Düşlerimiz

Kolay kolay düş görmüyorum artık, görsem de seçemiyorum ya da uyanır uyanmaz unutuyorum. Eskiden pek güzel düşler görürdüm, renkli dedikleri cinsten. Karabasan görmek gibi bir alışkanlığım yoktur. Çocukluğumda uykularım iyiydi, gençliğimde de. Yaşlandıkça bozuldu. İki saat doğru dürüst uyursam beş saat yatakta dönüp duruyorum. O zaman kalk çalış diyorum kendime. Bu gece, daha doğrusu bu sabaha karşı bir düş gördüm ve uyandım. Pek garip bir şeydi. Bütün düşler gariptir zaten. Tophane’den ya da benzeri bir yerden aşağıya doğru iniyorum. Köşeyi dönerken oracıkta bir otomobil olduğunu görüyorum. Otomobilde birileri var mı yok mu anlayamıyorum. Fındıklı’ya ya da benzeri bir yere doğru yürüyorum. Her şey kül rengi, bu yüzden nesneleri ayırt etmek zor. Ne garip, ortalıkta kimseler yok. İnsansız bir kente düşmüş gibiyim. Ürperiyorum. Ceketimi giymeye çalışıyorum. Uzaktan iki genç kadının hayali beliriyor. Ama onlar somut insan değil yalnızca hayal. Demek ki sabah oluyor ve insanlar işe gitmeye başladılar diyorum. İki hayal yanımdan süzülerek geçiyor.

Düşlerimiz simgelerle doludur. O simgeler tıpkı sanatta olduğu gibi bazen yalındır bazen de kolay açıklanamayacak kadar karmaşıktır. Düşte gördüklerimiz karşısında şaşkına döneriz çok zaman. Yorumlamaya kalkmadım bu sabaha karşı gördüklerimi. Ancak insansız kent ve hayal kadınlar elbette belli bir şeyleri anlatır gibiydi. Ne kadar karmaşık bir yaşamımız var diye düşündüm. İnsanlar karmaşık yaşamlarının simgesel bir yansısı olan düşlerden umut türetmeye çalışırlar. Kimse düşlerin altındaki zengin ve karmaşık ruhsal gereci görmeye çalışmaz ama en sıradan bir düş bile bir gelecek bildirisi gibi alınır. Bir tür falcılıktır bu. Komşu teyzeler sabahın köründe bu işten biraz çakar diye düşündükleri deneyimli kimselere düşlerini yorumlatmak isterler. Ya da birine bir akşam dün geceki düşünüzü yorumlatmak istersiniz. Akşam düş anlatmak iyi değildir, en azından gördüğünüz simgelerin getireceği iyiliklerden yoksun kalabilirsiniz. Büyü bozuluverir maazallah. Sabahı bekleyebilir misiniz ya da karşınızdaki kişi sabahı bekleyebilir mi? Her şeyin bir çözümü vardır. Gündüz niyetine anlatırsanız işin büyüsü bozulmaz. “Anlat canım, gündüz niyetine anlat.”

Çok çabuk yorumlanan yaygın simgeler vardır. Kocaman bir balık gördüyseniz düşünüzde sevinin, bu size bir kısmet geliyor demektir. Rahmetli anacığım benim bütün çocukluğum ve gençliğim boyunca balıklı düşler gördü. Görün bakın derdi her seferinde, dediydi dersiniz, yakında büyük bir kısmet var bize. Oysa bize kısmet vurması için hiçbir neden yoktu. Bütün kısmet kapılarının yıllardır sıkı sıkı kapanmış olduğunu görmek de istemezdi annem. Yaşamımızda bir şeyleri değiştirmiyorsak kısmet nereden gelecek? Anacığım sık sık balıklı rüyalar gördü ama bizim yoksul yaşamımızda hiçbir değişiklik olmadı. “Açılır bahtımız bir gün hemen battıkça batmaz ya” derdi. Oysa battıkça batmalar yaşıyorduk, pahalılık alıp başını gittikçe iki yakamızı bir araya getirmekte güçlük çekiyorduk.

Gene de iyi etti anacığım bana kalırsa. Onun düşlerinde gördüğü pırıl pırıl balıkların bize hiç mi yararı olmadı? O balık gördükçe biz umutlandık. Umut güzel şeydir. Umutsuz yaşasak daha mı iyi? En kötü yalan insanın kendine söylediği yalandır derler. Bu elbette doğrudur. Ama insan bazen kendini kandırma gereksinimi de duyabiliyor. Bir yanım katı gerçekçi olduğu için ben yoktan umut üretme konusunda her zaman yaya kalmışımdır, umutsuzluğu yalana yeğ tutmuşumdur. Bu benim özel olarak yalandan nefret edişimle de açıklanmayabilir. O kadar çok yalan söylendi ki çocukluğumuzdan bu yana bize, buramıza kadar doyduk yalana, şimdi en küçük bir yalan bile midemizi bulandırmaya yetiyor.

Düş görmek iyidir dostlarım. Düş görmeyen insandan korkmak gerekir. Düşlerimiz olmasaydı ne yapardık? En azından yaratıcı yanımızı yitirmiş olurduk. Dünyayı yeniden yaratanlar düş kurabilenler oldu her zaman. Dünyayı güzelleştirenler bunu düş görerek yaptılar. Yarını olanların düşleri de vardır. Düş kuramayanlar yaşamın gündelik çarklarında dönüp durdular. İnsanın bir metafiziği olmalıdır dediğimizde söylemek istediğimiz de budur. Bir yetkin bilinç için düş görmenin anlamı elbette balık görüp kısmet ummanın ötesindedir. Düş görmeyen insan kısır insandır. Ama verimli düşler uyanıkken görülen düşlerdir. Onlar düşler diye de bilinseler daha çok düşlemlere benzerler. Bilim adamının felsefe adamının sanat adamının düşüyle benim rahmetli dünyadan habersiz anacığımın düşü pek de benzeşmeyecektir. Öyle ya da böyle kaba gerçekçilikleri bırakıp düş görmeye başlamalıyız. Yaşamın bütün verimi, geleceğin bütün renkleri, bütün umut ışıkları düşlerdedir. Düş görelim de nasıl görürsek görelim. Gerekirse balık görelim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

3 × two =