Dosyası elinden alınan savcıya yanıt

Çolakkadı’nın açıklamalarından satır başları:

Sizlere bir kağıt dağıtıldı bir savcımız tarafından. Yalan yanlış bilgiler verildi. İşin esasını ve doğrusunu anlatmak mecburiyetinde kaldım.

‘RASTGELE SORUŞTURMA BAŞLATAMAZLAR’

Dün sizlere bir basın açıklaması vermiştik. Orada şöyle demiştik, başsavcıların savcılar üzerinde denetim yetkisi vardır, bu yasada böyle yazılmıştır. Soruşturmaları başsavcılar başlatır ya da yetki verdiği vekiller ve cumhuriyet savcıları yaparlar. Başsavcılığımız 200 kadar savcıyı bünyesinde barındırıyor, bu 200 savcı rastgele kendi kendine ne soruşturma başlatır ne de bitirir.

Bir iş bölümü içinde çalışıyoruz. Çalışma talimatımız var. bu talimat yıllardan beri yürürlükte. Kitapçık halinde bastırıyoruz, bütün savcılara, diğer kurumlara, emniyete gönderiyoruz. Yürürlükte olan son çalışma talimatımız, 1 ekim 2012’de basılmış. Kuralları orada koymuşuz. Bugün koymamışız.

Dün açıkladığımız gibi şöyle diyoruz “Cumhuriyet savcıları önemli olayları kamuoyunu ilgilendiren medyada yer alacak olayları derhal, hatta çok önemliyse faksla telefonla, başsavcıya veya vekile bildirir. Ya böyle bir şey olmazsa kaos olur. Her önüne gelen kendiliğinden bir şey yaparsa.

‘İSTERSE YIRTAR YOK EDER, İSTERSE İŞLEME KOYAR’

Bırakalım telefonla faksla bilgilendirmeyi, iki yıldır hiçbir bilgi verilmeden yürütülen soruşturmalar var. kayıtlara başka isimler girilmiş, ya da hiç kaydedilmemiş. Bir savcı isterse yırtar yok eder, isterse işleme koyar, bilen gören yok.

Bizim talimatımızda diyor ki, “soruşturmaların hukuka uygun yürümesi, gizliliğe riayet edilecek. Biz basın açıklaması yapabiliriz. Ya başsavcımız yada basın sözcümüz var o yapar.

Buna riayet etmeyen, elindeki soruşturma bilgilerini medyaya aktaranlar, hukuka uygun soruşturma yürütemeyenlerin soruşturması başka savcıya verilir. Bu talimatta böyle.

Bugün görüp uygulamış değiliz. Geçmişte de buna riayet etmeyenleri değiştirdik.

‘YENİ BİR UYGULAMA DEĞİL’

Şimdi yanlış aktarılıyor savcı tarafından. Bu yeni bir uygulama değil.

İkincisi bir başsavcı vekilimiz, TMK’dan sorumlu vekil olmak üzere beş savcımız inceliyor. Bu beş savcı yanlış yapacak tek savcı mı doğru yapacak? Olayın aslını size açıklıyorum.

Son bir yönetmelik çıktı, başsavcıya bildirilecek. Esasen önceden de bildirilecekti ama. Salı günü soruşturma savcımızla konuştuk. Böyle bir dosyası var öğleden sonra bize anlattı. Vekiliyle beraber geldi, vekilin haberi yok.

Bir kısmı İzmir’de bir kısmı başka şehirlerde, TMK görevine gören bir suç yok. Şimdi cebir ve şiddet yok ise TMK organize suçlara da bakmaz. Şimdi arkadaşımız bazı bilgi verdi ama. Dedim ki dosyayı iyice, başsavcı vekilimizle okuyun kapsamlı bana bilgi verin. Eksiğimiz olmasın fazlamız olmasın noksanlıklar olmasın. Anlaştık, yarın bilgi veririz diye gittiler.

‘MEDYANIN GÜCÜYLE SAVCI ÇALIŞIR MI?’

