Dink’in cenazesini anlattı…

Dink’in cenazesini anlattı…

0
PAYLAŞ

Türk Eğitim Birliği (TEB), bu ayki olağan kahvaltılı sohbet toplantısını Londra’dan Hrant Dink’in cenazesine katılan arkadaşlarının sohbetine ayırdı. 4 Şubat Pazar günü saat 13.30’da başlayan toplantıya yaklaşık 40 kişi katıldı. Dink’in, medyaya yansıyan fotoğarfları ve konuşmalarından kesitler sunulduğu toplantıda toplumsal çalışmalarıyla tanınan Zeynep Dilmen, cenazedeki gözlemlerini anlattı.


Dink’in alçakca katledilmesiyle “tarifsiz bir acıyla sarsıldığını” belirten Dilmen şöyle konuştu:


“Hele hele Agos’ta ki son yazısını okuyunca içimi parçalandı. O yazıda, içinde bulunduğu piskolojiyi’ülkemizde guvercinlere dokunmazlar’ diyerek bir çesit huzur buluyor olmalıydı ama olmadı… Dikkat edin bu cümleye ‘ülkemizde’ diyor. Yaşadığı toprağı ‘vatan’ gören birinin cığliıdı bu . Ama hiç kimse duymadı belkide herkes duyma duygularını yitirmişti. Ve işte o gün, günlerden Pazar ve ben  Londra’dan kalkıp Turkiye’ye gitmeye ve de cenazede yerimi almaya karar verdim.”


Dikmen cenazeyi de şöyle aktardı:


“O muthiş görkemli, duygu dolu yürüşü  anlatılmaz ancak sadece ve sadece yaşanırdı dogrusu. Kürt’ü, Türk’ü, Alevi’si, Ermeni’si…  topluca İstanbul sokaklarında bir tek insan ‘Hrant Dink’ olmuş gibiydi. O günün önemini vurgulamak icin, ‘Hepimiz Ermeni’yiz’ pankartı bile kimi çevrelerin kaba miliyetcilik damarlarını alak bullak etmeye yetmişti sanki… Ben İstanbul’u pek bilmem ama yürüdüğümüz sekiz on kilometrelik güzargahda yol boyu evlerin balkonlarında alkışlayanlar, çiçek atanlar, zılgıt çekenler, semah dönenlerin harman olduğu bir İstanbul gördüm  Kanlı Bir Mayıs 77’ den tutunda bu ve benzeri bir  çok kitle gösterilerine katılmışlıgım vardır  ama bu yürüyüsü asla ve asla unutmayacagım.”


Yürüyüşe karşı tepkileri de eleştiren Dikmen, “Hemen ikici gün bu kesimler, ülkemizin bir güncük dahi olsa yakaladığı bu güzelim kardeşlik duygularını, sevgi dolu bulutlarını çok gördüler. Karşı saldırıya geçtiler. Basın ezici  çoğunluğu, sanki dünkü basın değildi. Anlasılan bir timsahın avını yerken gözlerinden döktügü  yaşlara ne kadar da benziyordu bunların hali. Yapılan bu görkemli töreni , karalamaya  baslandığını üzülerek görmekteyiz.  Kasıtlı bir şekilde ‘Nedemek efendim,  hepimiz Ermeniyiz’ demeye basladılar. O gün zaten ‘Hepimiz Ermeniyiz’ diyenler onlar degildi ki” dedi.


Toplantıda bazı katılımcılar da özetle şunları söyledi:


ÖNDER BİÇER: Yaşadığımız alana olan adam sendeciliğimizden kurtulduğumuz ölçude yükselen ırkçılığa karsı barikat da yükselecektir. Egitim Birligi olarak biz bir kazan içerisinde çay kaşığı kadarız ama kazanı karıstırmaya gücümuz ölçüsünde devam edeceğiz.


LEVENT ÖZÇAĞATAY: Kemalist ideoloji sırası geldiğinde Osmanlı ile ve savaş döneminde iktidarda olan Ittihatcı idare ile olan iliskişini bıçakla karton keser gibi keser. Osmanlı mirasını, dilini, kültürünü, alfabesini reddeder. Fakat ne hikmetse Osmanlı döneminde ve Ittihatci hükümet  idaresi altında tarihe geçen Ermeni katliamlarında Osmanlı’yı savunur. Bir celişkidir…
 
