Duymak, notalara yansıtmak, gözleri ile de yaşamak

Sahnede, piyanosunun başında. Düşünceli. Parmaklar tuşlar arasında geziniyor. Tınılar eşliğnde, tarih içinde adeta bir gezinti yapıyorsunuz. Bir kitabı okur gibisiniz, duyumsayarak. Ama piyanosunun başında FAZIL SAY farklı, o gözleri ile yaşıyor. Ve tınılarla sizi arkasından bu yolculuğa taşıyor.
Asırlar öncesine uzanıyorsunuz. Çanakkale’desiniz. Okuduğunuz, duyduğunuz, belki de gördüğünüz, bir efsane içinde, Truva’da 40 dakika ya ulaşan bir anlatım içindesiniz.
Hafif serin bir İstanbul akşamı. 2019 ENKA Kültür Sanat Buluşmaları kapsamında, açık havada, konserdeyiz. Enka Oditoryumu dolmuş durumda, hiç boş sandalye gözükmüyor. Sahnenin içinde bile izleyicilere yer ayrılmış. FAZIL SAY Piyano Resitali var.
Programın ilk bölümünü FAZIL SAY, Baladlar’ına ayırmış. “Nazım” ile başlıyor. Onun şiirsel duyarlılığını, piyanonun tuşlarından gelen sevgi dolu tınılarla anıyorsunuz. Hüzün var.
Sonra kızı için bestelediği “Kumru”, ona hoşgeldin diyerek, sevincini aktaran notaları ile sevincine ortak oluyorsunuz. Bir baba – kız sohbeti, kısa ama duygu yüklü.
Sonra size, “Ses”‘i ile sesleniyor. Yaşama sevinci haykırışı gibi. Sevincini duyurma isteği, tek başına yaşamak istemiyor. Doğa ile paylaşarak çogaltmak istiyor.
Hicaz makamında, “İstanbul’da bir kış sabahı” na gidiyorsunuz. Yeni bir güne başlıyor. Konuşma, sohbet gereksinimi içindesiniz adeta. Dünya’ya “merhaba” demenin keyfi.
Alkışlar ve sonra ikinci bölüm.
Bir L.V.Beethoven yolculuğu başlıyor. Çok dinlemişsinizdir. Ancak, sahnede Fazıl Say’ın piyanosu başında, “Ay Işığı Sonatı”nı dinlemenin keyfide bir başka. Açık havada, ay ışığında tınılarla, ister istemez kendi yolculuğunuza da çıkıyorsunuz, anılarla koşturarak.
Ve yeniden bir FAZIL SAY bestesine. İlk kez izleyeceğim ve dinleyeceğim. “TRUVA SONATI”
Geçtiğimiz yıl, “2018 Truva Yılı” olması nedeniyle Çanakkale Belediyesi’nin istemi ile bestelenip, gün yüzüne çıkan bir eser. Ve yine geçen yıl, Çanakkale’de Çimenlik Kalesi’nde açık havada, onbinlerin üzerinde yerli ve yabancı izleyicilerle ilk kez buluşan bir eser. Ankara’da da seslendiildi. Başka yerlerde de.
Ama şimdi İstanbul’da bu eseri ilk kez dinlerken, sahnede ki FAZIL SAY’ın gözlerini izliyorum. O sadece çalmıyor. Yaşıyor. Acısı ve sevinci ile duygusu ve kahramanlığı ile. Adeta aramızdan ayrılıp gitti. O Çanakkale de, Homeros ile yeni bir destan yazar gibi. O yüzden yaşıyor diyorum. Belki Fazıl Say’ı, FAZIL SAY yapan da bu özelliği. Bestelerken ve çalarken, yeniden yeniden yaşıyor ve yaşatıyor.
Bu kez yakınından, gözlerini izleyerek, onun nerelere gidip geldiğini görmeğe çalışmak, duygularını hissetmeğe çalışmak, eseri daha bir anlamlı ve güzel kılıyor. Siz de tarihin içinde bir yolculuktasınız artık.
Homeros’un duyduğu acıyı yansıtıyor önce. Onun hikayesine bir giriş yapar gibi. Bunlar yaşandı, unutmayın diyor. Truva Atı kalmasın sadece düşüncelerinizde. Helen’i düşünün. Güzellik ve acılar. Onlarla önce bir yaşayın, sonra savaş. Savaş ve barış. Ne kadar yakın ya da na kadar uzak. Seçimi siz yapacaksınız. Homeros ile yolculuğunu tarih içinde sürdürüyor.
