Deprem ve sorumluluğumuz

Edindiğim bilgiye göre herhangi bir can ve mal kaybı olmamış. İnsan ister istemez etkileniyor. Zira, geçmişe şöyle bir bakacak olursak 17.Ağustos.1999’da Gölcük-İzmit-Adapazarı’nda yaşanan depremde büyük can ve mal kaybı yaşanmıştı. Bununla birlikte depremin psikolojik etkilerinin ne denli derin olduğunu da yadsımamak gerekir.


Ahmet Mete Işıkara hep şunu söyler: “Depremle yasamaya alışmalıyız…” Sonunda Deprem Dede’nin dediği oldu. Hepimiz bir şekilde depremle yaşamayı kabullendik. Peki, deprem bilincini ne kadar taşıyoruz? Toplum bilincini arttırmak için neler yapılıyor? Peki ya, bizler bilinçlenmek için neler yapıyoruz?


Toplum bilincinin arttırılmasında şüphesiz yalnız devlete değil sivil toplum kuruluşlarına, yazılı ve görsel basına da oldukça çok sorumluluk düşüyor.


Depremle ilgili özellikle temel afet bilincini destekleyici seminerlerin düzenlenmesi, yazılı ve görsel yayınların basında daha fazla yer alması gerektiğini düşünüyorum. Aksi takdirde insanlar kulaktan dolma edindiği bilgilerle bilinçsiz yaşamaya devam edecekler.


Toplumumuzdaki hassasiyet muhakkak ki çok yüksek, ama şu da bir gerçek ki depremden korunma ve ilk yardım bilinci ne yazık ki henüz çok yetersiz. Doğru ilk yardım teknikleri bilinci insanlara daha fazla aşılanırsa, deprem gibi toplumları derinden etkileyen doğal afet durumlarında daha az can kayıpları yaşanabilir.


Deprem ne yazık ki ülkemizin ciddi bir gerçeğidir. Bu konuda toplumun doğru ve bilinçli bir şekilde yaşamayı öğrenmesi ve işbirliği içinde olması son derece önemlidir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.