Düşünce yazıları…

Düşünce yazıları…

0
PAYLAŞ

Düşünce yazıları sözünün içine felsefe ve tarih eserleriyle, makale, deneme, sohbet, fıkra, eleştiri gibi gazete, dergi yazıları girer.


Düşünce yazıları insan düşüncesinin saygı ve hoşgörüyle karşılandığı zaman ve ortamda doğup gelişebilir.


Batı’da önce Grek ve Latin edebiyatında görülmüş, Orta Çağ’da kaybolmuş, hümanizma ve Rönesans’la Yeni Çağ edebiyatlarının en önemli nesir türleri arasında yerini almıştır.


Genellikle şiirin çok geçerli olduğu çağlarda toplumlarda, düşünce yazıları ve nesir gelişmemiştir.


Bugünkü Avrupa düşüncesinin ve Batı uygarlığının temelinde Eski Yunan edebiyatındaki düşünce yazıları vardır. M.Ö. 4.5.6. yüzyıllar  bu konuda altın çağ kabul edilir. Heradot, Demostones, Sokrates, Platon, Aristotales… Örnek; konuşma havasında yazılmış düşünce yazısına (sohbet) en iyi örnek Platon’un diyalogları gösterilmektedir.


Bizde fikir yazılarına gazetecilikle birlikte Tanzimat’tan sonra rastlanır. Basın hayatı Tanzimat’tan sonra 1908 – 1919 arasında güçlenerek Cumhuriyet sonrasında çevirilerle alanını genişletmiştir. Özlenen gelişme 1945’den sonra olmuştur.


MAKALE:


Makale, düşünceye dayalı gazete ve dergi yazısıdır. İçinde eğitici ve öğretici ayrıntılar olduğu için, didaktik bir nesir örneğidir. Bilgi vermek ya da bir görüşü, düşünceyi ispatlamak amacıyla yazılır.


O halde herhangi bir konu üzerinde bilgi verirken veya bir geğreği savunurken, türlü kanıtlardan yararlanan bu yolla düşünceleri pekiştiren kesin ve inandırıcı bir anlatım kullanan gazete ve dergi yazılarına “makale” denir.


Arapça; kavl = söz anlamına gelen sözden meydana gelmiştir. Çeşitli konularda yazılabilen makale de araştırma ve inceleme payı diğer türlere göre daha ağır basar.


Amaç bir görüşü, bir düşünceyi, bir buluşu ispatlamak olduğu için kanıtların güçlü ve yeterli olmasına dikkat edilir. Yalnızca kişisel ve duygusal görüşlere dayanan bir makale başarılı sayılmaz.


Makalenin anlatım yönünden de başlıca özelliği anlaşılır olmasıdır. Hele geniş bir okuyucu kitlesine seslenen makalelerde bol bol terim ve çapraşık bir anlatım kullanmak, uzun uzun cümleler yapmak, amaçtan uzaklaşmak demektir.


Anlatımın açık, kolay anlaşılır, çabuk kavranır bir genellikte oluşu nedenleriyle makale de  kişisel üslup özelliklerinden uzaklaşma söz konusudur.


Makalenin Temel Kuralları:


Taşıdığı düşünce (fikir) kuvvetli ve ilgi çekici olmalıdır.
Amacı ispatlayan belgeler akılcı ve objektif olmalıdır.
Gereğinden fazla uzun olmamalıdır.
Anlatım, sade ve anlaşılır olmalıdır.


Makale İnceleme Planı:


Yazının ana fikri.
Bu fikrin gelişimi, bakış açısı (yardımcı fikirler).
Yazarın kişiliği ve eğilimleri hakkında makalenin bize neler verdiği.


DENEME:


Deneme de karakter itibariyle düşünce (fikir) yazısıdır. Bir yazarın herhangi bir sorun üzerinde kesin yargılara varmadan, kendi kişisel görüş ve düşüncelerini ortaya koyduğu bir yazıdır.


Monteigne’in (16.y.y) bulup kullandığı denem sözü (essai) sözlük anlamıyla “kesin bir sonuca varıldığı iddiasını taşımayan yazı” biçiminde tanımlanmaktadır. 1940’larda Tercüme dergisinde çevirisine başlanan Monteigne’nin  Denemeleri, edebiyatımızda yeni bir çığırın açılmasına yol açmıştır.


Bir düşünce ürünü olan denemelerde gözlem, düşünce ve duygu birbiriyle ustaca kaynaşır. Yazar hep kendi dünyasından hareket eder. Kendi kendisine sorduğu sorularla gelişir. Varılan sonuç ve yargılar, okurlarca tartışılması mümkündür.


Subjektif yanı ağır basar. Makale gibi belli ve kesin kuralları olmadığı gibi, iddiacı ve ispatlayıcı da değildir. Yazar okuyucu karşısına bir öğretici, eğitici niteliğiyle çıkmaz.


Buna rağmen bir deneme olayları açıklayış, yeni çözümlere giriş ve genişlemesiyle sohbetten ayrılır. Her denemede hayatı ve insanı değerlendiren bir eleştiri tutumu, her eleştiride de gerçekleri arayan bir denemecilik eğilimi vardır.


Bu bakımdan Deneme – Eleştiri türündeki çeşitli eserleri kesinlikle ayırt etmek zordur. Bilimsel gerçekler dışında kalan; hukuk, ahlak, sanat, güzellik gibi, özgürce seçilen bir konuda yazılmış, orta uzunlukta bir nesirdir.


