Değer yaratmak

Değer yaratmak

0
PAYLAŞ

Yaşamı iyiye ve güzele doğru geliştirmenin tek yolu değer yaratmaktır. İnsanlar değer yaratmakta eksik kaldıklarında yaşamı şiddet kullanarak dönüştürebileceklerini sanırlar. Yaşamı kabaca eğip bükerek kendimiz için hatta herkes için uygun koşullar oluşturabileceğimizi düşünebiliriz ve bunu değer yaratmak diye göstermek isteyebiliriz. Evrensel kavramları bilir bilmez öne sürerek bir takım karanlık eylemlere girişmekle kimse değer yaratamaz. Değer ancak iyinin doğrunun güzelin koşullarını sağlamakla yaratılabilir. Bu da elbet geniş çerçeveli bir bilinç sorunu ya da kültür sorunu ortaya koyar. Değer yaratmanın kolay olmadığı, onun uygarlaşmakla aynı anlama geldiği ortadadır. Yalnız bilim sanat felsefe alanında değil siyaset alanında da değer yaratmak bir gerekliliktir. Ayrıca kültür alanlarının yanında teknik alanda da yaşamı dönüştürücü etkin çabalar ortaya koymak gerekir. Değer yaratamayan şiddet yaratır. Şiddete dayalı mutluluk düşten başka bir şey değildir. Şiddet geçici aldatıcı pırıltılar sağlamaktan başka bir iş yapmaz. İnsanoğlu şiddete dayalı yöntemlerle değer yaratmak isterken eldeki değerlerden de olabilir. Yaşamı kolayından yaşanılır kılma kurnazlığı doğanın ve insanın yasalarına aykırıdır. Kimse kurnazlıkla adam olmamıştır, kurnazlığın getirdikleri götürdüklerinden çok daha azdır.

Değer yaratmak bireyler için olduğu kadar toplumlar için de zorunludur. Değer yaratmadan dural bir yaşamı sonuna kadar sürdürme olasılığı yoktur. Değer yaratamayanlar zamanın dişlileri arasında ezilip yokolurlar. Bireysel çerçevede de toplumsal çerçevede de insanı güçlü kılan yalnızca ve yalnızca değerlerdir. Değer dediğimiz şey insan olmanın temel dayanağıdır. Yeterince güçlü değilseniz ezilirsiniz, güçlünün yönetimine ya da yörüngesine girmek zorunda kalırsınız. Efendim ben güçsüz de olsam son derece onurluyum, buna göre benim güçlünün etkisi altında kalmam diye bir şey olası değildir diyorsanız masal anlatıyorsunuz. Kahramanlık öyküleri güzeldir ama onların çoğu gerçekliği karşılamaz ve hemen tümü yaşamın indirgenemez koşulları karşısında suspus olur. Evet, siz çok doğru düşünüyorsunuz, güzel duygular içindesiniz, güçlünün güçsüzü ezmediği bir dünya tasarlıyorsunuz. Böyle bir dünyayı gönülden özlüyorsunuz. Ancak böyle dünya sizin düşlerinizden çok çabalarınızı gereksiniyor. Dilekler çabalarla devindirilmedikçe değer yaratma tasarıları boş tasarılar olarak bir süre kalır sonra söner giderler.

Yaşasın kendi değerlerimiz diyerek bazı toplumları değersiz görmek ve onları düşman bilmek değerlerle hiçbir ilgisi olmamanın apaçık belirtisidir. Değerler en uç noktada insanlığın ortak dayanağıdır. Değerler adına şiddeti etkin kılmak eğiliminde olanlar değer diye yalnız yarar değerlerini bilen ve yüce değerlerden haberi olmayan kimselerdir. Şiddete dayanarak mutlu bir yaşam düzeni kurmak olası olmadığı gibi ayakta kalabilmek bile bir hayaldir. İnsanın istemini yalnızca bireysel yaşamda değil toplumsal yaşamda da etkin kılması ve yalan yanlış düşler görüp bu düşlerin etkisiyle olmadık işlere dalmadan değer yaratmanın koşullarını oluşturmaya çalışması gerekir. Yıpranmış değerleri ve değer değilken değer sayılmış bir takım formülleri öne çıkararak yaşamı güzelleştireceğimize inanıyorsak tepeden tırnağa aldanıyoruz.

Doğru dürüst felsefeniz yoksa, bilim diye bitmez tükenmez gevezeliklerle oyalanıyorsanız, sanat göz boyacılıktan bir adım öteye geçemiyorsa, siyasetiniz içinden çıkılmaz bir görünüm ortaya koyuyorsa, sivil kurumlarınız fikir üretmekte yetersiz ve isteksizse, basınınız çok renkli bir boşluğun sularında yüzüyorsa, inanç pazarlamacılığı büyük boyutlara ulaştıysa, hak yemek ve alın teriyle alay etmek düzenin bir alışkanlığı durumuna geldiyse, kötü her yerde ödüllendiriliyor iyi her yerden kovuluyorsa, üretim gelişigüzel akışın sularına bırakılmışsa ve buna göre tarım ve hayvancılık ölmekle kalmak arasında bir yerde sallanıyorsa, insanlar bugünlerinden korkuyor ve yarınlarından ürküyorlarsa, toplumsal bellek en büyük yaratıcılarını bile derinlerine gömdüyse, verimli toprakların üzerine yazlık villa adına hayalet evler konduruluyorsa, denizler kirlendiyse, kimse kimseyi dinlemek zahmetine katlanmıyorsa hiç oyalanmadan yepyeni değerler yaratmak zorundasınız. Bu iş ısmarlama olur mu diyeceksiniz. Olur, bal gibi olur. Korkuyu ve tembelliği bırakıp işe koyulmakla bal gibi olur.

BİR CEVAP BIRAK