Dünyanın en ileri demokrasi gerisi Patara’da

Bırakın Türkiye’yi, dünyanın önde gelen çevre örgütleri bile Patara’nın villalarla kurban edilmemesi için harekete geçmiş durumda. Ancak Patara’da tartışmalara neden olan bir başka konu da, Likya Birliği Meclisi’nin toplanma yeri olan antik yapının, “dünyada demokrasinin uygulandığı ilk meclis” olarak tanıtılması ve dünya parlamento başkanlarını burada bir araya getirerek, “demokrasinin dünyada ilk kez Patara’da uygulandığı” mesajını dosta düşmana duyurma projesi.

DÜNYA PARLAMENTO BAŞKANLARI GELMEDİ AMA BİZ PATARA’DA YAŞAYAN DÜNYA HALKLARINA GİTTİK

Bu proje için TBMM bütçesinden 5 trilyon liralık ödenek ayrıldığı ve halen devam eden antik yapının restorasyonu ve diğer çevre düzenlemeleri için yaklaşık 7 trilyon lira harcandığı söyleniyor. Yaklaşık beş yıldır tartışılan ve her yıl ertelenen dünya parlamento başkanları toplantısının odağındaki “demokrasi” meselesi, Patara’da yaşayanlar arasında da bugünlerde oldukça gündemde. Zira dünyaya “demokrasinin ilk uygulandığı yer” olarak dünyaya tanıtılmaya çalışılan ve bu uğurda trilyonlar harcanan antik kentle iç içe yaşayan dünya vatandaşları, oldukça “antidemokratik” buldukları uygulamalar karşısında isyan ediyorlar.

PATARA’DAKİ ‘DELİ DUMRUL KÖPRÜSÜ’ YABANCILARI DA VURDU

Patara’da yaklaşık 20-25 yabancı “yerleşik olarak” yaşıyor. Aralarında Alman, İngiliz, Amerikalı ve Avusturya vatandaşlarının ağırlıkta olduğu yabancıların bir çoğu uzun süredir burada yaşıyor. Oturma izni olan yabancıların bugünlerde yaşadıkları en büyük sorun, muhteşem kumsalıyla göz kamaştıran Patara’da denize gidebilmek için adeta “Deli Dumrul Köprüsü”ne dönüşen ören yeri gişesine her defasında 5 lira geçiş ücreti ödemek. Çünkü plaja ulaşmak için ören yerinden geçmeleri ve gişeye her defasında para ödemeleri gerekiyor.

CUMHURBAŞKANI GÜL’E PATARA’DAN ARZUHAL YAZAN İNGİLİZ

Ülkenin benzer konumdaki ören yerlerinde de yaşanan sıkıntılar, Müze ve Ören Yerlerinin Gişe ve Satış Noktalarının Özelleştirilmesi kapsamında, gişelerin TÜRSAB tarafından işletilmesiyle başlıyor. Patara’da yaşayan yerli halktan geçiş ücreti alınmıyor ancak burada uzun süredir yerleşik olarak yaşayan yabancılar her defasında denize gitmek için ören yeri girişindeki gişeye 5 lira ödemek zorunda kalmalarına isyan ediyorlar. Bu sorunun çözülmesi için Cuhmurbaşkanı dahil bütün yetkililere mektup bile yazmışlar ancak bir sonuç alamadıklarını söylüyorlar.

PATARA’DAKİ İNŞAATLAR TURİZME DARBE

Patara’da yaşayan yabancıların tek sorunu gişe ücreti değil. Bölgede son aylarda yaşanan villa tartışmalarına da tepkililer. Evinin yakınlarındaki yamaca 125 villa inşaatının daha başlayacağını öğrendiğini söyleyen Alman Waltrauel, buradaki villaların sadece bir kaç hafta kullanılıp, bütün yıl boyunca boş kalmasına isyan ediyor. “Sokağa atılmış para” olarak değerlendirdiği inşaatların turizme de darbe vurduğunu ve turizmin giderek gerilediğini savunan Waltrauel, her geçen yıl daha az turistin gelmesinden yakınan turizmcilerin bu gerçeği görmeleri gerektiğini söylüyor ve ekliyor: “Patara batmak üzere!”

Dünya parlamento başkanlarını bekleyen Patara’da, yıllardır hazırlığı yapılan ve 29 Ekim 2011 tarihine ertelendiği söylenen büyük buluşma öncesinde dünya halklarıyla konuştuk.

İşte Patara’da yaşayan dünya halklarının demokrasiyle imtihanı…

ALMAN SELİNA PATARA’YA GELİN OLACAK AMA, DENİZE GİDEMİYOR!

