İNGİLTERE… Demokrasinin Erdoğan’dan intikamı

Erdoğan yerel seçimleri ulusal boyutlara taşıyarak tek başına bir padişah gibi yönetti. Tarafsızlık iddiasını ortadan kaldırdı, cumhurbaşkanlığı görevinden istifa etmiş gibi hareket etti. Oylamadan önce iki ay boyunca neredeyse her gün toplantılar düzenledi. Yalaka medya ve arsız TRT hep onu ve onun yalanlarını bıkmadan, utanmadan yayınladı. Devlet bürokrasisinin her kademesi Erdoğan’ın tahrikiyle oy toplamaya çıktı. İç işleri bakanı “Soysuz ’un” SS subayı gibi etrafa saldırması Erdoğan’ın izniyle oldu. Korku, yalan, algı operasyonu ve alçaklığın diz boyu olduğu bir ortamda, seçimlerden tarihsel sonuçlar çıktı. Başarı gerçekten büyüktü.

Erdoğan ve AKP doğası gereği meşruiyetleri toplumsal temsil ve demokratik hesap verme üzerine kurmadıklarından, kendilerini hep aşırı güvensiz gördüler ve bu nedenle seçimlerden her ne pahasına sonuç almak istediler, onların varlık nedeni buna dayanır. Sadece seçimlere odaklandılar ve demokrasinin diğer elementlerini dikkate almadılar. Her seçim diktatörlüğün ömrünü uzatırken aynı zamanda ciddi riskler taşır.

Otoriter AKP rejimi riskleri azaltmak amacıyla seçimleri kuşatma altına alırken, muhalefet ise onu demokrasiden geriye kalan tek umut kapısı olarak gördü. İşte o kapı zorlanabildiği kadar zorlandı ve Erdoğan’a iyi bir ders verildi..

Diğer otoriter liderler gibi Erdoğan da seçimleri nabız yoklamak, muhalefetin eğilimini ölçmek için kullanmıştı, şimdi ağzının payını aldı. Seçimler muhalefetin bir buluşma noktasına dönüştü.  Bu nedenle, yerel seçimler koordinasyonu sağladı ve belirli sesleri yükseltti. HDP’ye gösterilen gereksiz tepkiler dışında “koordinasyon problemini” çözdü. Ayrıca bir rejimin her şeye rağmen yenilebileceğini ortaya koydu.

Geçtiğimiz yıl referandumda kapsamlı başkanlık sistemi yetkilerini Erdoğan üstlendiğinden hükümet, ordu ve mahkemeler olmak üzere birçok devlet kurumuna hükmetmesinin önünde engel kalmamıştı. Yerel seçimleri elde ettiği başarıyı tescil etmek için kullandı ama tutmadı, hesap ters döndü.

Türkiye’nin durgunluğa itilmesine, para biriminin değer kaybetmesine, enflasyonun ve işsizlik sorunlarının alevlenmesine, prestijli altyapı harcamalarının artırmasına, borçların önemsenmemesine yardımcı olan, yön veren Erdoğan’dan başkası değildi.  Bu nedenle seçimler aynı zamanda bu yıkım politikasına dur demek anlamını taşıyordu.

HDP’nin Kürt bölgelerindeki belediyelerine kayyum atamalar ve Selahittin Demirtaş’ın tutukluluğu hep onun iradesiyle gerçekleşti.

Bunların tümü, CHP’nin İstanbul, Ankara, İzmir ve diğer şehirleri kazanma başarısını daha da anlamlı kılıyor. HDP’nin Erdoğan rejimini geriletme ve Kayyuma devredilen belediyeleri geri alma stratejisi tarihsel bir önemdeydi. Selo Başkanın “bağrınıza taş basarak” sandıklara gidin, faşizme karşı oy kullanın mesajı muhalefete yaradı, umut ve heyecan verdi.

Seçimlerden istediği sonucu almak için bu kadar gücü elinde tutan Erdoğan artık yolun sonuna geldi, seçime takıldı. Oluşturduğu otoriter rejimle kontrol edebileceği en büyük gücü elinde tutuyor fakat seçmeni yönlendiremiyor.

Seçimlerden çıkan sonuçlarla otoriter rejimin uyuşmazlığı gün ışığına çıktı.  Demokrasiyi bitiren, işlemez hale getiren Erdoğan’dı, şimdi demokrasi ondan intikam almaya başladı. Demokrasinin Erdoğan’dan intikam alma süreci başladı diyebiliriz.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.