Dişleri görelim gençler !

KAZIM ÖZTÜRK – “Milliyetcilik, ütopyacılık ve dinde mutlakcılıktan oluşan bulaşıcı üçlü, bir potada eriyerek bir ırkın ahlak madenini aşındıran bir asit haline geliyor ve o ırk, başkası tarafından yapılıyor olsa rezilce bulacağı işleri, utanmadan, hatta iffiharla icra ediyor” (1) Luis De Bernieres

İkinci dünya  savaşını takip eden yaklaşık iki onyıl  boyunca batı Avrupa’nın liberal demokrasileri; politik, ekonomik ve sosyal olarak  istikrarlı bir dönem yaşamışlardır. Sürdürülebilinir büyüme, refahın artması, ulusal ve yerel düzeyde karar alma makanizmalarına bireysel ve grupsal katılımın yaygınlaşması, teknolojinin günlük  yaşamı kolaylaştıran yeni buluşları…..bütün bu olumlu gelişmeler; sosyal ve siyasi arenada ‘aşırı’ uçların filizlenmesini frenlemiş, özellikle kapitalist dünyanın yeni lideri ABD’nin sosyalist bloku çevreleme siyaseti, soğuk savaşı; tüm dünyada olduğu gibi Avrupa’da da sosyalizmi önleyici unsur olarak gündemde tutması; sosyalist gelişimi engellemiş, Nazi Almanya’sıyla simgelenen faşist ideolojiler ikinci dünya savaşında tüm dünyayı-özellikle Avrupa’yı- yıkıma getiren felaketlerin faili sayıldığından, sağın ( ırkçı, faşist) yeniden örgütlenmesi sınırlı düzeyde kalmıştır.

Avrupa’da görece istikrarın olduğu bu süreçte, özellikle ikinci dünya savaşının Avrupa anakarasına yansıyan sonuçları üzerinden, daha çok Avrupaiçi-internal- göçler  söz konusudur. Ekinsel -geçmiş, dinsel-inaç  ve sosyal- yaşantı olarak birbirine yakın toplulukların göçü, toplumsal etkileri açısından sınırlı düzeyde kalmıştır. Bu süreçte (1960-1968 yılları ) Batı Avrupa’ya avrupa dışından en yoğun göçün olduğu ülke Türkiye’dir. Savaşın yol açtığı yıkımın, emek açığının giderilmesi için Türkiye’den davet edilen ‘emeğin’in kalıcı değil ‘misafir’ olduğu düşünülmüş, ekonomiye yaptıkları katkıdan dolayı ‘misafir emek’ hoşgörüyle, anlayışla  karşılanmıştır.

Sürdürülebilinir  gelişme, refağın artması, demokrasinin ulusal ve yerel düzeyde yaygınlaşmasıyla ifade edebileceğimiz toplumsal barış ortamı kısa sürmüş, ekonomik buhranlarla, toplumsal karmaşalar 1960’ların sonu ile 1970’başlarında  Avrupa’ nın gündeminde yer almaya başlamıştır. Çevre duyarlığı, kadın hakları, savaş karşıtlığı (Vietnam savaşı) gibi yeni kavramlar; doğal ilgi  alanları olarak solun örgütlenme sahasına girmiş, bu konuları işleyen sol,sosyalist örgütler kitleler üzerinde sempati kazanmaya başlamıştır.

Sol yeni paradikmalarla siyasal arenada kendini konumlandırırken sağ( post modern sağ)  özellikle avrupadışından yıllar itibariyle katlanarak artan göçü tanımaya, tanımlamaya ve tavır almaya, göç üzerinden kendini yeniden kurgulamaya; ırkçı söylemleri ‘biz’ – ‘bizden olmayanlar’, ‘avrupalılar’  -‘ avrupa dışından’ sınıflandırmalarıyla eski  şarkıyı yeni  tında mırıldanmaya ve toplumda taraftar bulmaya başlamıştır.

………………………

Hepimiz; anadolunun kıraç topraklarından,kendi ülkesinde dahi büyük şehri görmeden, göç yolculuğunda; Avrupa’nın emek gereksinimi için Alman yetkililerin (doktorların) önünde sıraya dizilmiş yarı çıplak, zavallı görünümlü, güneş yanığı kavruk derili, korkak ve ürkek bakışlı göçmen işçi adaylarını gösteren resimleri anımsarız. Doktorlar Avrupa’nın yeni ‘modern’ emek pazarının çağdaş kölelelerinin dişlerine bakarlar. Bakarlar ki;üretim sürecinin emek girdisi işçiler(dişliler) artı değerin oluşturulması aşamasında aksamasın, verimli olsun.