Patara ilk kez beş yıl önce geldiğini ve çok beğendiğini söyleyen Alman Selina Formella, burayı o kadar çok benimsemiş ki, şimdilerde sürekli yaşamak için seçtiği Patara’dan bir gençle evlilik hazırlığı yapıyor. Bir buçuk yıldır Patara’da yaşadığını söyleyen Selina, burada sürekli yaşayan bir çok ‘yerleşik yabancı’ gibi müze ve ören yerlerinin gişelerinin özelleştirilmesinin ardından ortaya çıkan sıkıntılardan şikayetçi. Dünyanın en güzel kumsallarından biri olarak kabul edilen Patara plajına gidebilmek için Patara ören yerinin girişinde bulunan gişeden bilet alarak geçmek zorunda kalan Selina, plaja her geçişinde 5 liralık giriş ücreti ödemek zorunda kaldığını söylüyor. Selina da Patara’daki diğer yerleşik yabancılar gibi köylülere tanınan ücretsiz geçişin kendilerine de tanınmasını istiyor ve “plaj ve ören yerinin geçişleri ayrılsın. Bu uygulama turistleri de rahatsız ediyor” diyor. Uygulamaya gelen tepkiler üzerine bulunan on geçişlik bilet formülünün daha iyi olduğunu söyleyen Selina, yine de bu soruna köklü bir çözüm bulunmasından yana.

ALMAN WALTRAUEL: ‘PATARA BATMAK ÜZERE!”

Patara’da yaşayan bir diğer Alman Waltrauel Eickler ise denize girebilmek için Patara’da yaşadığını belgelemek amacıyla kira kontratını götürmek zorunda kalmış anca buna rağmen gişe görevlilerini ikna edememiş. Waltrauel, Patara’daki uygulamaya tepkili. Plaja gitmek için en kısa yol olan ören yeri girişi yerine, kum tepelerini dolaşarak kilometrelerce yok katettiğini, çünkü her gün aynı tartışmayı yaşamaktan yorulduğunu söylüyor. Kum tepelerini dolaşarak plaja ulaşan ancak dönüşte gişe önünden geçerek evine dönen Waltrauel’in dikkat çektiği bir başka ayrıntı ise, dönüşte gişe görevlilerinin kendisine “hello Mama” şeklinde el sallayıp selam vermeleri. Waltrauel bunun bir çeşit şizofrenik belirti olduğunu düşünüyor. 2004 yılından buyana Patara’da yaşadığını söyleyen Waltrauel’e göre buradaki en büyük sorunlardan biri de geçmişte yapımına başlanan ancak durdurulan villa inşaatlarının harabeyi andıran görüntüleri. Evinin yakınlarındaki yamaca 125 villa inşaatının daha başlayacağını öğrendiğini söyleyen Waltrauel, buradaki villaların sadece bir kaç hafta kullanılıp, bütün yıl boyunca boş kalmasına isyan ediyor. “Sokağa atılmış para” olarak değerlendirdiği inşaatların turizme de darbe vurduğunu ve turizmin giderek gerilediğini savunan Waltrauel, her geçen yıl daha az turistin gelmesinden yakınan turizmcilerin bu gerçeği görmeleri gerektiğini söylüyor ve ekliyor: “Patara batmak üzere!”

68’Lİ WENDY DÜNYAYI GEZDİ, PATARA’YI GÖRDÜ AMA PATARA’DA GÖRDÜKLERİ İÇİNİ YAKIYOR

İngiliz yurttaşı Wendy Richardson, 1980’den buyana çocuklarıyla birlikte her yıl Patara’ya geldiğini anlatıyor. Emekli resim öğretmeni olan Richardson, aynı zamanda 68 kuşağına mensup ve deneyimli bir gezgin. Gençlik yıllarında, büyüleyici güzelliği ve doğal dokusuyla tüm dünyayı kendine hayran bırakan Hindistan’ın Goa adası başta olmak üzere, Nepal, Katmandu, İran ve Afganistan gibi pek çok Doğu ve Uzakdoğu ülkesini gezmiş ve sonunda yaşamak için Patara’yı seçmiş. Ancak Patara’da gelişmelerden o da şikayetçi. Burada yeni yapılacak olan villaların küçük bir köy olan Gelemiş’in özelliklerini yokedeceğine inandığını söyleyen Wendy, “villalarda yaşayanlar evinde yiyip içecek. Köye bir katkıları olmayacak, buradaki varolan turizmi de bitirecek. Biz bunu istemiyoruz” diyor. Patara’ya yapılan yeni asfalt yolu da eleştiren Wendy, “eski yol daha güzeldi ve yıllar önce çok sayıda tur otobüsünün buraya ulaşması için yeterliydi” diyor. Kendisini hala bir ‘devrimci’ olarak tanımlayan Wendy, sezon sonu kaderlerine terkedilen bölgenin sahipsiz hayvanlarına da kol kanat geriyor, onların bakımıyla ilgileniyor. Patara’daki karmaşık durumdan, fiyatların yüksekliğinden ve gişe tartışmasından oldukça rahatsız olan Wendy, “anlatacak çok şey var ama…” diye bitiriyor sözlerini.