Ama sabahleyin geldik ki olay medyada. Yani dün. Dün akşama kadar bu olay medyadaydı. Bunun üzerine bir de basın açıklaması yaptık. Gizlice hemen emniyete medyaya intikal ettiriliyor. Medyanın gücüyle savcı çalışır mı? Soruşturmalar böyle orta yerde yapılabilir mi? Medyaya aktarmak suç değil mi?

Savcının bu hareketi karşısında, ben bugün yazı yazdım. Talimatı uygula diye, o da uygulayarak beş savcı kendisi de dahil görevlendirdi. Şimdi inceliyor.

‘HİÇ KİMSEDEN EMİR ALMAM’

Huzurunuzda ilan ediyorum. 35 seneden fazla bu meslekteyim. Hiç kimseden emir almam. Bütün bir cümle Türkiye’de en uzun terör mahkemelerinde çalışmış bir savcıyım. Benim bütün amacım, belki sizler de tanırsınız. Hukuk uygulansın, soruşturmalarımız sırf adalet adına yürüsün. Şu bu amaçla yürümesin.

Başkaları ne diyorsa desin. Kimseden emir almam. Soruşturmalar yapılacak, ne fazla ne eksik. Durum bu.

Yani Türkiye’nin en büyük adliyesi, 600 kadar hakim ve savcının çalıştığı adliye, şu veya bu sebeple yargının rencide edilmesini, yanlış anlamlara sebebiyet verilmesini önlemek için bu açıklamayı yapıyorum

Sizlerin hiçbirisine özel bir bilgi vermiyorum. Bir basın açıklaması yapıyoruz ki ya ben ya basın sözcümüz yapar. Bunun dışındaki açıklamalara itibar edilemez. Bir savcı, başsavcısıyla vekiliyle konuşup, yarın gizlice her şeyi medyaya aktarır mı? Aktarıyorsa bunun amacı ne? Neyi kimden kaçırıyor?

Sızdırdığı tespit edildi mi?

E şimdi soruşturma dosyası onda, bir de belki daha önce hazırlayan kolluk kuvvetlerinde vardır. Bilmiyorum.

Sizin elinizde bakan Sadullah Ergin’den sonra bu dosyaya baskı yapıldığı iddiaları var. bakan beyden bir baskı gördünüz mü? Sıradan vatandaşlar olsaydı bu dosya yine o savcıdan alınır mıydı?

Bir dediğim gibi, bugün Perşembe, dün Çarşamba, Salı günü konuştuk. İlk böyle konuştuk. İki gün öncesine kadar bizim de yok. İkincisi DGM’de TMK’da ben uzun zaman çalıştım. Şunu da söyleyeyim. Benim lojmanım 105 haneli apartman. Bahçeşehir’de girişinde 24 saat özel güvenlik var. kapıları şifreli. Bakan geldi, bu evde görüştük. Yahu bu nasıl iş? Ama nereden çıktı, evdeki görüşme. Evim orada, 24 saat bariyerli kapı giremez. Yahu gidin sorun o zaman. Biz nasıl ispatlayalım? Haliç Kongre Merkezi’nde yüzlerce kişi var neden sormuyorsunuz?

Mahkemenin kararı başsavcıyı da bağlar mı? Mahkemenin kararını hangi gerekçeyle uygulanmadı?

Savcılık istiyor, uygular. Biliyorsunuz savcılık tutuklama ister, tutuklayan kişi mahkeme kararı olmadan bırakılabilir. Ama şunu söyleyeyim biz kullanacağız bunu. Kapsamlı olarak inceleyeceğiz.

Şunu orta yerde söylüyorum. Hiçbir delil karartılamaz. Kim suçluysa, kimin oğlu olursa olsun. Yani adalet neyi gerektiriyorsa bunlar yapılacaktır.

DOSYASI ELİNDEN ALINAN SAVCININ FERYADI

AKP’yi sarsan yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun ikinci ayağı olan yeni soruşturma dosyası elinden alınan Savcı Muammer Akkaş yazılı bir açıklama yaptı.

17 Aralık operasyonları ve tutuklamalarının ardından varlığı ortaya çıkan 2’nci soruşturmayı yürüten Savcı Muammer Akkaş yazılı bir açıklama yaptı.

Akkaş, yazılı açıklamasını saat 16.00 sıralarında bizzat kendisi adliye kapısına kadar getirdi ve habercilere de kendi dağıttı. Muammer Akkaş şunları söyledi:

“Tarafımca yürütülen soruşturmada, karşılaştığım baskılar nedeniyle aşağıdaki açıklamayı yapma zarureti hasıl olmuştur.

Uzun bir süredir, içinde kamuoyu tarafından yakından tanınan kişiler ile bir kısım kamu revüleri hakkında önemli iddiaların bulunduğu, çıkar amaçlı suç örgütü kapsamında ihaleye fesat karıştırmak, rüşvet, nüfuz ticareti, sahtecilik, tehdit, 2863 sayılı yasaya muhalefet gibi suçlara ilişkin 2012/656 sayılı soruşturmayı yürütmekteydim.

Kanunun emri gereği gizli olarak yürütülmesi gereken soruşturmanın deşifre edilip basına yansımaya başlaması ve delillerin karartılmasına yönelik olarak önlem alındığını tespit etmem üzerine harekete geçmeden önce dosyayı 24.12.2013 günü sayın Başsavcım Turan ÇOLAKKADI ve Başsavcı Vekilim Oktay ERDOĞAN’a ayrıntısı ile arz ettim.

Suçlarla ilgili delillerin karartılmadan bir an önce toplanabilmesi için Nöbetçi Hakimlikten soruşturma ile ilgili alınan arama ve elkoyma kararları ile gözaltına alma kararım dün sabah itibariyle İstanbul Emniyet Müdürlüğüne, gereğinin yerine getirilmedi için gönderdim.

Bilahare basın yayın organlarında ve internet sitelerinde gözaltına alınacak bazı isimlerin yer aldığını ve delillerin karartılmaya başladığını tespit ettim. Aynı gün saat 19:00 sıralarında operasyonda görev alacak Şube müdürleri ile adliye binasında yaptığım görüşmeye rağmen mahkeme kararının ve gözaltına alma kararının yerine getirilmediğini belirledim.

Bugün itibariyle bu soruşturma dosyasının, içerisinde yer alan arama, elkoyma ve gözaltı kararları ile birlikte gerekçe gösterilmeden uhdemden alındığını öğrendim. Bundan sonra sorumluluk İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı ve Başsavcı Vekilindedir. Tüm meslektaşlarım ve kamuoyu bilmelidir ki bir Cumhuriyet Savcısı olarak soruşturma yapmam engellenmiştir.

Dolayısıyla hem Başsavcılık üzerinden hem de yargılama kararlarını uygulama durumunda olan Adli Kolluk üzerinden yargıya açıkça baskı yapılmış ve mahkeme kararlarının uygulanması önlenmiştir. Mahkeme kararlarını uygulamayarak sıralı amirler suç işlemiştir. Şüphelilerin önlem alması, kaçması ve delil karartmasına imkan verilmiştir.

Devletin üç temel erkinden biri olan, bağımsız ve tarafsız bir şekilde görev yapması beklenen yargı erkinin bir mensubu olarak bizlerden beklenen, mevzuatın bize vermiş olduğu yetki çerçevesinde işlenen suçlar ve suç işleyenler hakkında gereğinin yapılmasıdır. Görevimiz, baskılardan korkarak ve çekinerek milletin hukukunu çiğnetmek değil, milletimizin hukukunu koruma yolunda görevimizi hakkıyla yerine getirmeye çalışmaktır.

Bu zorlu süreçte, en başta meslek büyüklerimiz olmak üzere bütün hukuk camiasından yargı bağımsızlığına sahip çıkmalarını bekliyorum. Saygılarımla. Muammer AKKAŞ Cumhuriyet Savcısı”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.