Deniz Kaplumbağaları Festivali yapıldı

“Yüz Milyon Yıllık Aşka Davet” sloganıyla, EKAD, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), TRT, TURÇEV, Belek Bölgesi Turizm Yatırımcıları Birliği, Ankara Büyükşehir Belediyesi, Türkiye Tarım ve Orman ile Turizm Bakanlıkları, Hacettepe Üniversitesi, ODTÜ’nün katkılarıyla gerçekleşen festivale, KKTC’den Basın Emekçilere Sendikası (Basın-Sen) de katıldı.

İki günde tamamlanan festivalde iki farklı oturum yapıldı. İlk oturumda, özellikle sadece Türkiye ve KKTC sahillerinde 4 noktada yumurtlayan ve bu nedenle kritik noktada bulunan Chelonia mydas (Yeşil Kaplumbağa) ile Caretta caretta türü kaplumbağaların yaşamlarını devam ettirmesinde medyaya düşen görev tartışıldı.

İkinci oturumda ise aynı zamanda, deniz kaplumbağalarını yumurtlama bölgesi olan Belek turizm bölgesindeki 7 yıllık çalışma irdelendi.

Birgün Gazetesi Yayın Kurulu Üyesi, Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Doğan Tılıç’ın yönettiği birinci oturumda, EKAD ikinci Başkanı Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Ali Fuat Canpolat, TRT adına Abdurrahman Keskin, ÇGD Yönetim Kurulu Üyesi Tarık Hatipoğlu ile Basın-Sen Başkanı Kemal Darbaz konuştu.

Konuşmacılar, medyanın çevre bilinci ve duyarlılığı yaratılmasında yaptıkları, yapamadıkları ve yapması gerekenler üzerinde durdu.
Oturum başkanlığını ODTÜ Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Helga Rittersberger’in yaptığı ikinci oturumda ise deniz kaplumbağaları ve Türkiye kıyılarındaki sorunlar ele alındı.

Belek’te 7 yıldır sürdürülen deniz kaplumbağaları ve turizm tesislerinin birlikte var olmasına yönelik çalışmaların aktarıldığı ikinci oturumda Türkiye Çevre Orman Bakanlığı uzmanı İrfan Ekmekçi, Özel Çevre Koruma Müdürü Güner Ergün ile EKAD Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Ali Fuat Canpolat konuşma yaptı.

Etkinlik başında ve sonunda, gerekli finansmanın bulunması koşuluyla, Uluslararası Deniz Kaplumbağaları Festivali’nin ikincisinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yapılması görüşü kabul edildi.

Festivalin ikincisinin KKTC’de yapılması görüşünün kabul edilmesinde, özellikle tehlike eşiğinde bulunan Chelonia mydas’ların  Türkiye dışında bir tek Kuzey Kıbrıs’ta yumurtlaması gösterildi.

İsrail’in saldırılarıyla Ortadoğu’daki savaşın yoğunlaştığı günlerde yapılan etkinlikte, savaşın katılımcılar üzerine olumsuz etkisi görünse de, yok olma tehlikesi içindeki deniz kaplumbağalarının kaderinin ağırlıklı olarak Türkiye’nin turizm-çevre ikileminde alacağı kritik karara balığı olması yine dikkatlerin konuya çevrilmesini sağladı.

TILIÇ: İNSAN HER ZAMAN DOĞRU OLMAYABİLİR

Birinci oturumun yöneticisi Doç. Dr. Doğan Tılıç, oturum açılışında yaptığı konuşmada, doğal besin zincirinin şu veya bu nedenle ama özellikle de teknolojik gelişmeyle koparılmasının insanla ilgili süreci olumsuz etkilediğini söyledi.

Tılıç, doğaya ve doğayla ilgili süreçlere bütüncül bakış açısıyla yaklaşılmadığı sürece hep sorunla karşılaşmanın kaçınılmaz olduğuna dikkat çekerek, insan merkezli bakışın her zaman doğru olmayabileceğine işaret etti.

İnsan merkezli veya doğa merkezli bakış çelişkisi içindeki insanın, doğaya ve doğa olaylarına bütünlüklü bakış açısıyla bakması gerekliliği üzerinde duran Tılıç, 20 yıl önce bir balıkçıyla başından geçen ve balıkçıda yakaladığı doğaya bakış açısını anlattı.

Tılıç, birlikte balık avlayıp zaman geçirdiği bu balıkçının denize aslı izmarit atmazken, içilen rakı şişesini kırarak atmasını, “uzun bir süre sonunda camın yeniden kum olacağı” gerçeğiyle açıklamasındaki çevreci bilincin önemli olduğunu söyledi.