Bize yazarın iç dünyasını yansıtır. Yazar kendi kendisiyle konuşur gibi, kişisel zevkini, düşüncesini, inançlarını içtenlikle ortaya koyar. Duygusal (öznel) değerlendirmeler ağır basar.


FIKRA:


( Arapça bir bütünlüğün kendi içinde de bütünlük taşıyan küçük parçası, omur, bend, madde, kısa hikaye).


Gazetelerde sürekli yazanların günlük olayları yorumlayıp, değerlendirmek amacıyla yazdıkları kısa – özlü – etkili ve ölçülü bir mizah bakışı ile iğneleyici yollardan gerçeğe yöneldikleri bir düşünce yazısıdır.


Çoğunlukla günlük konularda kaleme alınan, yazarın konusu ile ilgili görüşünü, düşünüşünü kişiliğine göre yansıtan yazılardır. Yazar, bunu sağlarken okuyucuyu düşündürmek, duygulandırmak ve okuma zevki vermek gibi amaçları da ön planda tutar.


Gazete ve dergi yazısı olan fıkra; sohbete, makaleye göre kısadır. En önemli niteliği, konunun yazarın kişiliğine göre yansıtılmasıdır.


Fıkra planı, fikir yazılarının planına benzer. Önce bir konuya giriş yapılır. Sonra bu konu ile ilgili görüşü, düşünüşü, çeşitli ayrıntılarıyla geliştirir ve özetleyen bir sonuç verilir.


Gazetelerde okuduğumuz fıkraların dili; kimilerinde sanat ve bilim diline, kimilerinde sohbet diline yaklaşma görülür. Fıkra yazarlığı, daha çok genel kültür isteyen bir çalışmadır.


Batılıların kronik dedikleri gazete yada dergi fıkrası yazabilmesi için, söz konusu edilecek olayın, gerçek bir görüşü ve espriyi kapsaması gerekir. Konuya derinlemesine inmek şart değildir.


İspatlama yoluna gidilmediği gibi, yargılarda kesinlik de aranmaz. Dil sade ve açıktır. Okuyucunun zevki, ön planda tutulur. Yazarla okuyucu arasında sıcak ve içten bir hava vardır.


SOHBET:


Konuşma doğallığı ve içtenliğiyle yazılan hafif fikir tazılarına sohbet (söyleşi) denir. Başka bir deyişle sohbet; bir çeşit hafif makale demektir.


Eskiden muhasebe denilen söyleşi, bir yandan elleştirmeye, bir yandan da denemeye benzer. Söyleşi, makaleye göre daha kolay anlaşılır. Makaleler, belli uzmanlık konusunda olabildikleri halde, söyleşilerde böyle uzmanlığa giden bir yan yoktur.


Genel konuları inceler ve eleştirir. Gizli diyaloglarla beslenir. Bu nedenle ona anılar ve izlenimler karışığı da diyebiliriz. Günümüzde denemenin gittikçe genişleyen sınırları içine girmektedir.


Aslında sohbet; makale ile deneme arasında daha çok ikinciye yakın özgür yazılar olarak saymak gerekir. Anlatımdaki senli – benli hava, bu sonuçla ilgilidir.


Okuyucu karşısında yazar, alçak gönüllü bir dosttur. Fıkra da olduğu gibi, kişisel görüşler ortaya serilir. Dil, açık, sade ve durudur. Konuşma diline yaklaşıldığı için, her düzeydeki okuyucu rahatlıkla okuyabilir ve anlayabilir.


Yazarın okuyucu psikolojisini çok iyi bilmesi gereklidir. Ağır bölümler, nükte veya fıkralarla hafifletilir. İlgiyi canlandırmak yoluna gidilir. Tecrübelerden çıkarılan gerçekler, atasözleri ve vecizelerle perçinlenir.


Yazar da anlatım yanın da, bilgi ve kültür zenginliği de önemlidir.


Değerli dostlar, günümüzde her şey birbirine karıştırıldığı için, böyle bir yazı yazmaya gereksinim duydum. Umarım böyle bir yazı yazmakla hem kendime hem sizlere yararlı olmuşumdur.


Bu yazımı değerli şair Özdemir Asaf’ın bir şiirinin küçük bir mısrasıyla tamamlamak istiyorum:


“Bütün renkler hızla kirleniyordu.
 Birinciliği beyaza verdiler…“


“ Anneme yazar olduğumu söylemeyin! O benim şair olduğumu sanıyor.”


_________________


METE KARAKAŞ’IN DİĞER YAZILARI


– Aşklar, şiirler ve şarkılar


– Gittim, gezdim, gördüm


– …bağlı kadınlara selam olsun! (1)


– Destan’dan destana yol gider (II)


– Bunu biliyor muydu Bay Bush? (III)


– ‘Amazon’ kadınlarından ‘Amansız’lara (IV)


– Panik Odası mı? Nanik Odası mı? (V.)


– Meryem ve Meryem (VI)


– İki farklı Recep öyküsü… (VII)


– Teflon insanlar (VIII)


– Hippiler (Hippie) ve bonomolar (IX)


– Hindi ve papağan (X)


– Şiir üstüne ne varsa… (XI)


– Sanat (zanaat) ve sanatın başlangıcı (XII)


– Erkek Olmanın Dayanılmaz Hafifliği (XIII)

BİR CEVAP BIRAK