DTP özeleştiri yaptı

DTP, PM’nin seçim sonucuna ilişkin değerlendirmesinde, “Türkiye’nin partisi mi Kürt partisi mi olunduğuna bir türlü karar verilemeyerek ikircikli davranılmıştır. Tüm ezilenlerin, emekçilerin ve demokrat kesimlerin sesi olmayı başaramamıştır” denildi.


DTP PM’nin 7 Ağustos’ta yaptığı toplantının, “öz eleştiri” başlığıyla yayımlanan sonuç bildirgesinde, toplantıda seçim sonuçlarının değerlendirildiği belirtildi.


Siyasi partiler ve seçim kanunlarının eleştirildiği bildirgede, seçimlere çok hazırlıksız yakalanıldığı ifade edildi. Bildirgede, “örgütsel dağınıklığı giderememişken erken seçimle karşılaştık. Seçimin olacağını tahmin etmemize rağmen gerekli tedbirleri almayışımız temel bir eksiklik olmuştur” denildi.


Bildirgede, aday belirleme komisyonunun yaşadığı eksikliklerin “negatif sonuçlarda” pay sahibi olduğu, partinin il örgütleri üzerinde yeterli hakimiyet kurulamadığı, kimi il örgütlerinin tepkilerinin seçim çalışmalarına da yansıdığı belirtilerek, Hakkari’de 3, Ağrı’da 2 aday göstermenin, İstanbul 2. bölgede Baskın Oran’a destek açıklamasından hemen sonra ikinci adayın çıkarılmasının “hata olduğu” dile getirildi.


“Büyük riskler taşıyan bağımsız adaylarla seçime girildiği” ifade edilen bildirgede, “Barajda bir gedik açtık ve anlamsızlığını gözler önüne serdik” denilen bildirgede, özetle şu görüşler dile getirildi:


“Parti olarak radikal demokrasiyi kendimizden başlatmamız gerekirken, ‘devlet neden demokratikleşmiyor’ diyerek şikayetçi pozisyonda kaldık. Parti olmanın gereği somuta inmek, projeler üretmek iken toplumcu bir parti olmaktan uzak görüntü sergilediğimizi ve nedenlerini sorguladığımızı belirtebiliriz.


Türkiye’nin partisi mi Kürt partisi mi olunduğuna bir türlü karar verilemeyerek ikircikli davranılmıştır. Türkiyelilik adına Kürt halkının demokratik ulusal değerlerini net ve kararlıca savunmaktan uzaklaşırken, Kürt halkının haklarını savunayım derken Türkiyelilik kimliğini bir yana bırakmış, tüm ezilenlerin, emekçilerin ve demokrat kesimlerin sesi olmayı başaramamıştır.


Felsefemizin cinsiyet özgürlükçü yönüne karşın kadın özgürlük mücadelesinin ilkeli pratikçisi olamadığımız için feodal anlayış ve erkek egemenlikli yaklaşımlar kendini parti içinde etkili kılabilmiş ve toplumun çağdaş demokratik ölçülerde dönüştürülmesine öncülük yapılamamıştır.


Yerel yönetimler deneyimlerine tam hakim olmamamız ve yaşanan eksikleri gidermede etkin projeler üretmekte yetersiz kalmamız da toplumdaki beklenti ve güven düzeyini zedelemiştir.”


Bildirgede, Eylül ayı içinde kongreye gidilmesi, seçime beraber girilen partilerle seçim sonuçlarını değerlendirmek üzere bir araya gelinmesi, kimi iller için araştırma komisyonları kurulması ve yerel yönetimler için yeni bir yol haritası çıkarılmasının kararlaştırıldığı ifade edildi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here