Dik durdu, sessizce öldü…

Dik durdu, sessizce öldü…

0
PAYLAŞ

Neticede herkes ölecek…
Gazeteciler de…
Sevgili dostum, arkadaşım ve ilkeli meslektaşım Turhan Salman da aramızdan ayrıldı.
Bundan 4 ay önce, Kanada’ya gitmeden gazeteci arkadaşım Taylan Erten’le Turhan’ı görmeye karar vermiştik.
Rahatsızdı ve dünyadan kopuktu.
Çok ama çok üzülmüş ancak son defa da olsa onu görememiştik.
Kanada dönüşü kafama koymuştum onu görmeye gidecektim. Yine Taylan’la birlikte ziyaret etmeyi planlıyordum.
Yine olmadı.
Bu Pazar (26 Temmuz 2015) öğle vakitlerinde o meş’um “Ölüm” haberini aldım.
Hemen eşi ve yakınlarını aradım. Meğer Cumartesi gece yarısı aramızdan ayrılmış…

Turhan Salman gerçek bir emekçiydi. Gerçi tüm gazeteciler emekçi ama “Sarı Turhan” bu konuda herkesin önündeydi.
Sendika ve emekçi denince ve buna “ mücadeleci” sıfatı eklenince akla Turhan gelirdi.
Nitekim hayatı boyunca hem ilkeli gazetecilik yapmaya çalıştı ve yaptı.
Hem de emekçilerde yana değişmeyen tavrını koydu ve bundan vazgeçmedi.
Turhan’la 1993’lerde Tempo Dergi’sinde birlikte çalıştık.
Ben altı yıl boyunca rahmetli Prof. Dr. Kurthan Fişek ile aynı odayı paylaşmıştım.
Bir gün Kurthan’a “Yahu istihbarattaki salonda yaşlı olarak tek ben varım, bari beni de sizin odaya alın” demiş.
Bir gün baktım, bizim odada üçüncü bir masa ve Turhan Salman oturuyor.
Çok sevinmiştim.
Anlaşıldı ki, Turhan gençlerden sıkılmaktan öte yaştaş veya yaşına yakın kıdemli meslektaş-ağabeyleriyle birlikte olmayı düşünmüş.
Haklıydı.
Çok güzel günleri birlikte geçirdik…
Meslekte adı “Huysuz Turhan”a çıkmıştı ama haber veya meslek konusunda değil.
Haksızlık-adaletsizlik-kayırmacılık konularında huysuzdu.
Patronların emekçilere gereği gibi maaş vermemesine “huysuz” luk ederdi.
Dikine giderdi.
Hürriyet’in Aydın” Doğan’a satılmasından sonra, bizim çalıştığımız Tempo Dergisi de otomatik olarak sahip değiştirmişti.
Aydın bey sendikacılar ve sendikacılıktan yana olmayan biri.
İlk işi “Çalışanlar sendikalarından istifa etsin” olmuştu.
Turhan hemen diklenmiş “Bu ne demek yahu” diye karara karşı çıkmıştı.
Ben de aynı tepkiyi vermiştim.
Aydın bey o dönemde Hürriyet’te köşe yazarı olan ve bizim ayda aldığımız paranın 30 katı maaş alan bir ünlü yazarını bizim büroya göndermiş, ismi gerekmeyen bu arkadaş da “Boş verin sendikacılığı, istifa edin gitsin” demişti.
Çok sinirlenmişti Turhan.
Ben de arka çıkmış, destek vermiştim..
“Sarı Turhan” lakaplıydı ama asla “ sarı sendikacı” olamazdı ve olmadı da.
“Ya sendikadan çıkın, ya da işi bırakın” tehdidine boyun eğmedik.
Türkçesi “ İstifa etmezseniz kovulursunuz” idi.
Kovulduk.
“Kovulduk ey halkım” diye de kitap-mitap da yazmadık.

Turhan “ dik” adamdı.
Hep dik durdu.
Çalışmadığı yayın organı nerdeyse kalmamıştı, emekli olana kadar…
“Kovula kovula” çalıştı.
Kovulmak “madalya” ları oldu.
Bırakacağı tek miras buydu galiba.
Turhan ilkeliydi, dikti, dürüsttü.
Sevecendi, arkadaş canlısıydı…
İyi insandı.
Gerçek emekçiydi.
Erken ayrıldı aramızdan.
Gittiği yerde ışıkları bol olsun, eksilmesin.

BİR CEVAP BIRAK