Değişik şeyler okumak

Kendi alanımızla ilgilenmekten daha geniş alanlara çıkamıyoruz çok zaman. Hep içimden değişik şeyler okumak geçer ve bunu hep ertelerim yazık ki. Şunu da bitireyim hele duygusu her zaman ağır basıyor. Geçenlerde Kenneth Walker’in Hekimliğin tarihi kitabına bir göz atmak istedim. Yıllardır kitaplığımda durur. Ne ilginç bilgiler var kitapta. İnsanın kendiyle ve doğayla ne biçim yıkışmalar yaşamış olduğunun aynalarından biri de hekimliktir. O ince sanattan kocaman bir bilimin çıkması için yüzyılların geçmesi gerekiyordu. İnsan güçlükleri yene yene bugüne geldi, bugün de güçlükleri yene yene yarına doğru gidiyor. Hekimlik sanki baştan beri her sanattan ya da bilgi alanından daha önemli olmuştur, çünkü doğrudan insan yaşamıyla ilgilidir. İnsanın karşılaştığı güçlüklerin başında çevresel değişimler gelir: soğuk ortamdan sıcak ortama ve sıcak ortamdan soğuk ortama geçiş, durgun havanın fırtınaya dönmesi sonra gene durgunlaşması, besin bulma güçlükleri ve buna benzer şeyler yaşamı alabildiğine sorunlu kılıyor. Bütün bu değişmeler çeşitli hastalıklara neden oluyor. Bu yüzden insan sürekli bir korunma durumundadır ve ne kadar korunsa hastalık kapıyı çalıverir. Beden genelde hiçbir dış etki almadan kendi gücüyle bu hastalıkları yenebiliyor. Öte yandan iyileşmemize yardım edecek maddeler doğada vardır, onların neler olduğunu, onlara nasıl ulaşacağımızı bilmek gerekir. Hayvanlar dermanı içgüdüsel bir biçimde bitkilerde ararlar. Hastalanan kedi ya da köpek kendisini iyileştirecek otu bulup yer. Hayvanların yaralarını yalayarak iyileştirdiklerini görürüz.
Hekimlik kendimizi korumakla ilgili bu doğal eğilimden, bu içgüdüsel yönelimden başlayarak gelişmiştir. Hekimliğin tarihi hastalıkların tarihiyle çakışır. Başlarda hekimlik dikkatini kemik üzerine yöneltmişti diyenler haklı olabilirler: buluntular bunu doğrular görünüyor. Belki de biz öyle düşünüyoruz: bedenin zamana en dayanlıklı parçası kemiklerdir ve bugün elimize geçmiş olan çok eski bazı kemikler insanın kemik üzerindeki iyileştirici çabalarının çok eskilere dayandığını gösteriyor. O zamanın insanı yalnız kemikler üzerinde değil bedenin öbür parçaları üzerinde de iyileştirici işlemler yapmış olmalıdır. En eski zamanlarda kullanılan trepanasyon yani kemik delme yöntemi cerrahlığın ilk uygulamalarındandır. Tarihöncesinden bugüne delinmiş kafatası örnekleri kalmıştır. Bunlar Avrupa’nın çeşitli yerlerinde bulunmuştur. Trepanasyon sara ve migren gibi hastalıklar yanında ruhsal sorunlarla ilgili olarak da kullanılmış olabilir. Kafa delme işinin dinsel törenlerle ilgili olabileceğini öne sürenler de oldu. Ancak böylesine güç bir yöntemin yalnızca inanç adına kullanılmış olması akla yatkın görünmüyor. Bu dinsel uygulamaları hastalıkların iyileştirilmesi çalışmalarından iyice ayrı düşünmek de olası değildir: geçmişte hekimlikle büyücülük arasında belli bir yakınlığın olduğu kesindir ve rahibin aynı zamanda bir hekim olduğunu unutmamak gerekir.
İlk büyük atılım Sümer’de oldu. Ur kenti kültürün merkezlerindendi, hekimlikteki atılımların da merkezi olmuştu. Sümerlerden kalma tabletler bize bu konuyla ilgili bilgiler verirken kazılardan elde edilen bazı bakır kesiciler de gelişmiş bir cerrahlık sanatının varlığına tanıklık ediyor. Sümer uygarlığı 2000 dolaylarında son bulup yerine kuzey topraklarında Asur ve güney topraklarında Babil devleti kurulunca uygarlık bu iki devlette büyük bir gelişim gösterdi. Babail’de Hamurabi’nin koyduğu ünlü yasalar birçok toplumsal sorunu olduğu gibi hekimliği de bazı kurallara bağlamıştı, bunlar hasta hekim ilişkisinin zorunlu kıldığı kurallardı. Örneğin efendilerin hekime kendileri için ne kadar ödeyecekleri de efendilerin hekime köleleri için ne kadar ödeyecekleri de belirlenmişti. Bu yasal koruma sonraki zamanlarda da sürdü, ancak hekimler için çok ağır kuralların koyulduğu da oluyordu. Hastaya zarar veren bir hekimin gözü oyulabilir eli kesilebilirdi. Bu tür uygulamalar hastaların soylu olması durumunda sözkonusuydu. Hekim bir köleye zarar verdiğinde onun yerine efendiye sağlıklı bir köle vermek zorundaydı. Babil’de hekimlerin haklarını savunacak hekim birlikleri kurulmuştu. Zamanla hekimlerin belli dallarda uzmanlaşması bu alandaki başarıların büyüklüğünü bize gösteriyor.
Dilerim bol vaktim olur da kitabın bütününü sindire sindire okurum, daha başka kitapları da. Değişik alanlardaki bilgilerin bize zenginlikler sağladığını biliyoruz bilmesine de iş bu bilgilere yönelmeye geldi mi erteleyici olmak kaçınılmaz oluyor. Ansiklopedik bilgi deyip geçmemeli, bu tür bilgilerden giderek insan değişik açılardan kendini öğreniyor, insanın ne olduğunu öğreniyor. Ansiklopedilerde yitip gitmemek koşuluyla…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

18 − four =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.