Doç. Dr. Bilecen: Ankara Anlasmalılar geleceklerinden kaygılı

Kocaeli Üniversitesi ve Regent’s University London’dan Doç. Dr. Tuncay Bilecen, İngiltere’de hükümetin Covid – 19 salgınında zordaki işletmelere yönelik yardım paketinde şimdilik belirsiz olduğu ortaya çıkınca Ankara Anlaşmalılar açısından iyimserlik havası yerini hayal kırıklığına bıraktı” dedi.  

Doç. Dr. Bilecen sorularımızı şöyle yanıtladı:

-Covid – 19 salgını Ankara Anlaşmalıları nasıl etkiledi? Bu vizeye sahip olanlar ne gibi zorluklar yaşıyorlar? 

– Ankara Anlaşması zaten başlı başına oldukça zahmetli bir süreç. Home Office’e bildirilen alanlarda çalışmak zorunda olunması, yani sınırlı çalışma imkânı, sosyal devlet olanaklarından uzunca bir süre yararlanamama, muhasebe ve vergi konuları, oturum uzatma bürokrasisi gibi meseleler zaten Ankara Anlaşmalıları yeterince yıpratıyordu. Tabii burada aile olarak gelmiş olmak, yalnız gelmek, bir şirket bünyesinde sponsorlukla gelmek, cinsiyet, yaş, eğitim, sosyal bağlantı gibi daha birçok faktör devreye giriyor, bu sürecin nasıl yaşanacağı üzerinde etkide bulunuyor. 

Corona virüsünün hayatı durdurması ise çoğu Ankara Anlaşmalı için tam anlamıyla bir yıkım oldu; çünkü mevcut Ankara Anlaşmalıların büyük bir kısmı son üç – dört yılda geldikleri için henüz ülkeye alışma ve işlerini yoluna koyma aşamasındaydılar.  

Birleşik Krallık’taki Ankara Anlaşmalıların Covid – 19 salgını nedeniyle ilan edilen yardımlardan faydalanıp faydalanamayacakları çok sürüncemede kaldı. Bu konuyla ilgili son gelişmeler nelerdir?

– Corona virüsü salgını tüm dünyada olduğu gibi İngiltere’de de hayatı altüst edince herkesin gözü kulağı hükümetin bu konuda açıklayacağı yardım paketindeydi. Paket açıklandığında önce geçici bir iyimserlik havası hakim oldu; çünkü sosyal medya mecralarında paketin bütün Ankara Anlaşmalıları kapsadığı yönünde haberler paylaşılıyordu. Ardından bu tartışmalara muhasebeciler ve avukatlar dahil oldular. Paketten somut olarak sponsor firma davetiyle gelen çalışanların yararlanacağı diğerlerinin durumunun şimdilik belirsiz olduğu ortaya çıkınca iyimserlik havası yerini hayal kırıklığına bıraktı.  

Normalde Covid-19 nedeniyle kapanan veya sınırlı hizmet veren işletmelerin bordrolu çalışanları yüzde seksen maaş ödemesinden aylık 2.500 poundu geçmeyecek şekilde (eğer yıllık gelirleri 50 bin poundu aşmıyorsa) yararlanabilecek. Aslında teknik olarak Ankara Anlaşmalılar bütün bu vergi muafiyetlerinden yararlanabilir ancak Home Office’in özellikle self employed olarak çalışanların durumuna açıklık getirmesi gerekiyor. 

Destek paketinde vize türlerinden söz edilmiyor. Ankara Anlaşmalılara ilişkin düzenlemede “kamu fonlarına başvuramaz” ifadesi yer aldığından yardımlara başvurmaları mümkün görünmüyordu. 9 Nisan’da yapılan değişiklikle “yardım kapsamındaki hibeler ‘kamu fonlarına erişim’ olarak sayılmaz ve tüm vize kategorileri için geçerlidir” ifadesi getirildi. Ancak bu ifade çalışanlara ilişkin düzenlemenin altında yer alıyor. 

Yeni yardım paketi henüz uygulamaya geçmedi, dolayısıyla birçok soru işareti var. Sanırım önümüzdeki günlerde Ankara Anlaşmalı olup da self-employed çalışanların durumu da netlik kazanacaktır. 