Ege’nin rüzgarını hissediyorsunuz. Her renk var tınılarda. Ilık, iç serinletici. Dalgalı, coşkulu. Bazen çarpıyor da. Ege kıyılarında gemiler. Denizin üzerinde gemilerin yol alışı.
Kahramanları izliyorsunuz, atların nal seslerini duyar gibi oluyorsunuz. Özlem, sevinç, belirsizlik, ulaşma isteği, acı, iç içe yoğuruluyor adeta. Ya da bir oya işlenir gibi.
Sonra bir düşünce alıyor sizi. O döneme erişmek. Toplumsal yapıya, yaşam sürecine ulaşmak kolay değil. Geziniyorsunuz. Düşünceler, bazen dalgın, bazen geleceğe açık.
Sonra Helen. Nasıl bir güzellik. Duygu yoğunluğu. Aşk. Bu bir başka aşk. Tarihe adını yazdıracağını hisseder gibi. Gününü değil geleceğini de yaşıyor. Asırlar sonra da duyumsatacaklarını.
Ve Troya içinde geziniyorsunuz. Bir durum saptaması gibi. Nasıl bir kent, nasıl bir yaşam. Uğruna neler olacak. Asırlar sonra yazılanlarla, filmlerinin olması ve müziği. Bu kez piyanonun tınıları ile, notalarla bir kez daha bir başka gözle yazılıyor, aktarılıyor. Arayış.
Ve cesur Aşil bu kez tınlarla. Meydan okuyor tarihi ben yazarım der gibi. Kahramanlık abidesi. Yükseklerde hep, ulaşılmaz diye hissediyorsunuz.
Savaş başlıyor. İnsanlar ölüyor. Ama savaş bitmiyor. Devam ediyor. Acılar, ağıtlar yazılıyor. Kayıplar.  Askerler ve politika, sonra bir strateji değişikliği, geleceğe ilişkin öngörü.
Truva atı fikri. Ve bu fikrin yaşama geçirilmesi. Duruldu, bitti denilen savaşın asıl önemli dönemi. Truva Atı’nın yaşama geçirilmesi. Bir kentin geleceği için dönüm noktası. Farklı bir sonuca doğru. Sabırla, zamanla yarışarak bekleme ve sona geliş.
Son. Son ama bu mutlu bir son değil. Acılarla bir kentin, bir dönemin, bir toplumun tarihinin yeniden yazılması. Savaş ve yaşamın çelişkisi. Sevincin acıya, güzelliğin üzüntülere dönüşü. Bir başka destan. Bu topraklarda yaşanan bir destan. Homeros’dan bu yana, günümüze ve geleceğe ulaşan bir destan.
Ve şimdi, 10 bölümden oluşan, notalarla piyanonun tuşlarından bize yansıyan tınılarla, yaşayan bir destan. Bu, FAZIL SAY’ın bakış açısı ve değerlendirmesi ile yeniden bu kez notalarla yazılan bir destan. Piyanonun tuşlarında gezinirken, parmaklarla çalınmıyordu sadece. Bu eserin yeniden yaşatılması sürecinde, FAZIL SAY’ın gözleri. O gözler yaşıyor, yaşatılanları aktarırken. Sevinci ile acısı ile düşüncesi ile.
Bir başka deyişle FAZIL SAY bu destanı, gözleri ile yeniden yazıyor. Ve vücud dili, o gözlerin peşinden sizi, tarihe, asırlar öncesine taşıyor.
 Bu eser ile bir yolculuk yaptık, ama duyumasattıklarını yeniden yaşamak istiyor insan, yeniden dinlemek.
Truva Sonatı, CD olarak da yayımlandı.
Başka kentlerde, başka izleyicilerle yeniden yaşamak istiyor insan. Yurt içinde ve yurt dışında. Hatta, zaman zaman Çanakkale de yenilenmeli tarihe bu yolculuğun tınıları.
Çanakkale Belediyesi’ne de teşekkürü unutmayalım. Böyle bir eserin doğmasına olanak sağladıkları için. Ve de Çanakkale de yeniden dinlenmesinin, yaşanmasının yollarını da açmaları dileğiyle.
___________________
İsmail Bayer.  22 Temmuz 2019. İstanbul

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.