Dünya Sosyal Hizmet Günü

Dünya Sosyal Hizmet Günü

0
PAYLAŞ

Günümüzde gelişmelere ve söylemlere baktığımızda, neler yapılmalıdırdan önce, asıl yanıtlanması gereken soru, ne yazık ki, neler yapılmamalıdır noktasında düğümlenmektedir.

Yaşamımda bu konuda, bir kaç yıl sonra yarım asır tamamlanmış olacak.1967 den 2015e uzanan bir çizgi. 1960 sonrası Türkiye’de yeniden ivme kazanan gelişmelere baktığımızda, son yıllarda ise neredeyizden çok nereye gidiyoruzu tartışmak, önem kazanmağa başlamıştıır.

1961 yılı, “Sosyal Hizmetler Akademisi” kurulup, eğitime başlıyor. Sıhıye’de Halk Sokak’da dört katlı küçük bir apartman dairesi. Her yıl 20 si kız 20 si erkek, , ayrıca mülakata tabi tutularak alınıyor. Ve 1965 yılında ilk mezunlarını veriyor.

1967 yılı baharı, Balıkesir Lisesi son sınıf öğrencisi olduğum sırada, bir broşür elime geçiyor ve bu konu ile eğitiminden haberdar oluyorum. Başvuru, sınav, mülakat ve bu nedenle ilk kez Ankara’ya gidiyorum. Halk Sokak’da ki o binanın, her yıl bir katında geçen dört yıl. 1971 yılı, yedinci dönem mezunu olarak, yeni yapılan ve o yıl öğrenimin süreceği, Keçiören’de yeni yerin inşaatı biterken, salonunda diplomamı alıyorum. Sosyal Hizmet Mütehassısı.

70’li yıllar, 80’li yıllar. Yasa değişikliği taslak, tasarı çalışmalarında, değişik kurumlarda görev alan meslektaşlarımız ve hocaarımızla, bir dizi ortak çalışma ile geçen bir dönem. Sonra, yönetmeliklerin hazırlanmasında ki çalışmalar. Değerli meslktaşım, arkadaşım, dostum, kardeşim, Süleyman YAÇATORAL’u bu arada saygı ile anarak, ışıklar içinde olmasını diliyorum. Onun, Özürlüler İdaresi’nin başına gelmesi ve son nefesine kadar hizmetini orada sürdürmesi. Öncesinde de, Adana’da Samsun’da kurumlarda geçen çalışma dönemlerinin tanığı olarak da, o günleri yaşadım.

Sosyal Hizmetler ile Çocuk Esirgeme Kurumu’nun aynı çatı altında toplanması sürecinde, tarihe ve vefaya saygı. Kurumun isminin yaşatılması. Nereden geldiğimizin bilinerek, nereye gidileceği konusunda yapılanma süreci.

Şimdi bu kurumların isimlerinin bile ortadan kaldırılmasının acı burukluğunu duyuyorum. Geçmişi reddederek, geçmişi silmeğe çalışarak, yapılanları görmezlikden gelip, sadece geçmişi kelime olarak bir yerlerden başlatmağa çalışmanın, köksüzlüğe yol açtığını görememek. İçinde yaşadığımız, bu kurumlardaki dramların nedenleri arasında sayılabilir.

Kurumlar, ehil ve mesleki yeterliliği, deneyimi olan insanlarla yönetilirse, hizmet etkin olur ve bunun olumlu yansımaları da, doğal olarak Hükümet’e yansır. Bu kurumların ismini değiştirip, yönetime bu konularla ilgisi olmayan, kurumlarda çalışmayan, bilgi birikimi ve deneyimi olmayan, yönetcileri getirirseniz, bunun faturası elbette Hükümet’e çıkar. Ancak, bu kurumlarda insan yetişiyor. Bu insanların yetişmesi sürecinde, bu olumsuzlukların faturasını da, ne yazık ki bu insanlar ödemek zorunda kalıyor. Bu insanlara karşı sorumluyuz. Bunu unutmayalım.

