Doğum Günü Partisi

1957 yılında yazmış Harold Pinet. O günden bugüne kadar ülkemizde profesyonel tiyatrolar tarafından bu oyun sahnelenmemiş, çünkü ülkemizde bu oyun sansürlenmiş. Neden mi sansürlenmiş, onu sansürü uygulayanlar ve karar alanlar bilir, çünkü oyunu seyrettiğimde sansürlenecek ne var diye düşünmeden edemedim. Belki de yazarın siyasi tercihleri yüzünden sansürlendi, çünkü yazar solcuysa yazdığı eserde solu ve solculara mesaj ileten bir çalışmadır diyerek hepten yok sayılmış olabilir. Çünkü yazar, faşist rejimlere karşı ve insan hakları konusunda duyarlı, savaş karşıtı bir aktivist! Askere gitmeyi ret etmiş bir yazardır ve ölene kadar bu tavrından taviz vermemiştir. Hani derler ya, gençliğinde komünist, yaşlılığında liberal ya da muhafazakar kapitalist görüşü savun ve yaşa, o bu sözü doğrulamamış. Gençliğinde ne düşünüyorsa öldüğünde de o düşüncesini korumuş.

Doğum Günü Partisi adlı tiyatro eserini Mehmet Fuat çevirmiş, Yıldıray Şahinler ise Ali Taygun’un başlayıp da ömrü yetmediği için sahneleyemediği oyunu sahneleme şansını yakalıyor ve Ali Taygun anısına tiyatro eserine hayat vermiş.
Cem Devran, Julide Kural, Yıldıray Şahinler, Mert Tarık, Özge Borak ve Bahtiyar Engin’in rol aldığı oyun, İstanbul şehir Tiyatrolarının 2011 repertuarında yerini almış ve halen sahnelenmektedir. Kısaca oyundan bahsetmek gerekirse; bir pansiyon ve içinde yaşanan bir gün. Pansiyon şehir merkezinde değil, kenar mahallede ama sadece kataloglarda ismi geçen, işlevini pek görmeyen bir yerdir. Biz seyirciler pansiyonun salonuna aşağıdan yukarıya doğru bakıyoruz, çünkü sahne tasarımını yapan Barış Dinçel yönetmen ile birlikte öyle olmasının daha doğru olacağını tasarlamış. Aşağıdan yukarıya doğru bakılınca elbette sahnede perspektif de ona göre düzenlenmiş. Bu perspektife uymayan birkaç küçük unsur yer almış. Pansiyonun giriş holünde küçük bir mutfak, odalara çıkan bir merdiven vardır. Sade bir pansiyon, şehrin dış mahallesindedir. Müşterisi pek olmayan ama artık müşteri konumundan çıkmış bir misafirleri vardır. Bir yıldan fazla kalmaktadır. Pansiyon sahipleri deniz kenarında şezlong bekçisi ve karısından oluşmaktadır. Boyles ailesi tek müşterilerini artık öyle içselleştirişlerdir ki, kendi çocukları gibi davranmaktadır. Bir gün iki kişi pansiyona geleceğini akşamdan söylerler ve ertesi gün geleceklerdir. Bu iki kişinin pansiyona gelişi doğal seyrini devam eden günlerinde sonudur. Çünkü bu iki gizemli insanın oraya gelişi pansiyonda kalan tek müşteri konumunda olan Stanley’i rahatsız etmiştir. Gizemli bir kuşku seyirciye ulaşır. Onlar neden pansiyona gelmektedir ve amaçları nedir. Ertesi gün akşamdan geleceklerini söyleyen Goldberg ve McCann gelir. Gizemleri pansiyona adım attıklarından itibaren daha da bir gizem alır. Onlar bir görevleri vardır ve o görevlerini yerine getirmek zorundalar ve daha öncede bir çok göreve çıktıklarını anlıyoruz. Görevli gelmişlerdi ama ne için oradaydılar belli değildi ve kim adına çalışıyorlardı. Stanley kendisi için geldiğini fark etmişti ama kaçacak ne zamanı vardı ne de ortamı. Eski bir piyanist olan Stanley hayatı başarısızlıklar ile örülmüş ve sanki pansiyona sığınmıştı. Kaçtığı yerde yakalanan biri gibi teki göstermişti. Pansiyonun sahibi ve işletmecisi Bayan Meg Boyles bir doğum günü partisi yapmayı ve Stanley’i mutlu etmek istemektedir. İyi niyetini gelenlere hemen açar ve onlar ile birlikte küçük bir kutlama planları yapar. Parti, pansiyon ve Stanley’in sessizliği oyunun ana temasını oluşturur. Parti bitmiştir, pansiyona bir gün önce gelenler ile birlikte Stanley’inde ayrılma zamandır. Stanley sabah konuşması anlaşılmaz haldedir. Goldberg ve McCann kolları arasında araca bindirilerek pansiyondan ve pansiyonun bulunduğu şehirden uzaklaşırlar.
Oyunda gizem ve karanlık noktalar hakimdir, sessizlik ile bir şeyler anlatılır ve o anlatıma nereden durduğunuza göre anlam kazanacak bir sonuç hakimdir.

Doğum Günü Partisi mizahi unsurların sessizlik içinde mimiklerin öne çıktığı ve sözler ile desteklenen bir karamizah oyundur. Ciddiyet komiktir ve oyun ciddi bir travmanın yaşandığı ana şahitlik etmekteyiz. Stanley korktuğu başına gelmiştir ve onu kavramıştır. Adına düzenlenen partide bile sessizdir ve salonun dışında kendi dünyasını yaşamaktadır. O güne kadar örmüş olduğu duvar iki adamın gelmesi ile yıkılmıştır. Yıkıntı devam ederken, bizler, o yıkıntının bireyler üzerine farklı şekilde yansımasına şahitlik etmekteyiz. Bir kişi acı çekerken, dışarıdan gelenler bundan zevk aldığı, pansiyonda yaşayanlar ise eğlencenin kendilerine yansıdığı şekilde ve anlamadan yaşamaktadır. Acı, sadist duygular, travma, kırılma ve belki fakirliğin yaratmış olduğu dostluk dayanışma ve kendi gibi görme duygusu, eğlence… anlık bir yakınlaşma ve yakınlaşmanın cinsel dürtüsü. Dışarıdan bakan için saçma, içeride yaşayan için doğal olduğu bir durum.
Bütün bu duyguları yaşamak isterseniz, bu partiye seyirci olarak katılın derim.
İsmail Cem Özkan

Doğum Günü Partisi

Yazar: Harold Pinter
Çeviren: Memet Fuat
Sahne Tasarımı: Barış Dinçel
Kostüm Tasarımı: Tomris Kuzu
Müzik: Selimcan Yalçın ve Barış Manisa
Işık Tasarımı: Murat Selçuk
Efekt Tasarımı: Ersin Aşar
Yönetmen: Yıldıray Şahinler
Oyuncular:
Cem Davran, Jülide Kural, Yıldıray Şahinler, Mert Tanık, Özge Borak, Bahtiyar Engin

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.