Şefika Kutluer’in flütünden, tangolar

Şefika Kutluer’in flütünden, tangolar

0
PAYLAŞ

Bence ilk önemli konu. Kadının özgürlüğü, yaşamı kucaklaması ve onu yorumlaması. Kadın erkek eşitliğinde zaman zaman, kadının daha da öne çıkması, başka danslarda bu denli görülmez.

Dansı erkek yönettiğini zanneder. Kadın önce uyumludur, ama sonra meydan okumakdan geri kalmaz.

Tango da insan için tüm bir yaşam var. Acılar, kırılmalar, sevinçler, coşku, başkaldırı, ağıt, yakınma ve daha çok da sevgi ve aşk. Tango tek kişilik bir dans değildir hiçbir zaman. Mutlaka bir kadın ve bir erkek olacak ve yaşamı birlikte yorumlayıp, koşacaklar.

Ülkemize ne zaman gelmiştir Tango. Tabii Cumhuriyet ile beraber. Kadına eşitlik ve özgürlüklerin tanınması ve çarşafdan sıyrılan kadının toplum içinde yer alması. Adeta tango ile simgelenmiştir. Küçük yerlerde bile, Cumhuriyet ile birlikte, kadın ve erkeğin birlikte, eşit olarak yaşamda yer almağa başlaması, baloların vazgeçilmezi olmuştur Tango.

Düğünlerde hep komparsita çalınırdı. Bizde de, bir çok tango söyleyen sanatçılar çıktı. Secaettin Tanyeli. O yumuşak sesi, radyodan duyulduğunda çıt çıkmaz dinlenirdi.

Tango’nun olmazsa olmazı, vazgeçilmezi, müzik aleti, şüphesiz Bandoneon. Sonra piyano, daha sonra ise belki trompet.

Flüt ve orkestra eşliğinde tangoyu düşündüğümüzde, doğal olarak hemen aklımız Şefika KUTLUER gelmektedir. Dünya da başka örnekleri var mı bilmiyorum. O yüzden, Şefika KUTLUER’in flütü ile tangolar bir başka özellik taşıyor.

Öncelikle kadın duyarlılığı. Tangolara flütten çıkan tınılara yaşam veren nefes önemli. Bu duyarlılık, nefes ile enstrüman birleşince, işte farklı olan, Şefika KUTLUER’in flütü ile tangolar oluyor.

Tangolar, duygusal parçalar, aşk, sevgi, yakarış başta geliyor. Ama bazen sert çizgilerde var tangolarda. Bandoneon da, bu sert çizgileri izlersiniz. Keskin bir karşı çıkış bile vardır bazen.

Flüt için seçilecek tango parçalarının önemi ortaya çıkıyor o zaman.

Bu farklılığı, duygusal yolculuğu, Şefika KUTLUER’in Tangolar CD sini dinlediğimde, hemen o farklılığı hissetmiştim. Şefika KUTLUER, bu duygusallıkdan kopamamş olmalı ki, bir nevi devam CD gibi Latin Romance, bunun somut bir örneği olmaktadır.

Evet bir Festivali daha geride bıraktık. Bu yılı tangolarla uğurladık adeta. 6. Uluslararası Şefika Kutluer Festivali de tangolarla sona erdi.

Aralık ayını 22 sinde tangolarla festivali uğurladık. Aynı konserin bir gün önce, İstanbul da Zorlu da geçekleşmesi de, Ankara rüzgarının İstanbul’a ulaşması olarak da değerlendirilebilir.

Orkestra Çek Cumhuriyeti’n den Prag’dan gelmişti. Prag Virtüözleri. “Virtuosi Di Praga” Orkestrayı yöneten şef Peter BRENİER de ABD’den gelmişti.

Peter BREİNER’in bir başka özelliği, bu eserlerin düzenlemesini yapmasının yanı sıra, kendi bestesini de programa almasıdır. Orkestra, şef ve solist, uyumu sağladığında ise güzel bir konser doğal olarak gerçekleşmektedir.

Soğuk Ankara gecelerinde, evlerinden çıkarak MEB Şura Salonunu dolduran izleyiciler, bu bütünlüğü kaçımak istememelerinden salonu doldurmuşlardı.

Peter BRENİER’in sevimliliğ, orkestranın bu eserleri severek seslendirmesi ve de Şefika KUTLUER’de artık, nefesi ile kadın duyarlılığını flütle birleştirerek, tangolara yeni bir yorum da getirmiş oldular.

Ankara Devlet Opera ve Balesi sanatçılarından Sanem SUBAYGİL ve Ayhan Uluş AYTAN da dansları ile geceye başka bir renk taşımış oldular.

Bu Festival’in diğer festivallerden ayrılan bir yönü de var. Geçen hafta ki yazımızda, Festival’de ki diğer etkinilklerle ilgili izlenimlerimizi paylaşıren de aktarmıştık. “Doğu Batı İle Buluşuyor.” Altı yıldır programlar gerçekleştirilirken, bu özelliğe dikkat edliyor. Doğu ve Batı adeta Anadolu’nun ortasında Ankara’da, birlikte yer alıyorlar.

İkinci özellik, “Bilim Sanatla Buluşuyor”. Bu son konser öncesin de, Refik KUTLUER’in uzun ve titiz çalışması sonrasında, derlemekle kalmayıp, görsel malzemelerle desteklemesi, yorumlarken de üzerine basa basa farkındalığın yaratılması için çaba göstermesi, sunumunun önemli bir özelliğiydi

Refik KUTLUER, “Korumak için Tanımak Lazım” başlığı altında, Anadolu uygarlığının tarih boyunca önemli merkezlerini ve eserlerini tanıtırken, korumanın altını özellikle çiziyordu.

Eğer değerlendiremiyeceksek, yok etmeyeceksek, çarpıtmayacaksak, bu değerler yine toprağın altında kalsınlar, değelendirecekler ileride çıkar, yok olmaz derken, bir sitemi de aktarmış oluyordu.

Bu sunumu, bu emeği, Refik KUTLUER daha geliştirerek bir kitap haline de getirirse, topluca değerlerimizin bir arada olduğunu görerek, sahip çıkılmasına da, katkısı olabilir diye düşünüyorum.

Bu yazımız, 2015’in son Pazartesi yazısı, 2016’da da sürdüreceğiz. Şimdi CD’den Şefika KUTLUER’in flütünden, Tangoları dinleyerek, yazıya nokta koyacağım.

2015 den 2016 ya geçerken de, Tangolar dinlemek istiyorum. Belki iki yaşına doğru ilerliyen torunum Selin Çelik, bana eşlik eder diyelim.

2016 da müzik susmasın, tınılar da kulaklarımızdan eksik olmasın. Güzel yıllara.

___________________

Ankara. 28 Aralık 2015. Pazartesi. ismail.bayer1@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK