Demek ki gelişiyoruz

PAYLAŞ

Bugün bu topraklarda olduğu gibi, gelişimler yaşama geçirilemedikleri sürece kişilerin ya da küçük toplulukların bilinçlenmesi düzeyinde kalırlar. Önemli olan kişilerin ve toplulukların gelişimlerini yaşama yansıtabilmeleridir. Bunun için kişiler ve topluluklar düzeyinde belli bir aydınlığa ulaşmış olmak yetmez, bu aydınlığın kavgasını da yapmak gerekir. İşte özellikle bir yarım yüzyıldır hızla gelişen bir toplumun özellikle bir yarım yüzyıldır yerinde sayıyor görünmesi, hele tarih bilinci olmayanlara geriye gidiyor gibi görünmesi bundandır. İnsanlar büyük bir baskı altındadırlar ve yüzyıllardır baskının çeşitlerini yaşamışlardır. Dünün baskısı başkaydı, bugünün baskısı daha başkadır. Ama baskı baskıdır. Gözü açık kişiler dünya sermaye güçlerinin öngörüleri çerçevesinde bütün bir yaşamı, özellikle kültür düzeyinde yani toplumun ruhsallığı düzeyinde her şeyi koşulamaya yani baskı altına almaya can atar durumda olmuşlardır. Çünkü onlar bir toplumsal gelişimin boşa akıtılmasından büyük yarar sağlayacaklardır.

Sağlamışlardır da. Bugün ülke çapında büyük bir dönüşümden sözederken bunun kısırlaştırılmış ya da kısırlaştırılmak istenen bir dönüşüm olduğunu da görüyoruz. Evet, küçücük kasabalarda yüzlerce genç iyi bir öğrenim görebilmek için doğru yanlış bir takım bilgileri ezberlerken, bilgi bilgidir, bu bilgilerin bile ışığında en azından olmayana ergi yöntemiyle bir takım yeni bakış açıları kazanırken eğitim kurumları her gün biraz daha çöküntüye uğruyor. Siz bana şöyle diyebilirsiniz: efendim, uğramıyor, uğratılıyor. Eh, sorun burada zaten. Siz bilinç aydınlığınızı yaşama geçiremediğiniz sürece, edilgin bir yaşam sürmeyi kendi yararınıza bulduğunuz sürece bu işler böyle yürüyecektir. Kimseler size dokunmasınlar, siz köşenizde kendi aydınlığınızla yaşayın, bu arada siz de kendinize göre bir takım yararlı ilişkiler kurun, bu arada her şey kendiliğinden güzel olsun. Olacak şey mi! Hep baskıdan yakınıyoruz. Bu arada baskıya uğrayanın yetersizliğinden yakınmıyoruz. Her şeyi onlar yaptılar, tamam, pekiyi siz neden izin verdiniz bütün bunlara?

Bir takım ev kadınlarının roman diye yazdığı herzeleri büyük sanat ürünü diye bağrınıza basmadınız mı? Dünya sermaye güçlerinin koruyuculuğunda çok büyük edebiyat yapıtı diye pazarlanan kokuşmuş ürünleri sırf yabancının kaleminden çıktı diye su içer gibi okumadınız mı? Onları kırılası kalemlerinizle övmediniz mi? Bir birlik oluşturmak adına enaz ortaklıklarda buluşmak yerine ne yapıp yapıp ayrılık noktaları bularak toplumun atomlaşmasına katkıda bulunmadınız mı? Bir yandan insan için en iyi dilekleri sürdürür görünürken bir yandan çıkar topluluklarıyla işbirliği yaparak iğrenç yararlar sağlamadınız mı? Korktuğunuz için ya da elde edebileceğinizden çoğunu elde edebilmek için her güçlünün karşısında saygıyla eğilmediniz mi? Dünya sermaye güçlerine hizmet eden kurumlarda büyük paralar karşılığında yurtsever insancı düşünür oyunu oynamadınız mı? İşini bilenlerin düzenlediği saçmasapan bir yarış adına çocuklarınızın beynini boş şeylerle doldurmalarına izin vermediniz mi? Pabuç dar geldiği yerde karşı tarafa sığınmadınız mı? Başıma kötü bir şey gelmesin hesabına kurulu düzene güzel görünmek için elinizden geleni yapmadınız mı? Bir yandan eğitim eşitliğinden sözederken öte yandan eğitim ticareti yapan kurumlarda yüksek düzeyde eğitici sıfatıyla boy göstermeyi bir yurt hizmeti gibi göstermediniz mi? Zenginin parasını yerken yoksulun hakkını yemediniz mi?
Kim ne derse desin Türkiye hızla gelişiyor. Ancak bu gelişim çok yaman bir ahlak bozukluğu engeline takılmış görünüyor. Batı dünyası sömürgeciliğin olanaklarını kullanmasaydı o büyük adamları yetiştirebilir miydi diyoruz ama o büyük adamların kendilerini topluma ve hatta insanlığa nasıl adadığını görmezden geliyoruz. Pisliklere karşı direnmeyi beceremezseniz öyle küçük küçük kapalı topluluklar içinde en doğru yerde ben duruyorum duygusallığıyla gününüzü gün ederken ödevlerinizi de bihakkın yerine getirmiş olma yalanının verdiği hoşlukla yaşar durursunuz. Önce biraz muhalif rolü oynarsınız, bu sizden ürküp size çok iyi olanaklar sağlamaları içindir; haydi gel derler, gel de muhalif olmanın tadını birlikte çıkaralım, ayol biz de aslında muhalifiz bakma sen; sonra biraz biraz nazlanırsınız, daha sonra geleyim bari yumuşaklığıyla sizin için en doğru yere oturursunuz. Kimse sizi ahlak açısından yargılamaz ama bazıları her şeye karşın biraz da yargılar gibi yapar. Ama herkes asıl yerinizi şimdi bulduğunuz konusunda ortak görüşe sahiptir.

Türkiye gelişiyor dostlarım. Bu ahlak sorunu da er geç çözülecek. İnsanlar onurlu bir yaşam için, temiz ama tertemiz bir yaşam için kesin seçimlerini yapmış olacaklar. O gün babalar çocuklarının yüzüne sıkılmadan bakabilecekler.

CEVAP VER