 yaşındayken, memleketinin ortadan ikiye bölünmesine ve bir gün önce birbirlerine “yasu” ve “merhaba” demiş insanların, bir gün sonra birbirlerine düşman olmalarına tanıklık etmiş bir geçmişe sahiptir. Bu yüzden Mehmet Hasgüler’in bu ve diğer kitapları, gerek Türkiye’nin, gerek Yunanistan’ın, gerekse AB ve ABD’nin siyasi politikalarının ve beklentilerin dışında bir bakış açısı taşımaktadır. Kıbrıs sorununa Kıbrıs halkının gözünden bakmaktadır.


Kıbrıslı akademisyen Mehmet Hasgüler, Kıbrıs’ı, her zaman milli bir çıkar sorunu olarak ele alan Türkiye ve Yunanistan’ın ürettiği politikaların dışında algılamak gerektiğini düşünüyor. Kıbrıs sorununun kendi düzleminde ve Kıbrıslılar tarafından tanımlanamaması sonucu, orada yaşayan halkın, halkların yok sayıldığına inanıyor. Coğrafyasına teslim olan ada halkının sesini duyurmak istiyor.


“Bir halk düşünün ki hem coğrafyasının tüm cefalarını çeksin, hem de o coğrafyaya ait söyleyeceklerinin hiçbir kıymet-i harbiyesi olmasın. Kıbrıs’ta siyasi yaşam coğrafi konumdan ve nüfus azlığından ötürü hep dış müdahalelerin etkisinde kaldı. Ada nüfusunun daha fazla olması durumunda dahi coğrafyadan ötürü müdahalelerin yine aynı yoğunlukta olacağı söylenebilir. Kıbrıs’ın siyasi tarihine bakıldığında her zaman son sözü dış güçlerin söylediği görülecektir. Bir başka deyişle dışarıdakiler içerdekilerin kaderini tayin ettiler. Bu anlamda dışarıdakiler hem emperyalizmden destek aldırlar, hem de kendileri maket emperyalist ülkeyi oynadılar. Başka bir deyişle Kıbrıslılar kendi tarihlerini yazmakta aciz kaldılar ve sürekli ‘anavatan’ tarihleriyle haşır neşir olacakları bir geçmiş ve ruh hali içinde yaşadılar. Üstelik her iki anavatana duyulan güvensizliğe rağmen.”


Kitabın özü bu çerçevede açıklanabilir. Kitap, adından da anlaşılacağı gibi, hem Helen milliyetçiliğinin Kıbrıs politikası olan “Enosis”in, hem de Türk milliyetçiliğinin Kıbrıs politikası olan “Taksim”in iflas ettiğini anlatmaya çalışıyor.


Bu bağlamda kitabın birinci baskısına önsöz yazan Fikret Başkaya da, daha ilk paragrafında Kıbrıs sorununu şöyle özetliyor:


“Türkiye’de yaşayan ortalama biri TC’nin 1974’te Kıbrıs’a salt insani nedenlerle müdahale ettiği sanısına sahiptir. Ortalama insanın böylesi bir sanıya sahip olması da TC hakkında yeterli bilgi birikiminden yoksun oluşu; TC devletinin niteliği hakkında resmi ideolojinin oluşturduğu  bilinci sorgulayıp  aşacak yüksekliğe çıkamayışı, resmi haberler ve medyatik yalanlar yüzünden Kıbrıs’ın kuzeyinde 1974’ten beri olup bitenlerden habersiz oluşundandır. Benzer bir şekilde Yunanistan’da yaşayan ortalama biri de Kıbrıs’ın güneyine
S-300 füzeleri yerleştirilmesindeki amacın salt Kıbrıs Rumlarının  güvenliği olduğu sanısına sahiptir. Ortalama bir Yunanlının böyle düşünüyor olması da, gerçek niyetlerden haberdar olmamasıyla ilgilidir.”


Kitabın özü bu çerçevede açıklanabilir dedim ama, aslında kitap kapsamlı bir çalışmayı içeriyor. Kıbrıs sorununun dünden bugüne detaylarını bu kitapta bulabilirisiniz. Kitap Kıbrıs’ın Osmanlı vilayeti, İngiliz kolonisi olduğu yıllardan bugüne kadar geçirdiği sürece, Türkiye’nin önceleri olmayan, daha sonraları oluşan Kıbrıs politikalarına, Türk solunun, Türkiye’deki İslamcıların ve Türkçü kesimin Kıbrıs’a bakışına, Kıbrıs sorununun uluslararası arenada nasıl yer aldığına, Türkiye ve Yunanistan’ın Ortadoğu ilişkileri çerçevesinde Kıbrıs sorununun nerede olduğuna ve daha pek çok önemli noktaya değiniyor.


Sonuç bölümünde ise Türkiye’nin ve Yunanistan’ın Kıbrıs konusundaki hatalarıyla birlikte, Mehmet Hasgüler’in Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili bazı saptamaları ve geleceğe yönelik olası senaryolar var.


Alfa Yayınlarından 2007’in şubat ayında çıkan “Kıbrıs’ta Enosis ve Taksim Politikalarının Sonu” adlı kitapla ilgili yazı ve söyleşiler o günlerde bazı gazete ve internet sitelerinde yer almıştı. O yazı ve söyleşilerden hatırladığım kadarıyla kitabın kapağındaki Kıbrıs Cumhuriyetini temsil eden Kıbrıs Türk Federe Devleti postaları ve ilk gün zarflarına dikkat çekildiğiydi. Kitabın kapağına dikkatlice bakınca, tarihi bir gerçekle yüzleşiyorsunuz. 


16 Ağustos 1960 yılında kurulan ve Kıbrıslı Türklerin Kıbrıslı Rumlarla birlikte kurucu ortağı olduğu Kıbrıs Cumhuriyetinin 20. kuruluş yıldönümü dolayısıyla 1980 yılında Ankara’da Ajans Türk Matbaasında basılan bu pullar yakın tarihin bile nasıl gizlenmekte olduğunu gözler önüne seriyor. 1974 yılında Türkiye’nin Kıbrıs’a askeri müdahalesinin ardından 1975 yılında kurulan Kıbrıs Türk Federe Devleti, ortağı olduğu Kıbrıs Cumhuriyetinin 20. kuruluşunu kutlayan pullar basmışken, ne oluyor da bu pullar ve pulun basılış amacı birden unutturulabiliyor?


Sorunun cevabı gayet basit. Türkiye’de 12 Eylül 1980 darbesi yapıldı ve hemen ardından Kıbrıs politikaları değiştirilerek, 1983 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kuruldu.


12 Eylül 1980’e kadar Türkiye, Kıbrıs’ta federasyon tezine sıkı sıkıya bağlıydı. Bunu iki taraflı federasyonu savunan 1977 Denktaş-Makarios doruk anlaşması ve 1979 Denktaş-Kiprianu doruk anlaşmasıyla açıklamak mümkün.


12 Eylül’den sonra bu politikadan hızla uzaklaşıldı ve “ayrı devlet” tezine sarılındı. KKTC’nin kuruluşu bu tezi güçlendirdi.


İşte bu kitap olaylara bu pencereden de bakmamızı sağlıyor.

BİR CEVAP BIRAK

five + 3 =