Dünya Anadili Günü’nde çağrı: Kürtçe yasal statüye kavuşturulmalı

21 Şubat Dünya Anadili Günü dolayısıyla Evrensel’e konuşan Kürt Dil Platformu Sözcüsü Şerefxan Cizîrî, “Kürtçe yasal statüye kavuşturulmalı” dedi.

Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütünün (UNESCO) 1999 yılında ilan ettiği 21 Şubat Dünya Anadili Günü dolayısıyla her yıl birçok ülkede farklı etkinlikler yapılıyor. Bu kapsamda Kürt Dil Platformu yarın Diyarbakır’da bir konferans düzenleyecek. Evrensel’e konuşan Platform Sözcüsü Şerefxan Cizîrî, “Kürtçe yasal statüye kavuşturulmalı” dedi.

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), İnsan ve Özgürlük Partisi (PİA), Kürdistan Komünist Partisi (KKP), Platforma Demokrata Kurdistan (PDK), Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK), Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK), Kürdistan Demokrat Partisi -Türkiye (PDK-T), Kürt Demokratlar Platformu (PDK-Bakur) ve Azadi Partisinin içinde yer aldığı Kürt Dil Platformu, 22 Şubat’ta “Dilimiz kimliğimizdir, dilimiz varlığımızdır” konferansı düzenleyecek. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütünün (UNESCO) 2000 yılında ilan ettiği “21 Şubat Dünya Anadil Günü” programı kapsamında düzenlenecek konferans Diyarbakır’daki Demir Otel’de saat 09.30’da başlayacak ve akşam saat 18.00’e kadar devam edecek. Konferansta, DBP İl Yöneticisi Hayrettin Altun “Dil ve Eğitim”, KKP Genel Başkanı Sinan Çiftyürek “Dil ve Halk”, Platform sözcüsü Şerefxan Cizîrî “Dil ve Aydınlık”, PSK’den Hasan Dağtekin ise “Dil ve Resmiyet” konularında sunumlar gerçekleştirecek.

Kürt Dil Platformu Sözcüsü Şerefxan Cizîrî, Kürtçeye yönelik bir yandan olumlu bir yaklaşım olduğunu diğer yandan ise inkarcı bir yaklaşımın olduğunu söyleyerek, hükümetin bu konuda netleşmesi gerektiğini dile getirdi. Kürtçenin yasal statüye kavuşturulması için parlamentoda bulunan partilerle görüşmeler yaptıklarını belirten Cizîrî, “Parlamentodaki tüm partilerin bu konuda ortaklaşması gerekiyor. Ana dil haktır diyorlarsa yuvarlak konuşmalardan vazgeçilip, Kürtçe yasal statüye kavuşturulmalıdır. Bu duruma dair ilerleme gördüğümü söylersem çok fazla iyimser olmuş olurum. Ama kötümser de değilim. Çünkü biz Kürt Dil Platformu olarak parlamentoda bulunan 3 parti ile görüştük. HDP, CHP, SAADET Partisi ile bu partilerden çok da olumsuz bir tepki gelmedi. HDP çok daha pozitif bir tutum aldı. Fakat ülkedeki çatışma ve kutuplaşma atmosferinin bu konuda çok fazla yararlı olmayacağını dile getirdiler. Ana dilde eğitim noktasında da beyanlar verildi. İktidar partisi ve İyi Partiye de görüşme talebinde bulunmuştuk. Fakat bize dönmediler. Biz yine de ısrarcıyız. Çünkü dilin, bir partinin, bir oluşumun, herhangi bir siyasi zümrenin dili olmadığını bütün Kürt halkının dili olduğunu anlatmaya çalıştık” dedi.

KÜRTÇE DESTEKLENMELİ

Ana dil gününe dair taleplerini sıralayan Cizîrî, “Kürtçenin eğitim dili olmasını, kamusal alanda daha fazla kullanılması, resmi statüye kavuşmasını, Kürtçe bir dil kurumu kurulmasını talep ediyoruz. Bunun devlet tarafından finanse edilmesi gerekiyor ki statüye kavuşsun.

Kürt halkından istediğimiz bazı şeyler var. Kürtler de bugüne kadar kendi dillerine yeteri kadar sahip çıkmadılar. Hiçbir dile karşı değiliz ama kendi dilimize sahip çıkmalıyız. Dilimiz kimliğimiz, rengimiz, zenginliğimiz, dilimizle varız. Kürtlerin de kendi diline sahip çıkması gerekiyor. Bunu devamlı başkalarından istemesi de doğru değildir. Dilimizle yazmalı, üretmeliyiz. Bu ülkenin sol, sosyalist, demokratlarının da Kürt kültürüyle tarihiyle ilgilenmeleri gerekiyor. Yanı başınızda bir halk var. Siz bunların kültürünü bunların tarihini bilmiyorsunuz. Bu bir kayıp değil mi? Basının ve yayın kuruluşlarının da bu konuda Kürtçeyi desteklemesini bekliyoruz. Bu sadece Kürtlerin mücadelesi değil” diye konuştu.

“SAMİMİYSELER CEZAEVLERİNDE KÜRTÇENİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER KALDIRILSIN”

Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi Eğitim Kurul Başkanlığı, geçtiğimiz haftalarda Kürtçe Xwebûn gazetesini “Dili anlaşılmadı” diyerek tutuklulara vermedi. Gazetenin İmtiyaz Sahibi Kadri Esen, ile Kürtçe üzerindeki baskıları konuştuk. Gazetelerine cezaevlerinde sadece “bilinmeyen dil”, “anlaşılmayan dil” denilmediğini belirten Esen, “Cezaevlerinde Kürtçeyi çevirecek komisyonların olmadığı ve bundan dolayı tutuklulara verilmeyeceği belirtiliyor. Tutukluya verilecek olsa da ücret karşılığında çevirisinin yapılıp öyle verilmesi gerekiyor. Kültür haberciliğinin ağırlıklı olduğu gazete kimi cezaevlerinde de siyasi içerik olduğu gerekçesiyle alınmıyor. Cezaevlerinin genellikle tutumu engellemeye yöneliktir” dedi.

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün Kürtçeye ilişkin “Mahkemelere gidip Diyarbakırlı bir anne Kürtçe konuşuyor. Kürtçe konuşuyor ama ‘bilinmeyen bir dil’, ya sen bin yıldır konuşulan bir dile nasıl bilinmeyen dil dersin?” açıklamasını hatırlatan Esen, “Eğer samimi iseler bir an önce Kürtçenin önündeki engeller kaldırılıp, her alanda kullanılması gerekir. Ana dil üzerindeki engeller kaldırılmalı, her dilde her fikirde yazılan istenilene ulaştırılması sağlanmalıdır” diye konuştu. Fırat TOPAL / EVRENSEL Diyarbakır

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.