Dersim’le yüzleşmek!

Demokratik ve özgür bir toplum için arınmak önemlidir. Arınmak için yüzleşmek gerekiyor. Yüzleşmenin gerekleri var. Tarihle başlayan olayların bugüne uzantılarını ve nedenlerini ortadan kaldırmak gerekiyor. Hrant dink’in öldürülmesi ermeni soykırımının bugüne uzanan acı bir yönüdür. Kürtlerin ve Alevilerin inkarı, KCK adı altında sürdürülen Kürd avı ve askeri operasyonlar, Aleviliğin yaşamın her alanında yok sayılması Dersim soykırımının bu güne uzanan yönleridir. Eğer devlet Ermeni soykırımını kabul etseydi ve soykırım ile yüzleşseydi emin olun ki Hrant Dink aramızda olurdu. Eğer devlet Dersim ile yüzleşseydi bugün Kürd sorunu ve Alevi sorunu diye bir sorun olmayacaktı. KCK adı altında Kürd avı olmayacaktı. Başbakanın ilk yapacağı iş KCK operasyonlarını durdurmak ve Kürtler-Aleviler ile kalıcı bir barış ve özgürlük için devletin gasp ettiği temel hakların önündeki duvarları kaldırmak olmalıdır. Öncelikle Dersim soykırımına yol açan Türkçü, Sünni Müslüman, Kemalist ve muhafazakar zihniyet ile yüzleşmek gerekiyor.

CHP’li ve İsmet İnönü’nün torunu Gülsüm Bilgehan bakın neler söylüyor: “Mesela sürgünden (Dersim sürgünlerinden bahsediyor) söz ediliyor. O sürgünlerde çok iyi yetişmiş kızlar var. Belki bölgede ortaçağ şartlarında kalsalardı o aileleri kuramayacaklardı.” Bu sömürgeciliğin bakışıdır. Sömürgeciler işgal ettikleri yerlerin halklarını ‘geri kalmış’ görürler ve modernleştirdiklerini söylerler. Bu zihniyetle Nazilerin 6 milyon Yahudi’yi katletmesini ‘Yahudilerin israil’i kurup özgürleşmesine yol açtı’ diyerek hayırlı bir sonuca bağlamak gibidir.

“Dersim 38”’in Utancı Başbakanın

Dersim soykırımının tanıklarının konuştuğu “Dersim 38” belgeselinin gösterimine AKP hükümetinin Kültür Bakanlığı mani oldu. Yönetmen Çayan Demirel belgeseli yurtiçi festivallerde gösteremedi. Belgesel DVD’lerini dağıtamadı. Çünkü buna kültür bakanlığı mani oldu. Onur Öymen’in mecliste yaptığı dersim konuşmasının infiali üzerine kültür bakanı Ertuğrul Günay şöyle demişti: “Tek parti (CHP) döneminin akılsızlığına, faşizan eğilimlerine” demiş ve öyle eleştirmişti. Ancak aynı Günay Dersim’deki faşizanlığı deşifre eden, belgeleyen filmi yasakladı, gösterimine engel oldu.

Sözü Çayan Demirel’e verelim: “Devlette devamlılık esastır. Ulus inşa sürecinde yaşanan bu katliamın failini bugünün CHP’si gibi göstermek, olayı kriminalize etmektir. Anadil tartışmaları, KCK tutuklamaları sürerken, insanlar Zerdüşt diye aşağılanırken böyle bir özür ihtiyacımız olan yüzleşmeyi sağlayamaz.”

Dersim İçin Tarihi Bellek Yasası

Utanç, sadece kınayarak ve özür dilenerek silinmez.

Dersim bir Türkiye utancıdır ve bu utanç, İspanya’da Franco faşizmi döneminde yaşananlarla ilgili 2007’de çıkartılan “Tarihi Bellek Yasası” gibi düzenlemelerle, toplumsal travmalarla yüzleşilerek silinir.

İspanya’da Tarihi Bellek Yasası kapsamında, dönemin tüm askeri mahkemeleri yasadışı ilan edilmiş, sürgüne gönderilip vatandaşlıklarını kaybedenlerle akrabalarına vatandaşlık hakları geri verilmiş, devlet, toplu mezarların açılmasını ve cesetlerin teşhisini finanse etmeyi üstlenmiştir. En önemlisi ise mağdur ailelerine devlet yardımları arttırılmış ve tüm ailelerin yargıya başvurma ve tazminat istemelerinin yolu açılmış ve bir belgeleme merkezinin kurulmasına karar verilmiştir.

Türkiye’nin de daha da geç olmadan dersim soykırımının utancını silmek için bir tarihi bellek yasasına ivedilikle ihtiyacı vardır.

Başbakanın özrünün somut bir karşılığı yok. Türkleştirme ve son vermeden özür olmaz!

Özür Dersim’le somutlaşan zulmün bitmesidir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

fifteen + seventeen =