Dünya ve Türkiye nüfusu yaşlanıyor

Hacettepe Üniversitesi (H.Ü) Geriatrik Bilimler Araştırma ve Uygulama Merkezi (GEBAM) Müdürü ve Geriatri Derneği Başkanı Prof. Dr. Yeşim Gökçe Kutsal, gelişmiş ülkelerde 65 yaş ve üzerindeki nüfusun 146 milyon civarında olduğunu belirterek, bu yaş grubunun nüfusunun 2020’de 232 milyon, 2030’da ise 1.4 milyara ulaşmasının beklendiğini bildirdi.

Kutsal, Türkiye’de ise 65 ve yukarı yaştakilerin nüfus içindeki oranının yüzde 5.9’a ulaşarak, 4 milyonu geçtiğini söyledi. 

AA muhabirine açıklamalarda bulunan Kutsal, 20. yüzyıl ile birlikte gelişen en önemli kavramın, “toplumların yaşlanması” olduğunu belirterek, sosyal destek sistemleri oluşturulmadan ortaya çıkan yaşlı nüfustaki patlamanın yılda yüzde 2.5’lik artışla devam ettiğini, bunun da toplam popülasyondaki artış oranından çok daha fazla olduğunu söyledi.

Gelişmiş ülkelerde 65 yaş ve üzerindeki nüfusun, 146 milyon civarında olduğunu kaydeden Kutsal, bu yaş grubunun 2020’de 232 milyon, 2030’da ise 1.4 milyara ulaşmasının beklendiğini anlattı.  Kutsal, dünyada en hızlı artan nüfusun ise 85 yaş ve üzerindekiler olduğuna işaret etti.

Tıp, bilim ve teknolojideki gelişmelerle doğum oranlarındaki azalmanın, toplumların yaşlanmasında temel faktör oluşturduğunu belirten Kutsal, özellikle kalp hastalıkları ve felçlere bağlı ölüm oranlarındaki düşüş, sigara, yüksek kan basıncı ve serum kolesterol düzeyi gibi risk faktörlerinin kontrol altına alınmasının yaşam süresinin uzamasını sağladığını söyledi.

TÜRKİYE’DE DURUM

Türkiye’de ise son 20 yılda doğurganlık oranındaki azalmanın nüfus kompozisyonunda önemli değişikliklere neden olduğuna işaret eden Kutsal, 65 ve yukarı yaştakilerin nüfus içindeki oranının 2005 yılında yüzde 5.9’a ulaşarak, 4 milyonu geçtiğini bildirdi.
 Kutsal, Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) tarafından hazırlanan projeksiyonların, 2005 yılında 6 milyon 147 bin olan 60 yaş ve üzerindekilerin sayısının, 2015’de 8 milyon 442 bin 700, 2025’de ise 12 milyon 55 bin 400 olacağını ortaya koyduğunu belirtti. Kutsal, “Türkiye’de hayatta kalma beklentisi 2005 yılı itibariyle 70.8 yıl iken, bunun 2015’de 72.3 yıl, 2023’de ise 74.1 yıl olması öngörülüyor” dedi.

Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre dünya nüfusunun yaşlanmasıyla birlikte kanser, şeker, kalp damar, kronik akciğer ve başta demans olmak üzere zihinsel hastalıkların arttığına dikkati çeken Kutsal, sigara, hareketsiz yaşam tarzı, obezite, sağlıksız ve bilinçsiz beslenme gibi yaşlanan kişilerde yaşam kalitesinin azalmasına yol açan olumsuz faktörlerin önüne geçilebilmesi için, kapsamlı çalışmalar yapılması istemlerinin daha çok dile getirildiğini belirtti.

UZUN ÖMÜR VE YAŞAM KALİTESİ

Uzun bir ömür sürme şansına sahip olmanın yaşam kalitesi artmadan bir anlamı olmayacağını, sağlık beklentisinin yaşam beklentisinden çok daha önemli olduğunu vurgulayan Kutsal, şunları kaydetti:

“Gençler açısından tıbbın hedefi tedaviyken, yaşlılar açısından esas hedef, yaşam kalitesinin korunmasıdır. Sağlık çalışanları açısından yaşlıların işlevlerinin sürdürülmesi için, bu yaş gruplarında görülen hastalık belirtilerinin ve yakınmaların azaltılmasına odaklanmalı ve öncelikle hasta-hekim ilişkisine özen gösterilmelidir. Tanı ve tedavi prosedürleri uygulanırken, olanaklar çerçevesinde zihinsel ve fiziksel hasarların en az düzeyde oluşması için çaba gösterilmeli, hasta ile ailesi duygusal olarak da desteklenmelidir.”

YETİ KAYBI VE ÖZÜRLÜLÜĞE YOL AÇAN ETKENLER

Yaşlılardaki yeti kayıplarının rehabilitasyonun önemini arttırdığına dikkati çeken Kutsal, bu kişilerde yeti kaybı ve özürlülüğe neden olan etkenleri de şöyle sıraladı:
 Kalça kırıkları, Artritler ve eklem replasmanları, İnme (felçler),  Amputasyon (kol veya bacağın kesilmesi), Omurilik zedelenmesi, Travmatik beyin hasarı.

YAŞLILARA ÖZEL SAĞLIK SORUNLARI

Yaşlılarda bildirimi yapılmayan hastalık oranının çok yüksek olduğuna işaret eden Kutsal, “Yaşlılar veya yakınları sağlık sorunlarını, yeti kayıplarını ‘yaşlılıktandır’ diyerek hekime bildirmiyorlar” dedi.

Yaşlılarda birçok hastalığın bir arada bulunduğunu belirten Kutsal, 65 yaş üzerindeki kişilerin yüzde 90’ında bir, yüzde 23’ünde 3, yüzde 15’inde ise 4 veya daha fazla hastalığın bir arada görüldüğünü bildirdi.

Kutsal, “Belli bir organ sistemine veya hastalığa ait olmayan halsizlik, baş ağrısı, iştahsızlık, baş dönmesi veya kabızlık gibi bazı belirtilere yaşlılarda daha sık rastlanıyor. Bunun yanında

yaşlılarda hastalıklara ait bilinen belirtiler olmayabilir. Örneğin göğüs ağrısı olmadan kalp krizi, öksürük olmadan zatürree, ateşsiz seyreden sepsis (kana mikrop karışması) gibi durumlar nedeniyle yaşlı sağlığı özen gerektirir” diye konuştu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.