Değişimi ıskalamak ayıptır…

AK Parti Mersin milletvekili Prof. Zafer Üskül, henüz TBMM kürsüsüne çıkıp henüz yemin etmeden cemaatinin sıkça kullandığı “ezber bozma” teamülüne yeni bir örnek sunmaya kalktı.
Bakın ne demiş çiçeği burnundaki hocamız:

“Anayasa’nın Başlangıç bölümünde ve birçok maddesinde bu var. Yeminde de var mesela. Atatürk milliyetçiliği var, Atatürk ilke ve inkılapları var. Bütün bu kavramlar (…) ideolojiler siyasi partilerin işidir. (…) Anayasalar bütün ideolojilere eşit mesafede durmalıdır. Renksiz olmalıdır. Biz bunu renksiz bir Anayasa olarak tanımlıyoruz. Avrupa Anayasa anlayışı da böyledir.”

Hocamız Anayasa’da yer alan Kemalizm ideolojisine kafayı takmış.
Yani bunlara gerek olmadığını, en azından Anayasanın başlangıç bölümündeki ideolojik anlayışın kaldırılmasını önermiş.

Bu görüş kimilerine göre erken (Hürrriyet Başyazarı Oktay Ekşi ve CHP Genel Başkanı Deniz Baykal)

Kimilerine göre baklayı ağızdan çıkarmak ve Müslüman mahallesinde salyangoz satmak. (Hürriyet’ten Emin Çölaşan. İddiası Üskül, Anayasa Prof’u değilmiş. Dahası, AKP’den önce SHP ve CHP’li imiş)

Kimilerine göre de ortaya atılan görüş “hezeyanmış.( Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ertğurul Özkök ‘bazıları ne idiği belirsiz bir “misyon” duygusuyla ortaya döküldü, Meclis’in açılmasını bile beklemeden rövanşist duygularını kusmaya, Anayasa’dan Atatürk’ün izlerini silme hezeyanlarını telaffuz etmeye başladı.’demiş)

Kimilerine göre “erken öten horoz”
Kimilerine göre Atatürk’e dil uzatmak.
Kimilerine göre “beyhude çaba”

Ben bütün bu görüşlere karşı şimdilik susma hakkımı kullanıyorum ama hafıza tembelliğimizde ilgili olarak ıskaladığımız bazı gerçekleri hatırlatmak istiyorum.

Üstelik bir ayıba, bir yurttaş sorumsuzluğuna, bir miskinliğe işaret etmek istiyorum.

Anayasalar dini ayetler mesabesinde addedilen metinler değildir.
Anayasalar evrendeki değişimlere, uluslarası ilişkilere, ulusal gelişmelere göre değiştirilebilirler. Halkın ortaya çıkan yeni ihtiyaçlarına, yeni yapılanlarına göre de değiştirilirler. Bunlar ileriye gidişin gereğidir. Bu toplumsal değişim motorunun hızını arttırmaktır. Halka yeni özgürlükler sunmaktır. Özgürlük alanlarını genişletmektir. Bireyin değerini vurgulamaktır.

Tam tersi de vardır.
Özgürlükleri genişletmek maskesi altında ihtilal yapanların yönteminde olduğu gibi. Örneğin, özgürlükleri genişletmek için yola çıkanlar tam tersi bir anayasayı dayatabilirler. Tıpkı 1983 Anayasasını dayatanların yaptıkları gibi. Faşist yapıda. Solcuları biçme gibi misyonu olan. Toplumu geriye götüren.

Özetle demem o ki, anayasa değişikliklerinden korkmamak gerekir.
Ama 1983 anayasasının başlangıcında yer alan Atatürk ilke ve devrimleri ve Kemalist ideolojiye kafayı takmaktan önce yapılacak çok şey var. Bırakın bu ezberi, eğer ezber olsa dahi  yerinde dursun, fazla alerji yapmasın. Alerji yapıyorsa da katlanın, katlanmayı öğrenin.
Önemli olan 25 yıldır, yani çeyrek asırdır faşist, faşist olduğu kadar antidemokratik bir anayasa ile yönetilmenin ayıbını silmek için harekete geçebilmektir.

Öküzün altında buzağı arayanlar da yanlış yapıyor.
Hocamızın sözlerinde keramet bulanlar da at gözlüğü takıyor.
Üskül hocamız ise tam bir işgüzarlık içinde.
Hem işgüzarlık ve çıkıntılık yapıyor, hem de önündeki ağaçtan ormanı görememenin aczi içinde.

Eğer samimisi isen çık deki “Ey ahalim, halkım sen bu anayasaya layık değilsin. 25 yıldır seni unutttuk. Çünkü ayıplı, yasaklı, 1924 ve 1961 anayasalarının gerisinde kalan bu 1983 anayasasının paragrafları, satırları, kelimeleri küf kokuyor. Yenisini yapalım, faşist metinleri artık tarihin çöplüğüne atalım.”

Bunları söylemekle de bitmiyor iş.
Kürsüde, bağlılık üzerine yemin edeceğiniz son anayasa bu olsun Yeminden sonra düğmeye basınız.
Çoğunluk elinizde.
Dünü zaten kaybettik ama yarın geç olmasın hiç değilse.
Halkımız bu çürümüş,  fersudeleşmiş (eskimiş-yıpranmış) ve kendisinin gerisinde kalmış bir anayasası hak etmiyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.