Dostumuz Muhammet Çankıran, yarın (cuma) toprağa sırlanacak…

Toplumun sevilen ismi Muhammet Çankıran’a sessiz veda… Londra’da toplumun sevilen ismi Muhammet Çankıran’ın (55) cenazesi sadece çok yakın ailesinin katılımıyla bugün İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi’ne (İAKM-Cemevi) getirildi, yarın da yine çok yakın ailesinin katılımıyla Kuzey Londra’da Trent Park Mezarlığı’nda toprağa sırlanacak.

İAKM-Cemevi, korona virüsü önlemi olarak kamu genelgesi üzerine cenazeye sadece çok yakın ailesinin katılacağının altını çizerek eş ve dostunun bu son göreve toplumsal duyarlılık gereği katılmamasını istedi.

26 Mart Perşembe günü yaşamını yitiren Çankıran geçen Eylül’den bu yana yaşadığı Londra’da tedavi görüyordu.

Başarılı bir avukat olduğu kadar usta da bir yazar olan Çankıran’ın hukuki konularda toplumu bilgilendirici pek çok söyleşi ve makalesi de bulunuyor, medyada da görüşüne sıkça başvuruluyordu. Açık Gazete’dek 9 Mayıs 2019’dan itibaren öykü tadında anı yazmaya başlayan Çankıran, ciddi sayıda okuru müdavimi yapmış ve gazetenin en çok okunan yazarı olmuştu.

Açık Gazete olarak Çankıran ailesi ve sevenlerine başsağlığı diliyor ve dostumuzu saygı ve hasretle anıyoruz.

Muhammet Çankıran

MUHAMMET ÇANKIRAN’IN KÖŞE YAZILARI

Direnç çiçeğim…
Kapitalizm çıkışını arıyor…
Annemdi…
Yılmaz’ın arabası…
Memurluk zor zenaat…
Londra’ya sessiz bir iniş…
O adam bana vurmayacaktı!
Yurdum insanı
Eğitimde başarının tek ölçütü sınav notu mudur?
Sosyal Demokrat Bir İşçi Partisi Desteklenmeli mi?
Shakespeare de mi izlemeyelim?
Adam olmak ne zor iş!
Ücretsiz İnternet İstemeli miyiz?
Hayatıma mavi bir dokunuş
Son göçüm olsun
Günebakan ve aşkın öyküsü…
Tangolara gelesin
İmdaaat! düğün var!
Alınacak mesaj ikinci referendum mu?
Ne olacak bu Brexit?
Siz hiç işsiz kaldınız mı?
Ebemin bale ayakkabıları
Bir pazar yaşanmışlığı

Muhammet Çankıran (Grafik: İsmail Cem Özkan)

DOPDOLU BİR YAŞAM

Çankıran, gazeteci Faruk Eskioğlu’nun “Londra’da Bizim’Kiler” kitabında şöyle anlatılmıştı;

İdealist bir hukukçu: Muhammet Çankıran

Muhammet Çankıran, İngilizce öğrenmek için geldiği Londra’da sosyal konularda master yapmayı ve denklik sınavları sonrasında hukuk fakültesi diploması almayı başarır. Sosyal hukukun egemen olduğu bir düzen için uğraş veren Çankıran, insan hakları kuruluşlarında çalışır ve eğitimini de ona göre şekillendirir. Londra’da “Gençlik Evi’ni yaşama geçiren Çankıran toplum içinde prestijli Oakfield Avukatlık Bürosu’nun da kurucusu.

Çankıran 1964’de Kürt ve Alevi bir ailenin 6 çocuğundan 4’ncüsü olarak Kayseri, Sarız’a bağlı Çagşak köyünde doğar. Babası kamyon şoförü annesi ise ev hanımıdır. İlkokula Sarız’da başlar, ailesinin taşındığı Kayseri’de devam eder. Ticaret lisesine bu kez ailesinin yeni mekanı Gaziantep’te başlar. Okula giderken aynı zamanda muhasebeci yanında çalışır. Başarılı bir öğrencilik yaşamı olduğunu belirten Çankıran, “Kayseri Aydınlıkevler ortaokulu hendbol ve voleybol kaptanıydım. Okul adına Türkiye şampiyonalarına katılmıştık. Gaziantep’de de futbol ve basketbol takımındaydım” diyor.

Siyasi baskılardan dolayı liseyi Adana’ya bitirdikten sonra kaymakam olma hayaliyle İÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi’ni kazanır. Mezun olduğunda kaymakam olma şansının olmadığını öğrenince de İÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne yatay geçiş yapar ve 1987’de mezun olur. Üniversitede Atatürk Öğrenci Yurdu’nda kaldığını belirten Çankıran, kartpostal satıp anketcilik yaparak masraflarını çıkardığını söylüyor.

Çankıran çocukluğundan buyana sol harekete ilgi duyduğunu belirterek, “Babam Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını Sarız’daki köy çalışmaları sırasında taşımaktan dolayı 1970’lerde gözaltına alınmıştı. Babamın 68 kuşağına sevgi ve sempatisi vardı. Ben ise henüz lisedeyken safımı belirlemiştim” diyor. Üniversite sonrasında İÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde “Avrupa Topluluğu” konusunda mastere başlar. 1989’da ise İngilizce öğrenmek için Londra’ya gelir.

