Durmak, beklemek, yazmamak…

Durmak, beklemek, yazmamak… Bunlar da birer eylem. Bunların her birini de anlamlı kılan durumlar var.

29 Mart yerel seçimlerine çok kısa bir süre kala, Türkiye’nin en heyecanlı bekleyişlerinden biri burada, -Şanlıurfa’da- yaşanıyor. Acaba mevcut belediye başkanı bağlı bulunduğu partiden tekrar aday gösterilmeyince bağımsız aday olarak seçilebilecek mi? Yoksa mevcut hükümetin de adayı olan yeni belediye başkan adayı mı seçilecek?

Şanlıurfalılar mevcut belediye başkanı Ahmet Eşref Fakıbaba’yı iyi tanıyor. Hizmet anlayışını biliyor. Ama ya belediyecilik? Şimdi Fakıbaba bağımsız olduğundan Ak Parti ya desteklemezse onu, herkes çok iyi biliyor ki belediyecilik para işi, gelirin yoksa hizmetin aksar. “Şehir adım adım ilerliyor derken gerilemeye başlarsa” endişeleri birikiyor.

Neden parti Fakıbaba’yı gözden çıkardı, bu kadar destek ardındayken, ak partiden seçimlere girse belediye başkanlığını tekrar alacağı kesinken, neden ak partiden ihraç edildi. Neden gözden çıkarıldı, bu kadar büyük bir oy potansiyeli. Neden milletvekilleri gözlerini yumdular ve reddettiler, Ahmet Eşref Fakıbaba’yı?

Peki söylendiği gibi ak parti bünyesinde çalışılamayacak bir insansa neden bu kadar çok seçmen ardında fakıbaba’nın? Şehirde gözlemlenen bunca ilerleme nasıl oldu?

Kimin iddiası doğru? Hangi denilen doğru ya da bunlar söylenerek aslında hangi gerçek saklanıyor? Şanlıurfa belediyesi beş yılda yapabileceğinden azını mı yaptı. Yoksa gerektiği kadar çalışmadı mı? Diğer tarafın dediği gibi milletvekillerinin önleri mi kesildi. İhalelerde zorluklar yaşandı da, istenmedi mi?

Halen kimse bunu açıklamasını yapmadı. Yapmayacaklar da biliyorum. Seçimlere iki gün kaldı. Duruyoruz bekliyoruz, susuyoruz, yazmıyoruz… Sandık başına kendimizi ikna ettiklerimizle gidiyoruz. Peki ya temiz siyaset?

Hangi kafa karışıklığı siyaseti temiz kılar ki? Oy potansiyeli kesin bir aday neden partiden uzaklaştırıldı? Uzaklaştırılan aday neden bağımsız aday oldu? Sandık bu soruları soracak mı? Seçmen yanıtları saklanan bu soruların cevabını kendisi mi verecek?

Ben benim hükümetim de olan partiye güvenmiyorum mu diyecek sandık? Seçen benim seni de onu da mı diyecek. Yoksa ben sizi seçtim, gerçekleri siz biliyorsunuz, size güveniyorum mu diyecek?

Her iki sorunun da cevabı bu şehirde yaşayan her kim varsa şüphesiz ki, onu bir 5 yıl etkileyecek. Hatta bazı hataların mühletleri kendisine biçilen zamanları da aşarsa, buna ne demeli. Seçmeli, ama seçeneklerini iyi tanımalı insan. Neden seçtiğini, kimi seçeceğini bilmeli. Durmak, susmak, yazmamak ancak böylece anlamlı olabilir. Daha çok duymak için susulursa, daha hızlı gitmek için durulursa, daha doğru yazabilmek için yazılmazsa ancak onlarda anlamlı bir eylem olur.

Şanlıurfa’da 29 Mart günü tüm Türkiye’de olduğu gibi insanlar bu defa seçmen kimlikleriyle oy kullanacaklar. Her seçmenin yapması gerektiği gibi, kendi yaşamları, kendi şehircilik anlayışları gibi beraber yaşadıkları insanlarında yaşam koşullarının yükünü taşıyacaklar. Seçenekler doğru elenmeli, titiz oylar kullanılmalı. Kullanılmalı ki, küçük şehirlerde yaşamaktan muzdarip yaşamlar, dar hayatlara sıkışmasın. Çıkar yolları kalsın. Seçilen belediyeler alt yapılar kadar, insanların yaşam alanlarını da genişletilsin.

Belediyecilik önemli iştir; beklemeye, susmaya, durmaya gelmez. Ondan durup düşünmek gerekir. Durmak, beklemek, yazmamak… Bunlar da birer eylem. Bunların her birini de anlamlı kılan durumlar var.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

12 + nineteen =