AVUSTURYALI’NIN VİLLA TEPKİSİ

Gertraud Langbauer de Patara’dan etkilenip yerleşenlerden biri. Avurturyalı olan Longbauer de Patara’daki beton mezarlığı görüntüsünden çok rahatsız olduğunu belirterek söze başlıyor ve “bu beton kalıntıları buradaki bütün güzelliği yok ediyor. İnşaat sahipleri ya da devlet tarafından bu betonlar derhal yokedilmeli” diyor. Sözünü ettiği beton kalıntılarının bulunduğu alanda yeniden inşaat izni verildiğini öğrenen Langbauer’in şaşkınlığını gizleyemiyor “mümkün değil, böyle bir şey olamaz, olmamalı. Bu doğayı tahrip etmekten başka bir şey değil” sözleriyle tepkisini dile getiriyor.

BABASINI PATARA’YA GÖMEN İNGİLİZ ANTHONY, CUMHURBAŞKANI GÜL’E MEKTUP YAZDI AMA DERDİNİ ANLATAMADI

Patara’da yaşayan İngilizlerden biri de Anthony Ross. Kendisini o kadar Pataralı görüyor ki, babası ölünce buraya gömmüş. “Patara dünyanın en güzel yerlerinden biri” diye başlıyor söze. Ancak Ross da diğer yabancılar gibi bu güzelliği doyasıya yaşayamamaktan sıkıntılı. Ross, altı yıldır yaşadığı Patara’daki plaja gitmek için her defasında 5 lira ödeme zorunluluğuna isyan ediyor. Oturma izni belgelerini ve gişe sorununa bir çözüm bulmak amacıyla Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve diğer yetkililere yazdığı dilekçeyi gösteren Ross, taleplerini Başbakanlık, Dışişleri Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı başta olmak üzere Antalya Valiliği, Kaş Kaymakamlığı TÜRSAB yetkilileri ve İngiliz Büyükelçiliğine de iletmiş. Ancak tüm bu girişimlerden bir sonuç alamadığını söylüyor Ross. Patara’daki ören yerini 1995 yılından buyana defalarca gördüklerini belirten Ross, eşi Carol ile birlikte her yıl için ayrı ayrı oturma ücreti ödediklerini ve bu yıla kadar köylüler ile iç içe sorunsuz şekilde yaşadıklarını söylüyor. Arkadaşları ve çocukları geldiğinde giriş ücretlerini ödeyerek sahile gittiklerini ve bunu memnuniyetle karşıladıklarını belirten Ross, “biz sadece plaja geçmek istiyoruz. Sahil kenarında yaşayan bir arkadaşımızı ziyaret etmek için geçmek bile ücretli oldu. Patara’da oturduğumuz için Aile Hekimi hakkı tanınmış olmasına rağmen, plaja geçmek için her defasında para ödemek zorunda bırakılıyoruz. Burada yaşayan insanlar olarak eşit haklara sahip olmak istiyoruz. Müze Kart almak istiyoruz fakat yetkililer bu hakkı da bize tanımıyor. Bu ayrıcalık kaldırılırsa yaz kış buradaki yaşamımıza devam edeceğiz” diyor.

Türkiye’deki petrol fiyatlarının yüksekliğinden de şikayetçi olan Ross, havaalanından evine ulaşmanın çok pahalı olduğunu söylüyor. Patara’nın dokusunun giderek bozulmasından duyduğu rahatsızlığı dile getiren Ross, “Patara da Kalkan gibi olmasın” diyor.