Sosyal Hizmetle Akademisi’nin yanısıra, 1967 de Hacettepe Üniversitesi bünyesi içinde de, “Sosyal Çalışma Bölümü” açıldı. 1971 de oradan da, ilk mezunlar alana atıldılar, akademisyen oldular. Sonra bu iki eğitim Kurumu birleşti. Bugün de, Hacettepe Üniversitesi bünyesi içinde, yeni meslektaşlarımızı hazırlıyorlar.

Bu alanda, ilk özel üniversite içinde de, Başkent Üniversitesi’n de, “Sosyal Hizmet Bölümü” açıldı. Mezun vermeyi sürdürüyor.

Ankara Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi, Konya Selçuk Üniversitesi, Eskişehir Anadolu Üniversitesi, Manisa Celal Bayar Üniversitesi, Sivas Üniversitesi gibi, bir çok üniversite bünyesi içinde de bu bölümler açıldı. Özel üniversiteler içinde de, Başkent Üniversitesi’nden sonra da, yine birçok özel üniversitede bu bölümler açıldı. Son yıllarda açılan ve açılması planlanan bölümlerle sayının, 50 ye yaklaşacacağı da belirtiliyor.

Bu üniversitelerde de, bir çok değerli öğretim üyesi var ve yetişiyor. Bu denli yaygın eğitim kurumlarının oluştuğu süreçte, kurumlarda meslek elemanlarına karşı adeta yok sayma, mesleği ve meslek elemanlarının yönetim ve hizmet birimlerinde değerlendirilememesinin çelişkisini, nasıl açıklayacağız.

İnsanlara yardım etmek birincil görev. Ancak bu yardımı, (özel konumda olaların dışında) yardıma muhtaç bir şekilde yaşam biçimi haline dönüştürerek, bundan siyasal rant sağlamaya çalışmak, bu mesleğin ilkeleri ile uyuşmamakdatır. İnsanlara yardım, onları topluma kazandıma, yaşam koşullarını iyileştirme, ancak sürekli bağımlı hale getirerek orada tutmağa çalışmak, yurttaş olma bilinci ile değil de, biada dayalı bir çizgide tutmak, bu mesleğin prensipleri ile de, doğal olarak uyuşmuyor.

Hep yenilenen bir Çin atasözü vardır. Yardım için bir insana her gün bir balık vemek değil önemli olan, onun balık tutmasını sağlayarak, muhtaç olmadan yaşamını sürdürmesini sağlamaktır.

Seçim öncesi, elektriği bile olmayan köydeki vatandaşa, çamaşır makinası dağıtmak değildir önemli olan. İhtiyaçları saptayıp, en gerekli olanından, en yararlanması gereken kişiye kadar, bir planlama gerekir.

Sürekli olarak, kömür ya da erzak torbası dağıtmak değildir, yapılması gereken. Ramazanlarda, iftar çadırlarının önüne, bu gün yemek buradan diye reklam harcaması ise hiç değildir. Ramazan günü, Taksim alanına masaları sererek, iftardan iki saat önce masaların dolması ayıbı, ya da gösteriside değildr.

Erzak dağıtmada, yaşanan karmaşa ve insan onuruna yaraşmayan dağıtım sunulması da değildir, yapılması gereken.

Ne güzel söylemişler, bir elin verdiğini diğer bir el görmeyecek diye. Biz bu değerlerimizide yitirir hale gelmiyormuyuz giderek.

Evet sözü uzatmayalım. Dünya Sosyal Hizmet Günü, tüm meslektaşlarımızın bu gününü kutlarken, meslek ilkelerine uygun hizmet götürebilmelerinin olanaklarının sağlanmasını dileyelim. Bazı politikalarda yapılan yanlışlardan, dönme olgunluğunun gösterilmesini de isteyelim.

Bu yıl, bir çok üniversitenin bu bölümlerinde, “Dünya Sosyal Hizmet Günü” yaygın olarak kutlanmağa başlamıştır. Meslek örgütleri ile ortak programlar düzenlenmiş olmasının güzelliğini de paylaşarak, yazımızı noktalayalım.

İşleri zor ve yapacak çok işleri de var. Yolları açık olsun.

___________________

Bigadiç 17 Mart 2015. Salı. ismail.bayer1@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK

14 − twelve =