Üç durum üç yorum…

1. DURUM


Akşam GAZETESİ geçenlerde Kurtlar Vadisinin CD sini vereceğini  açıkladı. İlk duygum tam bir yeşilçam tepkisiydi:


-Nasıl …nasıl…nayır , nolamaz. Never ve de asla .


Biz de en baba seri cinayetleri  yazalım , adını da Kanlı katiller vadisi VE DE EN ADİSİ  koyalım.


Kalemden başka bir silah tutmamış ellerimizi kana bulayalım.


Ama sonra biraz düşününce,  Akşam ın açıklaması  bana doğru gibi geldi. Örneğin her silahlı film bir katil yaratırsa;  günde 1000 cinayet filmi yayınlanan japon tv yonları yüzünden, o mini mini çekik gözlüler, gözü kara kamikazelere dönüşürler.


Havada bir takla; sonra size doğru bir pike; adınız Pearl soyadınız Harbour olur işte bu beklenmedik atakla.


Oysa gerçek cinayetler açısından Japonların nüfus kontrolüne katkıları hiç yok gibi. Hem  Akşam’ ın tutumunda  bir pazarlama manevrası da işin içinde sanki.  Ayrıca Akşam Shakespeare örneğini de vermekte…


Shakespeare in eserleri de kanla doludur demekte.


Yine haklı…Shakespeare  bir ortaçağ vebası değil, büyük bir sanatın, tiyatronun insanlığa ilk merhabasıdır.


1.YORUM


KURTLARIN POLAT”I AKŞAMIN TRUVA ATI


Akşam’ın gerçekten değerli  kadrosunu varoşlarda okutmak için dahice bir promosyon.
Yoksa varoşlarımız SABAHLARA 3.sayfa basınıyla başlayıp AKŞAM ı hiç görmeden; yüz bininci versiyon dizilerin halisinasyonlu gecelerine direk uçuşlarını sürdüreceklerdir.


PSİKO-POLATLARIN TEDAVİSİ


Pisikoterapide en yeni tedavi yolu; örneğin takıntı yaratan bir objenin hastanın beyninde sürekli tekrarlanmısıdır.Öyle ki  bir isim yüz kere ya yüz sene söylendiğinde nasıl anlamsızlaşırsa;  beyin o objeye de stop der, onu her koldan saran ahtopot kolsuz kahramana döner.


BKZ Atatürk çikletleri. Atatürk kavramı artık tatsız bir sakızdır. Onun aşk hayatı ve Can Dündar yeni yıldızdır.


İşte dizinin CD sini yüzbin kez seyreden Psiko-Polatlar, Kurtların ardında Mit-lerin ya da Hitlerin değil yapım ekiplerinin olduğunu anlayacaklardır.


Belki bir gün Danimarka’yı POLAT ALEMDAR la tehdit yerine HAMLET’ in ilk cümlesiyle uyaracaklardır : DANİMARKA DA KOKUŞMUŞ BİR ŞEYLER VAR !


2. DURUM


Türkiye Cumhuriyetinde bir ilk gerçekleşti.Sivil darbe girişimi yapan bir savcı:
-Bir rektör ,bir general son darbe-i kalbim bilmem ki  kime çarpar” dedi.(demiş kadar oldu yani)


VE YORUM:


KURU KAFADAN DAHA KORKUTUCU BİR TEHLİKE İŞARETİ: KARA KAFA. Şimdi o kara kafalar bizi kendi silahımızla,hukuk saygımızla avlamak istiyorlar. Savcı bir avcı, av da bir kimliğin ardındaki ordu kavramı.


İşte bu noktada hukuk anlayışını (o savcıyı maşa olarak kullanan MAÇO lara karşı) kutsal bir insanlık ölçüsü olarak genişletmeli, dar alanlarda kalmamalıyız.


Duruşma salonundaki davalar,bazen gerçek davayı uzakta tutar. Savaşta güç toplamak için geri çekilen bir ordu gibi, hukuk anlayışımızın değerini bulacağı aydınlık bir geleceği beklemeliyiz


O geleceği gölgeleyen politik güçlere tüm toplum olarak yanıt vermeliyiz. Askerin ANIT vermemesini ortak bir gelecek adına belki de saygıyla karşılamalıyız.


Biz henüz Anıttepe üzerinde güneşin son izleri varken görmeliyiz gelen gecenin  sislerini.
Ve sanırım Başbakan da duyuyor su almaya başlayan bir geminin makine dairesindeki miçolar taban  seslerini.


“HADİ BENİM RECEBİM. Ben sana sandıkta oy vereceğim.“


Sadece gemisini yürüten Bahriyeliyi dinlerse Recebim; sonraki ezgi: Harbiye marşı olacaktır NETEKİM!


3. DURUM


Al Baraka genel müdürünün hazineye başkan seçilmesini  veto eden Sezer, tek başına savaşıyor  sanki. Ya muhalefet ,Ya Deniz Baykal  ya onun CHPsi? Onlar mücadeleyi bırakmış kurşun askerler cephesi !


VE YORUM


ZARLAR ATILMIŞTIR


Sanki eski Roma cumhuriyetini diktatörlük yapmaya çalışan Sezarın ruhu tarihlerden ders alıp SEZER in varlığında bir cumhuriyetçi olarak  geri döndü.


Ve sanki SEZER, tıpkı SEZAR GİBİ Türkiyedeki tüm sessizlere,odalara,aydınlara ve medyaya bakıp şunu söylemekte:
-Ne çok Brutus varmış bu memlekette!


Sezer’in haklılığını Sezer’e duyurmak gerekir. HATTI MÜDAFAA YOKTUR SATHI MÜDAFAA VARDIR. Büyük insanların sözleri bütün zamanlar için geçerlidir. Bazen gerçek savunma silahlarla değil,düşünen beyinlerin artık önlerine koymaları gereken külahlarla başlar.


Zarlar atılmıştır gerçekten. AKP halk desteğini yitirdikçe; hamlelerini kurumlar ve kavramlara yönlendirmiştir. Eğer AT gözlüklerimizi atarsak Sezer’in tek başına Türkiye Cumhuriyetinin savunmasını yapmakta olduğunu görürüz. Şimdi Çankaya olan bu hat Cumhuriyete kanat germek için hala bir fırsattır.


Ve biz Brutus kimliğinden sıyrıldığımız anda,Çankaya’ya Anıttepe deki en Büyük- anıt’ tan bir ses gidecektir.


-ÖYLEYSE KAL SEZER !
 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.