Londra’daki ilk günlerinde abisi ve akrabalarının yanında kaldığını belirten Çankıran, “O yıllarda yaygın olan boş belediye evlerini işgal ederek kalma yöntemine ‘squat’ başvurdum. Başkalarının ev kırmasına da yardımcı olmuştum. Herkes gibi ilk işim tekstildeydi. İlik, düğme ve finişerci ustası olmuştum. Daha sonra gündüzleri dil okuluna gidip, akşamları restoranlarda garsonluk yaptım. Bir kaç defa kitaplarımı toplayarak dönmeye karar versem de dili tam öğrenemediğim için hep erteledim” diye konuşuyor.

1992’de tercümanlık sertifikası almayı başaran Çankıran avukatların yanında çalışmaya başlar. 1990’larda sığınmacı akımında dil bilenin sayısının az olduğunu belirten Çankıran, sığınmacılara sosyal yardım ve konut sağlanması konularında yardımcı olduğunu söylüyor.

1993’de sosyal çalışmalarında çıtayı yükselterek Stoke Newington’da “Gençlik Evi’ni kurucuları arasında yer alır. Dostluk Futbol Ligi’ni kurarak 300-400 Türkiyeli genci biraraya getirir. “Gençlik Evi’nin bünyesinde top koşturur ve aylık “Köşe Taşı” dergisini 80 sayı çıkarmayı başarır. İnsan hakları kurum ve kuruluşlarında çalışır.

1991’de eşi Zerrin ile tanışır ve 1993’te evlenir. 1998’de Açelya, 2004’te de Hazal doğacaktır. 2002’de Westminister Üniversitesi’nde konut ve evsizlik konusunda master yapar. Çeşitli belediye ve ev kuruluşlarında yöneticilik yapar. Bu süreçte Londra Metropolitan Üniversitesi’nde denklik derslerini vererek hukuk diploması alır. Avukatlık için aranan LPC masterini tamamlayarak 2011’de Oakfield Avukatlık Bürosunu kurar. “Unit 4, Fountayne Business Centre, Broad Lane, Tottenham, London N15 4AG” adresinde iki dilde hizmet veren Oakfield’in kadrosunda günümüzde 9 çalışan, 5 avukat ve 1 stajyer bulunuyor.

Çankıran; göçmenlik, ticari anlaşmalar ve uzlaşmazlık, işçi-işveren uzlaşmazlıkları davalarında uzman olan Oakfield Avukatlık Bürosu’ndaki topluma ilişkin deneyimlerini şöyle anlatıyor:

“Toplum üyeleri yazılı anlaşma yerine Türkiye’deki gibi sözlü sözleşmelerle ticaret ve alış veriş ve devir işlemleri yaptığı için gözden kaçırılan küçük ayrıntılar daha sonra büyük sorun olarak karşılarına çıkıyor. Örneğin bir toplum üyesi dükkan alımında, toplumun önde gelen bir şahsının şahitliğinde para verip anahtar alabiliyor. Çerçevesi iyi çizilmeyen tokalaşarak yapılan bu sözleşmede mülk sahibinin haberi bile olmuyor. Oysa bu ‘lease’ anlaşmasına aykırı bir durum. Bu geleneksel yöntem ticari girişimi de riske sokuyor. İşin içinden çıkılmaz bir hale getiriyor. Sonra avukatlara koşuyorlar. Toplum üyesi esnafın en çok bu sorundan dolayı avukatlara gittiğini düşünüyorum…”

Çankıran, kaza davaları konusunda bazı meslektaşlarının promosyon kampanyalarını da “Ne yazık ki bazı avukatlık bürolar, baronun kurallarına aykırı olarak toplum gazeteleri ve radyolara ilan vererek hediye dağıtıyor. Etik de olmayan bu yöntem ayrıca müvekkiller açısından ‘beleşçi’liği geliştirdi. ‘Kaza yap, gerisini bize bırak’ anlayışı topluma yerleşti. Artık kaza yapan ambulans ve polisten önce hediye dağıtan avukatı çağırır oldu” diye eleştiriyor.

Av. Muhammet Çankıran, DAY MER’de toplumu bilgilendirme toplantısında

Esnafın kayıtlı ekonomiye saygı gösterdiği ölçüde işlerini büyütebileceğini de öne süren Çankıran, “Kayıtlı ekonominiz kadar referansınız var fakat kayıtsız sıcak paranın hiç bir kredibilitesi yok. Kayıtsız birikim ile şirketler büyüme potansiyeli yakalayamıyor, kurumsallaşamıyor. Böylece küçük esnaf ‘küçük’ olarak kalıyor. Sonuçta küçük bir çıkar için büyük kazanç kapısı kapatılmış oluyor” diyor.

Çankıran, toplum üyesi üniversite çağındaki öğrencilerde gözle görülür biçimde hukuk bölümüne ilginin artmasını da “Ne yazık ki hukuk bölümünü bitirenlerin yüzde 80’i farklı işler yapıyor. Hukuk’u bitirenler LPC masteri yapmadan avukat olamıyor. Bu da zorlu bir süreç. Ayrıca 2 yıl da stajyerlik aranıyor. Üniversitelerde eğitim standartları ise çok kötü” diye konuşuyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.