Bu konuda yoğun bir bilgi kirliliği var, avukatlar başka bir şey söylüyor, muhasebeciler başka bir şey. Bir de sosyal medyada herkes yararlanacak şeklinde bir hava yaratılıyor. Oysa Ankara Anlaşmaların hepsi aynı kategoride değil. Yaptıkları işe, şirket bünyesinde çalışıp çalışmadıklarına, davetli çalışan olup olmadıklarına göre durumları değişiyor. 

Doç. Dr. Tuncay Bilecen ve Gazeteci Faruk Eskioğlu

Eğer bu paket self employed olarak çalışan Ankara Anlaşmalıları kapsamazsa sizce bir mağduriyet söz konusu olur mu? 

– Bunu bir mağduriyet olarak düşüneceksek ki bence eşitlik ilkesine aykırı olduğu için bir mağduriyet olarak değerlendirilebilir; Ankara Anlaşmalılar bunu ilk defa yaşamıyor. Daha önce de 16 Mart 2018’de İçişleri Bakanlığı, oyun oynanırken kuralları değiştirmiş, hukuku geriye doğru işletmişti. Böylece süresiz oturuma başvuru süresi 4 yıldan 5 yıla çıkarılmış, bir yıl içinde 180 günden fazla ülke dışına çıkmama, İngilizce yeterliliği ve “Life in the UK” sınavına girme şartları getirilmişti.  Ayrıca süresiz oturuma başvuranlar için kişi başı 2,389 Pound ödeyecekti. Mahkeme bir mağduriyet olduğunu kabul etse de kamu yararını yaşanan mağduriyetin üstünde gördü. Yakın zamanda yapılan duruşmada da durumda bir değişiklik olmadı. 

Bence bize mağduriyet ve eşitsizlik gibi gelen bu uygulamanın arkasında iki farklı neden yatıyor, bunlardan ilki hukuki diğeri ise siyasi. Hukuki faktör, Birleşik Krallık’ta uygulanan ortak hukukun (common law) daha çok emsal kararlara yani içtihatlara dayanarak yasa üretmesinden kaynaklanıyor. Dolayısıyla modern hukukta “eşitsizlik”, “insan hakları ihlali” gibi görünen bir olgu, “ortak hukukun” normları içinde bir mantık silsilesine oturabiliyor. Siyasi faktör ise, Brexit sürecinden beri ülkenin içinden geçtiği politik iklimle ilgili. Malum bu dönemde, göçmenler günah keçisi ilan edildi ve AB’den ayrılma yanlısı kanat bıkıp tükenmeden göçmen karşıtlığı üzerinden Britanya toplumunu mobilize etmeye çalıştı. Daha sonra göç etmeyi daha da zorlaştıracak olan “puanlama sisteminin” yasalaşması üzerine bir girişimde bulunuldu. Dolayısıyla eşitsizlik yaratan bir uygulama karşısında karşı taraf, “eşitsizlik falan yok biz sadece bir standart getirmeye çalışıyoruz” diye savunmaya geçebiliyor. 

Covid – 19’un yarattığı ekonomik belirsizlik ve güvencesizlik Ankara Anlaşmalıların Türkiye’ye geri dönme eğilimini artırır mı? Bu konuda ne düşünüyorsunuz? 

– İçinde bulunduğumuz dönemde pek az Ankara Anlaşmalı evinden çalışabiliyor ya da çalışmaya devam edebiliyor. Geri kalanlar ise umutsuzluk ve belirsizlikle karşı karşıya. Bu yüzden maddi harcamalarını dengelemek ve bu süreci aileleriyle, sevdikleriyle geçirmek için bir kısmı Türkiye’ye döndü. Birleşik Krallık – Türkiye uçuşları kapandığında bazıları Moskova üzerinden Türkiye’ye döndüler, Moskova da kapanınca bu sefer Beyaz Rusya üzerinden dönüşler devam etti. Uçuşlar tamamen durunca ise dönmek isteyen Ankara Anlaşmalıların bir kısmı seslerini sosyal medya üzerinden duyurmaya çalışarak Türkiye’den uçak talep ettiler, bazıları elçilikle temasa geçti. 

