Dışbükey ahkam

Tabii hangi mercekle ve nasıl bir kıyas bilgisi ile baktığınıza bağlı bu. Toplumsal travmaları da, toplumsal evrimleri de konuşlandığınız dış bakış açısının perspektifinden, içerde olmaya nazaran daha net ve bütün halinde izleyebiliyorsunuz. Eskiden yüksek, nereden geldiği belli ama etkisiz olan dalgalar şimdi daha sık, sert ve rastgele… Zamane dalgalarının nereden geldiği hesaplanamıyor ve durgun havada bile girdap üretebiliyor.

Dışardan bakmak derken, turistik bir gezi ile 1-2 aylığına ülkeden uzaklaşılınca yapılan sığ kıyaslama ahkamlarından bahsetmiyorum. Doğru gözleme, geniş sezgiye ve mutlak kıyas bilgisine bağlı asıl total değerlendirme ve bileşik hüküm, bir nevi katma değer oluyor bazen.

Bu durumda, toplumsal iniş çıkışlarımızın salınımını izlemek, sadece sahile vuran dalgaları değil de, deniz ufkundaki köpükleri dahi görebilmek gibi bir şey. Ya da bilinen örneklemeyle ağaçlardaki yeşilin kızılın tüm tonlarını görerek, ormanın bütününü algılayabilmek gibi. Bu güdüyle ülke hakkında güncel yorumlar yaptığınızda uzaktan ahkam kesmekle de suçlanabiliyorsunuz. Ama aslında kıyas bilgisini derinleştirme usulü ve çift taraflı bir dışbükey mercekle bakabilme avantajı bu, hasbelkader.

Örneğin, birbirine kaba davranan bir toplumda yetiştiyseniz, suni de olsa birbirine saygılı görünümlü başka bir toplumun içinden baktığınızda, bu tarafın hassasiyet gösterdiği değerlerin, o tarafta kronik bağışıklık kazanmış olduğunu görebiliyorsunuz. En basit örneği ile Türkiye’de korna çalmaya bağışıklık vardır, herkes alıştığı için normal karşılanır ve pek de tepki gösterilmez. Zaman çalmaya, emek çalmaya ya da hak çalmaya da bağışıklık vardır, tevekkül teşneliği hak aramaya bile dominanttır ırsi kulluktan ötürü.

Oysa kurallara uyulan, ya da iyi kötü bir sistemin olduğu başka bir ülkede, tepkiler de kamusal bütünlükte sistematik olur ve sonuç alıcı dersler çıkarılır. Makro bir örnekle, bazı büyük Türk firmaların batıda dikiş tutturamamalarının temelinde iki toplumlu ve kıyaslamalı akıl yürütememe handikapı ile habis pratik zekanın kapsama alanının dış dünyalara da yetebileceği düşüncesi vardır. İçerde kral olan Türk sanatçıların batıda yer edinememesini de bu genetik zaafiyete bağlayabilirsiniz.

Bu skala çok esnek. Geniş açı ile focuslama ve zoomlama yetisi elbette bir liyakat ya da birikim gerektiriyor. Ancak, ülkeler arası dış ilişkilerde, kontrol altına alındı sanılan husumetleri hortlatan olgu, kutup kültürlerin yaratabileceği örtüşememe semptomlarının diplomatik geçiştirmelerle sürdürülme çabasıdır.

Tarihi anlaşmalarda veya anlaşmazlıklarda bazen tercümanların inisiyatifine kalmış yorumlama becerisinin ölçüsüdür, kronolojik kavşakların belirleyicileri. Yanlış anlaşılmaların ne kadarlık bir oranda tarihi değiştirdiğini ise kimse ölçemez tarih küllenince. Kadeş anlaşmasından, günümüzün Sevr versiyonlarına kadar incelemek lazımdır, gelmiş geçmiş ve günümüzdeki yorum farklılıklarını.

O nedenle mutlakiyet olgusunu toplumca kavrayan ve yakalayan kıyas bilgisini toplumca geliştirmek bunun ilk aşamasıdır. Kıyas yetisi ise çifte kavrulmuşluk gerektirir. Akil toplum olmak isteyenlerin ise ağır ateşte pişmiş liderlere ihtiyacı vardır.

Değirmen döndürmeye alternatif ve talip olabilecek enerjinin, taşıma suyla dahi olsa, çamurlu sığ sulara tevessül etmeyen, tıkayıcı alüvyonları sürüklemeyen, tutarlı bir debide akması lazım.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.