Doktorlar: Bu böyle gitmez

Doktorlar: Bu böyle gitmez

0
PAYLAŞ

12 Ocak öncesinde de tam 40 yıl önce grev yapmışlardı. 2010 yılında iktidara gelen Muhafazakar ve Liberal Demokrat Parti Koalisyon hükümetinin de gündeminde olan, fakat 2015’te tekrar iktidara bu sefer tek başına gelen Muhafazakar Parti, doktorların sözleşmelerinde değişiklikleri hayata geçirmek istedi. Bu sözleşmeye göre, haftada 90 saate kadar çalışmanın önü açılırken, hafta sonunun da hafta içi gibi çalışılması isteniyor. Bunun karşısında yeni doktorların da işe alınmaması söz konusu. Bu duruma tepki gösteren doktorlar, grev üstüne grev gerçekleştirdiler.

Doktorlar hükümet gibi vijdansız değil

Son grev 26 ve 27 Nisan tarihlerinde, her bir gün için 9 saat olarak gerçekleşti. İngiltere tarihinde ilk kez, acil servisler ve doğum ünitelerinin de kapandığı grev esnasında, hastane önlerinde gösteri yapan bir çok doktor, çok acil durumlara da müdahale etmeyi ihmal etmediler. Sonuçta hayat kurtarmak onların işi ve hükümetin baskılarına rağmen vijdanları, can çekişen hastaları kendi kaderlerine terk etmeye dayanmadı.

Bu grevde toplam 12 bin 271 randevu iptal edilirken, toplamda 112 bin sağlık servisi yapılamadı. 54 bin doktordan 37 bin 700 doktor greve çıkarken, diğer doktorlar da acillerde ve doğum ünitelerinde hayat kurtarmaya devam ettiler. Yapılan kamuoyu yoklamalarında, halkın yüzde 68’i doktorların haklı olduklarını ve grevlerini desteklediklerini açıklıyor.

Büyük destek

Sağlık Bakanı Jeremy Hunt, “Ne yaparsanız yapın sizinle masaya oturmam ve bu sözleşmeyi zorla da olsa hayata geçireceğim” demesi, doktorları daha da zor kararlar almalarına neden oldu. Britanya Tabip Odası (BMA) defalarca hükümeti masaya davet etmesine, hatta “ortasını bulma” önerisine bile cevap vermeyen hükümet ve Hunt, etkili eylemlerin yapılması durumunda halkın doktorlara tepki göstereceğini umuyordu. Ama bu böyle olmadı ve doktorlar daha da fazla halk desteği aldı. Nitekim Bakan Hunt, politik hayatının son işinin Sağlık Bakanlığı olacağını açıkladı. Bu da akıllara, Temmuz ayında yapılacak olan kabine değişikliğinde kabinede yer almayacağını getirdi.

Halk desteğinin yanı sıra, özellikle sendikaların destek vermesi Hunt ve hükümeti zorda bırakıyor. Yapılan iki günlük greve destek sunan Öğretmenler Sendikası (NUT), Kamu İşçileri Sendikası (PCS), İtfaiyeciler Sendikası (FBU), Demiryolu İşçileri Sendikası (RMT), Kamu ve Genel İş Sendikası (UNITE) gibi büyük sendikaların da katılımı ile dayanışma yürüyüşü gerçekleştirildi. Sendika temsilcileri, doktorların haklı mücadelesinin yanında olduklarını ve İngiltere Sendikalar Konfederasyonu’nun (TUC) derhal olaya müdahale etmesini ve genel grev dahil eylem kararları almasını istedi.

Corbyn de katıldı

Ana muhalefet partisi lideri Jeremy Corbyn de yürüyüşe katılarak destek verdi. Gölge Maliye Bakanı John McDonnell’la birlikte yürüyüş alanına gelen Corbyn’i doktorlar “NHS satılık değil” sloganları ile karşıladı. Karşı karşıya olan Sağlık Bakanlığı ile Başbakanlık Konutu arasında toplanan binlerce doktora konuşan Corbyn, doktorların yanında olduklarını ve haklı mücadelelerini desteklemeye devam edeceklerini belirtti.
PCS Genel Başkanı Mark Serwotka ise, sendika olarak sonuna kadar destek kararı aldıklarını ve mücadeleyi başarıya ulaştırmak için ortak hareket etmeye hazır olduklarını söyledi. Bir çok sendika yöneticisi, sanatçı, yazar ve akademisyenin de desteklediği gösteride, Ulusal Sağlık Servisi (NHS) üzerinde oyunların oynandığını ve sağlık hizmetinin kötüleştirilerek özelleştirmenin yolunun açılmaya çalışıldığı ifade edildi. Buna müsade etmeyeceğini söyleyen doktorlar, büyük destekler almaya devam ediyorlar.

Masa yoksa eylem var

Gazetemize konuşan bir çok doktor, hükümeti masaya davet ettiklerini, sorunları masa başında çözmeye hazır olduklarını söylerken, hükümetin buna yanaşmadığını belirttiler. “Peki hükümet masaya oturmazsa ne yapacaksınız?” sorumuza doktorlar, “Grevlere devam kazanana kadar” cevabını aldık. Hükümetin her kafasına eseni yapamayacağını söyleyen doktorlar, bunun böyle devam etmesinin mümkün olmadığını ve doktorların en az yüzde 50’sinin, bu sözleşmenin hayata geçmesi durumunda ülkeyi terk edeceklerini ve İngilizce konuşulan başka ülkelerde iş arayacaklarını belirtiyor.

BİR CEVAP BIRAK

seventeen + 15 =