Tılıç, bu bilincini bir şekilde insanların bilgisine getirmesi gerekliliği üzerinde durarak, bazı çevrelerin, çevre bilinci olayını sanayileşmiş toplumların geri bıraktırılmış toplumlara dayatması gibi lanse ettiğini hatırlattı.

Doğan Tılıç, ilk bakışta doğruymuş gibi görülen bu durumun, doğal denge açısından bakıldığında tartışılacak ayrı boyutları olduğunu kaydetti.

DARBAZ: “HER GAZETECİ İYİ BİR ÇEVRECİ OLMALI

Basın-Sen Başkanı Kemal Darbaz, “Her gazeteci iyi bir çevreci olmalıdır” tümcesiyle özetlenebilecek konuşmasında, Kuzey Kıbrıs pratiğinde medya ve çevre örgütleri arsında varolan olumlu ilişkiyi aktardı.

Darbaz, medyanın bilgilendirme, ilgili çevre örgütleriyle sıkı ilişkisi sonucu Dipkarpaz’daki özgür eşekler konusunda gazetelerin, medyanın ısrarla haber yaparak halkı bilgilendirmesiyle önemli bir başarı sağlandığını söyledi.

Darbaz, Kıbrıs ve Ortadoğu’nun en büyük çevre felaketi olarak kabul edilen Kıbrıs Maden Şirketi (CMC) atıklarıyla ilgili haberlerin, medyada yer almasıyla halkın bilgilenmesinin sağlandığı ve buna bağlı önlemler alındığını belirtti.

CMC’de siyanürle bakır ve altın çıkarılmasının yarattığı çevre kirliliğinin örnek oluşturması gerektiğini ifade eden Darbaz, gazetecilerle kurulan bireysel ilişkilerle konunun gündeme taşındığını kaydetti.

Kemal Darbaz, bu nedenle, her gazetecinin çevreci olması gerekliliği üzerinde durarak, gazetecinin bir anlamda çevre savaşçısı olması gerektiğini vurguladı.

 

KESKİN: TEMEL SORUN EĞİTİM

Seminere TRT adına katılan Abdurrahman Keskin konuşmasında, çevre ve deniz kaplumbağalarıyla ilgili temel sorunun eğitim olduğunu söyledi.
Keskin, çevreyle ilgili konuların, çevre muhabirliğinin oluşmasıyla yeni bir boyut kazandığını anlatarak, kendisinin TRT’de 26 dilde yayın yapan bir bölümün başında olduğunu belirtti.

Keskin, ilk başlarda çevreyle ilgili haberlere tepki gösteren bölümlerin, zamanla buna alıştığını kaydetti. Toplumun, medya aracılığıyla eğitilmesinin gerekliliğini vurgulayan Keskin, zaman zaman dünyada savaşlar sürerken çevreyle ilgilenilmesini lüks olarak görenler bulunduğunu söyledi.

HATİPOĞLU: ÇEVREYE KAR AMAÇLI BAKILMAMALI

ÇGD Yönetim Kurulu Üyesi Tarık Hatipoğlu da, çevreye, insan merkezli ve kâr amacıyla bakılmaması gerektiğini ifade ederek, eğer çevreye insan merkezli ve kâr amaçlı bakılırsa şu an Belek’te yaşandığı gibi sedir ağaçları kesilip yerine golf sahaları yapılması gibi büyük yanlışlara düşülmesinin kaçınılmaz olacağını vurguladı.

Hatipoğlu, çevreyle insan arasındaki ilişkinin her anlamda dengeli olması gerektiğini ifade ederek, sadece insandan bakıldığı zaman çevrenin ve doğal dengenin ihmal edilmesinin söz konusu olduğunu belirtti.

Hatipoğlu, bilgilendirme anlamında çevre gazeteciliğinin gelişmesinin önemli olduğuna işaret etti. “Bilgi sahibi olmazsak koruyamayız” diyen Tarık Hatipoğlu, çevre sorunlarıyla mücadelenin pek çok alanda olduğu gibi politik bir mücadele olduğunu vurguladı.

CANPOLAT: KORUMAK İÇİN BİLMEK LAZIM

EKAD İkinci Başkanı Ali Fuat Canpolat ise TRT ile birlikte hazırladıkları ve Deniz Kaplumbağaları’nın yaşam mücadelesini ve gelişmenin bu mücadeleyi olumsuz etkilemesini gösteren bir belgeseli izlettikten sonra yaptığı konuşmada,  bilgi sahibi olmanın korumak için önemli olduğunu söyledi.

Canpolat, bilginin, okuma, araştırmayla elde edildiğini ancak, günümüzde medyanın önemli bir bilgilenme aracı olduğunu vurguladı.