 Bu dönüş “kesin dönüş” manasını taşımıyor elbette. Biraz bekleyelim, görelim, durumumuz netleşince tekrar geri geliriz şeklinde bir tavır bu. Bu ilk defa yaşanan bir olgu değil. Göç, karışıklık ve güvencesizlik döneminde güvenli yere doğru hareket etmekse, bu hareket ileriye doğru olabileceği gibi geriye doğru da olabilir ya da döngüsel bir seyir izleyebilir.  

Britanya’da yaşayan Türkiyeli göçmenlerin geri dönme eğilimlerine ilişkin geçen yıl bir araştırma yapmıştım. Henüz corona virüsü yokken bile Ankara Anlaşmalılar açısından en önemli geri dönüş nedeni Birleşik Krallık’taki masraflarını karşılayamamaktı. Şu koşullarda durumun daha da zorlaştığını tahmin etmek güç değil. Bir kısım göçmen hâlâ birikimleriyle hayatını sürdürmeye çalışıyor, bir kısmı geri döndü, bir kısmının ise maddi imkânları yerinde olduğu için onların zaten bir ayakları İngiltere’de bir ayakları Türkiye’deydi.  

Gelecekte dönme kararı alanların ne kadarı Birleşik Krallık’a geri döner, ne kadarı Türkiye’de kalıcı olur bunu söylemek için henüz erken. Bu, göçmenlerin finansal durumlarına, yaptıkları işlere, medeni durumlarına, çocuklarının olup olmadığına, sosyal bağlantılarına göre değişecektir. Her ne kadar çoğu Ankara Anlaşmalıda “ne olursa olsun şu süresiz oturumu alana kadar her türlü güçlüğe katlanmalıyım” şeklinde bir irade olsa da şu koşullarda bir öngörüde bulunmak oldukça güç. 

Ankara Anlaşmalılar birlikte hareket edebiliyor mu? Birleşik Krallık’taki Türkiyeli toplum çeşitli kurumlar ve sivil toplum örgütleri üzerinden bir yardımlaşma kampanyası başlattı. Bu yardımlar Ankara Anlaşmalılara ulaşabildi mi? 

– İlk soruyla başlayayım, son zamanlarda bir örgütlenme çabası var. Alınan hukuksuz karar bu konuda bir ivme yarattı. Ankara Anlaşmalılar son yıllarda sosyal medya mecraları üzerinden yoğun olarak bir araya geliyorlar. Karşılıklı bir bilgi paylaşımı ve deneyim aktarımı oluyor. Örneğin bu amaçla kurulan ÇATI grubu, daha çok “business networking” amacıyla düzenli buluşmalar yapan, sosyal medyada çeşitli meslek alanlarında ve sosyal faaliyet başlıkları altında göçmenleri bir araya getiren bir platform haline geldi. Bunun gibi sadece sosyal medya üzerinden örgütlenen ya da sadece yerel bazda kalan birliktelikler de bulunuyor. Bütün bunlar dayanışma ruhunu geliştiriyor, göçmenlerin birbirinden haberdar olmalarını ve sosyalleşmelerini sağlıyor. 

Yardımlar konusuna gelince,  Kuzey Londra’da Demokratik Güç Birliği çatısı altında faaliyet gösteren kurumlar, özellikle Day-Mer, Britanya Alevi Federasyonu gibi toplum merkezleri bu dönemde çok önemli destekler sağlıyorlar. Salgın nedeniyle herkesin evlerine çekildiği bir dönemde gösterilen bu duyarlılık ve dayanışma örneği hiçbir zaman unutulmayacak. Bu kurumlar etkinliklerini ve derslerini internet ortamına çektikleri gibi, üyelerini sürekli gelişmelerden haberdar ediyorlar ve Ankara Anlaşmalılar da dahil olmak üzere ihtiyaç sahiplerine gıda yardımında bulunuyorlar. Bu örneklerin çoğalması, zor bir dönem geçiren göçmenler arasında dayanışma bağlarını güçlendirmesi açısından son derece önemli. Üstelik bu dayanışma örnekleri çoğaldıkça göçmenler arasında öteden beri var olan karşılıklı önyargılar da ortadan kalkacaktır. 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.