Duruma uydurulmuş siyaset ve bir özelleştirme gerçeği

Küçük bir ülke, zengin bir tarihi olan Kosova’yı bugün uydurulmuş, yaratılmış hikâyeler doldurdu. Toplumumuzu bir uydurma telaşesi ve düşkünlüğü kaplamıştır. Cumhurbaşkanı’nın istifası üzerine kendi partisinin hükümetten çekilme kararı da Kosova’daki siyasî durumun gerçekdışı söylemlerini iyice körükledi.
Siyasî kurumların içinde gelişmelerin yanı sıra toplumun genelinde de duyulan hoşnutsuzluk dikkate alınmamakla birlikte, gerçeklerin üstü “örtbas” edilmektedir. 1999’dan beri böyle bir eğilimin söz konusu olduğunu söylemek yanlış olmaz. Uluslararası girişim, Kosova’da muhtemel ve çok kanlı olacağı tahmin edilen bir katliamı durdurmakta başarılı olmuştur, fakat yeni bir düzenin kurulmasında söz konusu başarısının devam ettiğini söylemek de mümkün değildir.

Başta, Birleşmiş Milletler ve bugün, şimdi, AB’nin Kosova misyonu olan “Eulex” herkesi memnun etmek ilkesiyle hareket etmekte, böylesi bir yönetim kör topal işlemektedir. Kosova’nın acilen bir devlet organizsyonu reformuna ihtiyacı vardır; görmezden gelinen budur. Çok ve karmaşık etnik yapısından kaynaklanan bir devleti yaratma ve Kosova’nın herkes için, Balkanlar ve sonuçta Avrupa için güvenli bir ülke oluşmasına ağırlık gösterme çabasında olan “Eulex”, hâlâ işe koyulduğu noktadadır. Yirmi yıldan beri iktisadî gerilemeden başlayıp, savaşı en kötü biçimde yaşamış olan bir topluma istikrar ve düzen sağlamak yönünde hayli hızlı davranıldığını söylemek yanıltıcıdır. İlerleme kaydedilmediği apaçıktır. Bunun göstergesi en son yaşanmış siyasî sorunlardır. Kosovalı aydınların uyarıları da kulak arkası edilmektedir.

Kosova’daki siyasî gerginliği başlatan Cumhurbaşkanı ve ardından Hükümet’in yarısının istifasını sunduğu bir ortam ancak seçimlere gidilerek çözülecektir. Ne var ki seçim kararsızlığı ve ayak direme devam etmektedir. Tüm bunların oluşmasına neden görünen Kosova Posta ve Telekom (PTK) özelleştirilme konusudur ki bugünlerde Kosova’daki sokakta konuşulan gündemdir. Uluslararası destek ve ilgi gören özelleştirme gündemi, Kosova’ya katkıdan ziyade karışıklık getirecek görünüyor. Emekleme devresindeki Kosova devleti dıştan gelen her yardıma, destek ve öneriye kuşkusuz muhtaçtır, ancak Kosova kendi kararlarını kendi iç siyasi bütünlüğüyle almalıdır; aksi durumda çözümsüzlüğe gidilecektir.

1999’dan bu yana uluslararası camianın bu ülkede destekleyici ortak kararlar almadığı, tersine, “imtiyazlar diplomasisi” izlediği biliniyor. Bugünkü kaosun yaratılmasında bunun payı büyük! Anayasal zeminin oluşmadığı Kosova’da anayasa’ya göre hareket etme beklentisi de çürümüştür.
Bu nedenledir ki Cumhurbaşkanı üç yıldır Anayasa yasakladığı hâlde hem parti başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığı görevlerini birlikte yürütmüştür.
Bu nedenledir ki hükümetten çekilme kararının haberini Başbakan devlet terbiyesine göre değil, medyadan gazetelerden duyar.
Bu nedenledir ki Kosova’daki nüfusunun yüzde 60’a varan işsizlik ve ekonomik iflas ortam bir demokratik tepki ve hoşnutsuzluk belirtisi, bir gösteri dahi yapılmaz.
Bu nedenledir ki AB ülkeleri ile anayasal benzerlikler ve hatta Kosova bayrağında şeklî olarak AB bayrağına benzerlikler bulunsa da bu ülke insanları Avrupa’daki komşularına vize rejimi altılnda gider, gelir. Güyâ Kosova uluslararası düzenin, ayrıca AB’nin kabul ettiği ülke niteliğindedir; ama gerçek siyaset başka türlü sürmektedir. Kosova’da uydurulmuş siyasetin dünya ve Avrupa gerçekliğinden apayrı süren yapısını değiştirmek gerekiyor. Kosovalı’nın hak ettiği bu olmalıdır, aksi hâlde “Balkanlar’ın milliyetçilik kazanı yine kaynar” ve bölgeyi bu sözlerle tanımlayan ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’un Balkan ziyareti esnasında yaşandığı gibi tekrar yaşanır. görüldü. Bir hatırlayalım: Hillary Clinton’un Kosova ziyaretinde Başkent Priştine, ABD, Kosova ve Arnavutluk bayraklarıyla süslenmişti. ABD elçiliğinin duruma müdahale eder şekilde bir önerisine göre hareket eden resmî yetkililer, komşu ülke Arnavutluk bayrağını kaldırınca, toplumda birden gerginlik yaşanmıştı. ABD elçiliğinin bu konudaki yaklaşımı ise “Yabancı bir ülke bayrağının ABD misafirini karşılamak sırasında bulunmasının diplomatik nezâkete ters olacağı “yönündeydi. Ama bunu anlatabilmek olanaksızdı, Kosova halkına, Kosova’nın nüfusunun yüzde 95’ini oluşturan Arnavut asıllı çoğunluğa…
Aynı gün, Avrupa 2012 Futbol Elemesi oynanyor ve İtalya – Sırbistan maçı esnasında Sırp taraftarları Arnavutluk bayrağını yaktı. Stadyumda güvenlik sağlanamayınca maçı hakem masasında İtalya 3-0 kazandı. Ertesi gün ise bütün sosyal paylaşım siteleri Arnavutluk bayraklarıyla doluydu. Bu enstanteleri unutmamak gerekir.

Zira, ulusal duygular Balkanlar’da modası geçmeyen ve dilden düşmeyen şarkılara benzer.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.