Demirtaş: Ben siyasi bir rehineyim

Edirne Cezaevi’nde bulunan HDP’nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş, tahliye talebinin reddiyle ilgili, “Keşke tutuklu olsaydım. Şimdiye kadar çoktan tahliye olmuştum” dedi.

Avukatları aracılığıyla Yeni Yaşam gazetesinin sorularını yanıtlayan Demirtaş, tutukluluk halinin ‘siyasi rehinelik’ olduğunu vurguladı. Demirtaş, “Buradan kampanya yürütüyormuş gibi davranıp, bu adaletsizliği meşrulaştırmak doğru değil. Ben kampanya falan yürütmüyorum. Buna izin verilmiyor. Bir yanda devletin tüm imkânlarını kullanan bir aday, diğer yanda F tipi bir hücrede ben; kıyaslama yapmak bile mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Demirtaş, tahliye talebinin reddine ilişkin soruya, “Keşke tutuklu olsaydım. Şimdiye kadar çoktan tahliye olmuştum. Ben siyasi bir rehineyim ve serbest kalmam da hukuki değil, siyasi gelişmelere bağlıdır. Ama son mahkeme kararında yer alan tahliye yönündeki çok uzun muhalefet gerekçesi de önemlidir. Siyasal gelişmeler, hukuk alanında hemen etkisini göstermeye başladı demek ki çaresizler. Buradan attırdığım bir tweet bile onların mitinglerinden daha etkili. Çünkü toplum AKP’den bıktı usandı” yanıtını verdi.

‘SON KATILIMLAR HDP’YE GÜÇ VERDİ’

Ahmet Şık, Veli Saçılık, Erol Katırcıoğlu, Ömer Faruk Gergerlioğlu gibi isimlerin HDP’den milletvekili adayı olmasını değerlendiren Demirtaş, şöyle devam etti:
“Anlamlı ve değerli bir duruştur. HDP, bugün artık tüm ezilenlerin ortak mücadele örgütü haline gelmeyi başarmıştır. Ana akım bir siyasi çizgi olarak Türkiye siyasetine, tırnaklarıyla direne direne tutunmayı başarmıştır. Bu son katılımlar hem HDP’ye güç vermiş hem de katılanlar HDP’nin örgütlü yapısından güç almıştır. Tüm adaylara başarılar diliyorum.”

‘YAPILMASI GEREKEN NE PAHASINA OLURSA OLSUN BÜYÜMEK DEĞİL, ÜRETİME DAYALI KALKINMAK OLMALIYDI’

Ekonomideki krizin tek sorumlusunun siyasal karar alıcılar olduğunu söyleyen Demirtaş, şöyle devam etti:

“Dışarıdan gelen sıcak para akışına dayalı, rantçı bir ekonomik büyümeyi hedeflediler ve bunun ceremesini şimdi bütün toplum çekiyor. Oysa yapılması gereken şey, ne pahasına olursa olsun büyümek değil, üretime dayalı kalkınmak olmalıydı. Türkiye gibi üretim potansiyeli olan bir ülkede tarım, hayvancılık, turizm, madencilik, sanayi alanlarında yerli üretimi artıracak tedbirler almak yerine, yabancı sermayeyi çekmek için sürekli faizleri artırıp rantçıları, uluslararası büyük tefecileri borsaya, bankalara çekerseniz olacağı budur sonuçta.

Bizim yapacağımız ilk şey demokrasi, adalet ve barış konularında derhal normalleşmeyi sağlamak olacak. Sonrasında tüm yatırım finansmanlarını üretime ve istihdam artırıcı projelere yönlendireceğiz. Enerjide dışa bağımlılığı azaltmak için de, her şehre güneş ve rüzgâr santralleri kuracağız. Bir metrekare ekilmemiş arazi kalmayacak şekilde tüm ülkeyi seferber edeceğiz. Barışa bağlı güvenlik koşullarını yaratıp, ülkenin her yerinde turizmi canlandıracağız.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

16 − ten =