Avrupalı dişlere bakarak karar verdiği aşamada acımasızdır. Dişlere bakarak emeğini satacak çağdaş kölenin sağlığından ve yaşından emin olmak ister. Emin olmak ister çünkü; dişlerimiz; sağlığımıza ilişkin ipucları veren,yaşımıza özgü gerçekleri gösteren uzuvlarımızdır.

Bir bölüm (gerici)Avrupalı ‘dişlere’ meraklıdır!. Gereksinim duyduğunda dişlerimizi görmek ister.

……………………………

Fransız  yetkililer Calais’deki orman(jungle)olarak adlandırılan, İngiltere’ye geçmek için fırsat kollayanların, kimilerine göre 7 kimilerine göre 10  bin kişinin yaşadığı kampları kaldırmaya karar verdi. Kampta kalan çocuklardan bazılarının UK’de yaşıyan birinci dereceden akrabaları olduğu biliniyor. Kampta yaşamın açımasız koşulları; savunmasız, her türden kötü muameleye açık, özellikle küçük yaştaki kız çocuklarının sex tacirlerine malzeme olduğu, adına uygun; orman kanunlarının yaşandığı, bu koşullardan çocukların kurtarılması gerektiği, duyarlı kesimlerin ısrarla vurguladığı, muhafazakar hükümete bu çocuklara karşı duyarsız kalamazsın baskısı, dağ fare doğurdu örneği İngiliz hükümeti nezlinde sonuç getirdi ve hükümet ‘büyük’  bir ‘özveri’ göstererek bu çocuklardan 200 kadarını almayı kabul etti.

Çocukların İngiltere’ye getirilmesi aşamasında iktidarda ki muhafazakar partinin Monmouth bölgesi milletvekili, gelenlerin (çocukların) 18 yaşından büyük olduğunu- çocuk sayılamıyacağını- gelenlerin gerçek yaşlarının saptanması için ‘dişlerinden’  fiziki yaşlarının tespit edelmesi için muayene edilmesini önerdi. Milletvekili  Davies; twıtter hesabında ‘ bana bunlar çocuk gibi gelmiyor’ (2) yazarak, İngiltere’nin misavirperverliği korkarım kötüye kullanılıyor ‘kaygusunu’ dile getirdi. Bu gerici ‘duyarlılığa’ aynı cepheden UKIP(İngiltere bağımsızlık partisi ) avrupa parlemontosu milletvekili(MEP) Jane Collıns’de ‘gelenlerin yaşları çocuktan daha çok yetişkine benziyor(3) diyerek  destek verdi.

Neyse ki;İngiltere diş hekimleri odası, milletvekilinin bu önerisinin meslek ilkelerine uymadığı ve etik olmayacağından böyle bir uygulamanın parçası olmayacaklarını açıkladı.

Bazı uzmanlar (4) bilimsel olarak dişler üzerinden gerçek yaşın saptanmasının genç yaşlarda yanlış sonuçlar verebileceği, doğruluk oranının ileri yaşlarda daha yüksek seviyede olduğunu söylüyor. Tam burada bir arkadaşımın yaptığı ‘acı’ espiriyi sizinle paylaşmak isterim;

‘ onyedi yaşında savaştan kaçan birisinin yaşının 19 olduğunu öğrendiğimizde ne büyük bir yanlış yaptığımızı öğrenmek  ne kadar korkunç olur ’ (5)

Söylediğim gibi;ırkçı, gerici karışımı Avrupalı dişlere meraklıdır. Gereksinim gördüğü zaman dişlerimizi görmek ister.

Birgün devran döner, denizlerin delişmen dalgalarının serinliği, çöllerin sıcak gölgeleriyle birleşir. Birileri, avrupalı istedi zaman değil, ‘yeter artık ya’ kızgınlığıyla   diş sever-avrupalıya dişlerini gösterirse ne olur? Ben bilemem . Sizin bir öngörünüz var mı?

Hadi bakalım emekçiler ve gençler ‘Dişleri görelim’!!

N.Kazım Öztürk

(1) Luis De Bernieres- Kanatsız Kuşlar sayfa 312

(2)These don’t look lıke chıldren to me

(3) look very mature theır age

(4) Great Orman Street (çocuk Hastenesi) uzmanlarında Prof Tim Cole-www.bbc.co.uk.news.uk-37700074

(5) How awful would ıt be ıf we thouth were helping a 17 year old flee war and we were ın fact helping a 19 year old flee war.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here