Dünya Suriye’deki vahşete daha ne kadar kayıtsız kalacak?

Öyle bazı “solcu” tanımlamasını istismar eden “statükocuların” iddia ettiği gibi değil!

Şii olduğu için Esad’a karşı kışkırtılmadı Sunni çoğunluk.

Bazılarının bu konuda beyinleri zorluk çekse de belirtmekte fayda var: diktatör ister şii isterse sunni olsun diktatördür!

Esad kanlı bir diktatör!

Suriye’de kanlı bir Esad Diktatörlüğü var!

Baba Esad korkunç bir diktatördü.

Oğul Esad bizi ümitlendirmişti. Babasına benzemeyecek diyorduk. Şimdi ise elleri babasından daha kanlı!

Suriye’de her gün yüzlerce insan katlediliyor. Çocuklar, kadınlar ya da yaşlılar hiç fark etmiyor. Hepsi hedef.

Esad’ı destekleyen bir süper gücün verdiği uydu bilgi ve resimleri ile Suriye Ordusu kendi halkını bombalamakta.

Dünya her şeyin farkında ama hala kayıtsız.

Libya’da Kaddafi Diktatörlüğü’nü devirmek için var olan nedenlerin yüz misli şu anda Suriye’de.

Dün Humus kentinde düzenlenen bombalı saldırıda iki Batılı gazetecinin öldü ve üç gazeteci de yaralandı. Ölenlerden birisi, ABD’li ünlü gazeteci Marie Colvin. Diğeri ise IP3 Presse foto muhabiri Fransız Remi Ochlik.

Şimdi dünya kamuoyu Suriye’yi daha çok konuşacak. Çünkü biri çok ünlü iki gazeteci Suriye Ordusu tarafından katledildiler.

Oysa günlerdir müslümanlar katledilmekte.

AK Parti Dış İlişkilerden Sorumlu Başkan Yardımcısı dostum Ömer Çelik bugün twitter de haklı olarak dünyaya sitem etmekteydi.

“Türkiye müdahale etsin” demek yetmez.

Nerede insan hakları konusunda çok duyarlı AB sivil toplum örgütleri?

Türkiye söz konusu olduğunda kıyameti koparan o malum “insan hakları savunucuları” nedense çok sessizler?

Esad’ın ordusu aynı Bosna Savaşı’ndaki Sırp Caniler gibi sivil insanlara ateş açmakta.

“Demokrasi” talep eden Suriyelilere tanklarını saldırtan Esad’ın sonu büyük bir ihtimalle Kaddafi’den farksız olmayacak. Ancak Esad Diktatörlüğü’nden Suriye kurtulana kadar daha binlerce masum insan can verecek.

Hiç kimse merak etmesin Türkiye üzerine düşen görevi fazlasıyla yapmakta.

“İnsan Hakları” söz konusu olduğunda çok konuşmaya meraklı liderlerin ülkeleri değil, Türkiye kucak açmakta “Esad Vahşeti’nden kaçabilen” sığınmacılara. Yine Türkiye elinden gelen tüm olanakları ve kurumları ile Suriye’de diktatörlüğün sona ermesi ve daha fazla masum insanın ölmemesi için Türkiye içinde ve dışında seferber.

Merak ediyorum nerede Kıbrıs’taki “barış ve insan hakları savunucuları”. Türkiye’ye karşı ortak mitingler düzenleyenler niçin burnumuzun dibindeki Suriye’de yaşanan vahşetin son bulması için her iki Lefkoşa’da eylemler yapmamaktalar?

Her fırsatını bulduklarında “ordulara karşı” olduklarını söyleyenler “Rum dostları” ile Güney Lefkoşa’da “Suriye’de Vahşete Son” diyerek Suriye Büyükelçiliği önünde değiller.

Türkiye Büyükelçiliği önünde her fırsatta koydukları siyah çelenklerden birini de Suriye Büyükelçiliği’ne ayıramazlar mı?

Suriye’de her gün yüzlerce insan katledilirken Suriye’nin bu derece yakınında kayıtsız kalanlara şaşırmamak elde değil.

AB sessiz, Kıbrıs’ın her iki tarafındaki sözde “barış havarileri” Suriye’den habersiz ve de Rum Kesimi’ndeki Suriye yanlısı politikacılar “devekuşu misali başları toprağa sokulu” seyretmekteler olanları.

Yazıklar olsun!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.