BURHAN SÖNMEZ: Hrant Dink sayesinde, Ermeni meselesi, sadece dışarıdan dayatılan bir sorun olmanın ötesine geçerek bir iç sorun olarak, bu topraklardaki herkesin düşünmesi gereken bir mesele olma niteliğine kavuştu. Yypabancı ülkelerin ve dışarıdaki Ermeni diasporasının dayatacağı gündemler, içerideki ırkçıların savunma psikolojisine daha çok olanak verecektir. Bu yüzden Hrant Dink, faşistlerin seçtiği önemli bir hedef olmuştur…’


CAHİT BAYLAV: Doğrusu bir Türk olarak benimde suçum var. Biz hiç kendimizi onların yerine koymadık. Her şeyi devrim sorunu gördük ve devrimden sonraya erteledik. Ermenileri anlamadık, ya da çok geç  anladık, benim gibi.  Türkiye’de kendine solcuyum diyenlerin çoğu , milliyetciliği halen aşabilmiş değil. Türk Eğitim Birliği’nin bu toplantıyı düzenlemesi dahi Londra’da bir ilk. Ama çok önemli, desteklenmesi gerek ve devam etmesi gerek. Katılım da çok başarılı, düzenleyenleri kutluyor ve desteklemeye devam edeceğim…’



SEMİHA DURAK: Hrant Dink’in öldürülüsünun ardından yüzbinlerin sokağa cıkması elbette anlamlı. Ama ne yazık ki pekçokları gibi; “bir ayrım noktasına gelindi, bu kez birşeyler değişecek” şeklinde bir umutla bakamıyorum ülkeme ve dünyaya. Aslında cok daha öncelerden, birilerinin, hani o herkesin diline pelesenk olmuş “karanlık güçlerin” bir oyunu mu bu ? Sadece Türkiye`de değil tüm dünyada bir ırkçılık hareketi yeniden yükseltiliyor. Çünkü emperyalizm ic catışmaları sever. Aslında son günlerde cok sıklıkla duyduğumuz küresel ısınma ve dünya kaynaklarının kısa bir süre icinde yok olacağı gerçeği bu konudan hic de bagımsız değil. Ortadoğu Projesinin bir kolu da bize uznıyor, uzanacak bu cok ack. Bunun ardından beklenen doğal kaynaklar savasında da payımızı alacağız bu da kesin. Türkiye gibi çok kimlikli bir ülkede ırkçılık tırmandırıldığında bir kıyım yaşanacağı da. Korkarım bu planın mimarları, yakın gelecekte bize de “barış” getiriler birgün…’
 
BÜLENT ÖZER: Dink cinayetinden sonra TBMM’nin duvarı önünde bir paket ve içinden çıkan mesajda “Arkadaşlarımız en kısa sürede serbest bırakılsın TİT” deniliyor. Neden günler sonra TİT ismi? Bu isimle cenazeden sonra yeni bir mesaj mı verilmek isteniyor? Yoksa Amerikanın Büyük Ortadoğu planı çerçevesinde geliştirilen yeni bir plan mı? Yani TİT in ardından ASALA mı? Yani iki halkın birbirlerine olan düşmanlıklarını daha da körükleyecek kanlı bir plan mı? Bu nokada bizlere düşen görev açık,  plan ne olursa olsun Anadolu Halklarıyla birlikte omuz omuza verip Faşizme ve Emperyalizme karşı ”Halkların Kardeşliği Şiarıyla” mücadele etmektir..’


İLKER DİKMEN: Hirant Dink’in sahsında bu cinayeti kınamak  nasıl ki, bir namus borcuysa aynı zamanda ülkemizdeki  kardeş halkları yok sayma politikalarına da karşı cıkmak, bunun mücadelesinide vermek de namus borcu olsa gerektir.  Kendisine ilericiyim, devrimciyim, demokratım diyen herkesin geçmişte ve günümüzde yaşanan  kimi acı olayları objektif biçimde araştırması ya da araştırmaya bilgi ve becerisi oranında katkı sunması gerekir diye düsünüyorum. Kendi payıma, gerçekte, bir barış ortamı yaratılmak isteniyorsa herkes eteklerindeki taşı dökmelidir. Gelecek,  Kin ve nefret duvarı üzerinde yükselmemelidir. Yeni nesiller, kin ve nefretten  arındırılmış barış içinde “Halkların kardesliği temelinde bir arada yasamalıdır” derim. Nazım’ın siirindeki gibi, “Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardescesine” bir yaşam için uğraşmalıyız…


FOTOĞRAF (İsmail Saray): Zeynep Dikmen cenazeye Londra’dan katılma duyarlılığını gösterdi…

BİR CEVAP BIRAK