PATARA’NIN RİO OLMASINDAN ENDİŞE EDİYORUM

Uzun yıllar Almanya’da yaşayan ve Alman eşi ile birlikte üç yıl önce Patara’ya yerleşen Dr. Şenol Tutkunkardeş, uzun süredir restorasyonu devam eden Patara ören yerindeki meclis binasının özelliğini yitirdiği görüşünde. “Yeni bir yapı inşa edilmiş gibi, bu yapının restorasyonunda eski orjinal taşların yerine yeni taşların kullanılması orjinalitesini kaybettiriyor bana göre” diyen Tutkunkardeş, Patara’daki sorunların çözümü için çarpıcı bir öneride bulunuyor ve ; “ben de dahil burada yaşayan herkes ören yerinin dışına çıkarılabilir. Ben buna razıyım. Buradaki bütün çirkin yapılar yıkılarak eski dokusuna kavuşturulsun, Patara müze kent olsun. Ancak burayı koruyarak, tarihi ve doğal dokuya zarar vermeden geleceğe aktarabilecek bir proje geliştirilirse bu mümkün olabilir. Ama biz bu hakkımızdan feragat ederken buraya dışarıdan başka amaçla yeni nüfus yerleştirilecekse bu mümkün olmaz. Patara sahilinden içeriye doğru 5 yüz metre eninde bir kıyı şeridi var. Bu kıyının da inşaatla dolmasından endişe ediyorum. Patara’nın Rio gibi olmasından, bütün kıyının işgal edilmesinden endişe ediyorum. Ne kooperatifler, ne de 2 bin nüfus, katiyen bunlar gelmesin Patara’ya. Bu şekilde Patara’nın hakettiği dünya kültür mirası listesine alınmasına olanak yok. Bizi yönetenler sanki bu dünyada yaşamıyorlarmış gibi davranıyorlar. Çıkıp bir baksınlar neler olup bittiğine” diyor.

Tutkunkardeş Türk vatandaşı olmasına rağmen, eşinin Alman olması nedeniyle gişe sorunundan onlar da nasibini almışlar. Tutkunkardeş yaşadıkları sıkıntıları, “Geçtiğimiz yıllarda eşim Alman asıllı Türk vatandaşı olmasına ve burada yaşıyor olmamıza rağmen her girişte ücret ödeyerek, ben ise Türk ve 65 yaş üstü olduğum için ücret ödemeden plaja gidebiliyorduk” sözleriyle anlatıyor.

AMERİKALI RİCK’İN İLK DEMOKRASİDEN HABERİ YOKMUŞ

Patara’da yaşayan Amerikalı Rick Fahrenbruch’ın derdi de buradaki yabancıların bir çoğuyla aynı. O da oturma izni olmasına rağmen ve Patara’da yaşamasına rağmen plaja girmek için gişe engelini aşamamaktan şikayetçi. Emekli bilgisayar operatörü olan Fahrenbruch da Müze Kart edinme hakkı isteyenlerden. “Burada yaşayan herkesle aynı haklara sahip olmak istiyorum” diyen Fahrenbruch, “dünyada demokrasinin uygulandığı ilk parlamento” olarak tanıtılan ve ülkesinin anayasasına ilham verdiği söylenen Patara’daki Likya Birliği Meclisi’nin toplanma yeri olan antik yapıyla ilgili bir fikri olmadığını söylüyor. Onun tek derdi pek de demokratik olmayan ve “dünyanın en demokratik meclisine” açılan kapıdan geçmek zorunda kaldığı gişe uygulamasının bir an önce çözüme kavuşması.

DÜNYANIN EN İLERİ DEMOKRASİ GERİSİ

Başta TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin olmak üzere, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ve diğer ilgili yöneticiler, yıllardır Patara’nın dünyaya tanıtılması için çaba harcıyorlar. Patara’nın, dünyada demokrasinin uygulandığı ilk merkez olduğu yönündeki iddiayı destekleyen yetkililer, tanıtmak için uğraştıkları Patara’da yaşayan dünya vatandaşlarının en küçük sorununa bile yeterli ilgiyi gösteremezken, dünyaya tanıtacakları demokrasinin ne tür bir demokrasi olduğu sorusu yanıt bekliyor. İleri demokrasi diye diye Türk halkına reva görülen akıldışı uygulamalar, giderek Türkiye’de yaşayan dünya vatandaşlarını da vuruyor. Patara’da yaşananları düşündükçe İrfan Sayar’ın “dünyanın en ileri zekalı gerisi” olarak tanımladığı kahramanı Zihni Sinir akla geliyor. Zira Patara’da yaşananlara bakılınca, “dünyanın en ileri demokrasi gerisi” tanımı hiç de abartılı olmaz. Çünkü Patara’da yaşayan yabancıların bir çoğunun da adını açıklamaktan çekinir hale gelmesi, sorunlarını dile getirirken bile kendilerini korku içinde hissetmeleri ve giderek yerli halkın diliyle “ne olacak bu memleketin hali” durumuna düşmeleri; sözünü ettiğimiz ‘ileri demokrasi gerisi’nin yansımalarından biri olarak tanımlanabilir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

fourteen + eighteen =