Canpolat, EKAD’ın Belek’te deniz kaplumbağalarının korunmasıyla ilgili haberlerin medyada yer almasından memnun olduğunu anlatarak, bunu halkın ve turizm yatırımcılarını bilgilenmesi sonucunu yarattığını kaydetti.

Belek’ten önce uyguladıkları projenin Adana basınıyla yakın ilişki nedeniyle daha başarılı olduğunu belirten Canpolat, Belek’in, deniz kaplumbağaları için yuvalama açısından Akdeniz’in ikinci, Türkiye’nin ise birinci beldesi olduğunu söyledi.

Seminerin birinci oturumu, katılımcıların kendi görüşlerini aktarması ve konuşmacılara soru yöneltmesiyle tamamlandı.

İKİNCİ OTURUM

Oturum başkanlığını ODTÜ Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Helga Rittersberger’in yaptığı ikinci oturuma konuşmacı olarak Çevre ve Orman Bakanlığı Uzmanı İrfan Ekmekçi, Özel Çevre Koruma Müdürü Güner Ergün ile yine EKAD ikinci Başkanı Ali Fuat Canpolat katıldı.

Oturum Başkanı Helga Rittersberger çevreyle ilgili sorunlara biyoloji ve sosyoloji disiplinlerinin işbirliğiyle bakmanın en doğru yöntem olacağını söyleyerek seminerin ikinci oturumunu açtı.

İkinci oturumda ilk olarak konuşan Çevre ve Orman Bakanlığı temsilcisi İrfan Ekmekçi, Türkiye’nin deniz kaplumbağalarını korumak amacıyla yaptığı yasal düzenlemeleri tarihsel sıra içinde anlattı.

Ekmekçi, Türkiye’nin ilk olarak, 1980 Bern ve Barselona Sözleşmelerini imzalayarak, bunların gereklerini yerine getirdiğini söyledi.

1989’ta Atina’da, deniz kaplumbağalarına yönelik “Akdeniz Eylem Planı”nın kabul edildiğini anlatan Ekmekçi, Türkiye’nin 17 kumsalının deniz kaplumbağaları içi önemli yumurtlama alanı olduğunu kaydetti.

Ekmekçi, yeşil baş olarak bilinen Chelonia mydas’ların bir tek Türkiye’nin Belek bölgesiyle KKTC’de yumurtladıklarına dikkat çekerek, yeşil başların bu nedenle türlerinin devama açısından kritik eşikte olduğunu belirtti.

Ekmekçi, Türkiye’nin 250 kilometrelik 17 kumsalında yılda ortalama bin 223 ile 2 bin 626 yumurtlama olduğunu söyledi.

ERGÜN: 14 ÖZEL ÇEVRE KORUMA ALANI

Özel Çevre Koruma Müdürü Güner Ergün ise Türkiye’de 14 tane özel çevre koruma alanı bulunduğunu, bunların Türkiye’nin yüz ölçümünün yüzde 1’ini oluşturduğunu anlattı.

Ergün, AB sürecindeki Türkiye’nin deniz kaplumbağalarıyla ilgili mevzuatını da buna uyarlama çalışması içinde olduğunu örnekleriyle aktardı.

İkinci ve son oturumda da yeniden söz alan EKAD ikinci Başkanı Ali Fuat Canpolat, yapılan çalışmalar hakkında bilgi vererek, Akdeniz kaplumbağalarının genetik olarak başka denizlerdeki kaplumbağalara en az karışan tür olduğunun saptandığını söyledi.

Yeşil baş kaplumbağalarının kritik eşikte olduğunu vurgulayan Canpolat, Türk Hükümeti’nin bu konuda alacağı kararın Akdeniz kaplumbağalarının yaşaması veya yok olması sonucunu getireceğinin belirtti.

Canpolat, bu nedenle Belek’te sürdürülen çalışmanın önemine işaret ederek, burada turizm ve doğal hayat dengesini sağlamak için 1999 yılından bu yana sürekli çalıştırdıklarını söyledi.

Canpolat, bu süre içinde, deniz kaplumbağalarıyla ilgili turistik tesisler düzeyinde yapılan bilgilendirme çalışmalarında yüzde 20-25’lik  başarı sağladıklarını belirterek, bunu hiç küçümsemediklerini kaydetti.

Ali Fuat Canpolat, festivalin 5 yıllık bir uğraşın sonucu olduğunu anlatarak, deniz kaplumbağalarının korunmasının binlerce yılda oluşan kumulların korunması, kumulların korunmasının ise doğanın korunması anlamına geldiğini belirtti. Canpolat, çalışmalarına bundan sonra da aynı duyarlılıkla devam edeceklerini vurguladı.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here