Eğirdir Gölü Aral gibi kuruyabilir!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Türkiye, Sovyetler Birliği’nin en büyük hatalarından birini göz göre göre tekrarlıyor…
Isparta’nın Eğirdir ilçesinde bulunan Eğirdir Gölü, Türkiye’nin en büyük ikinci tatlı su kaynağı olarak biliniyor. Göller Bölgesi’nin kalbindeki Eğirdir Gölü, bir zamanlar yöre halkı için kerevitten sazana bir çok su ürünlerinin ihraç edildiği ekmek kapısıydı. Ancak hatalı su kullanım uygulamaları gölün sonunu getirdi, balık bitti. 30 yılı aşan süredir Türkiye’nin gölleriyle ilgili bilimsel çalışmalar yürüten Yard. Doç. Dr. Erol Kesici, yıllardır gölü besleyen dereler üzerine çok sayıda gölet yapıldığını, 2019 yılına kadar ise 33 gölet ve barajın daha yapılmak istendiğini belirterek, “Doğal göller çevresindeki bu tür yapılanmalar çok yanlış ve bilimsel değildir. Eğirdir Gölü’nün sonu Aral Gölü gibi olabilir” diye konuştu. 
TÜRKİYE’NİN ÖNEMLİ GÖL UZMANLARINDAN KESİCİ’DEN ÖNEMLİ UYARI
30 yıldan fazla zamandır Türkiye’nin gölleri ve sulak alanları üzerinde bilimsel çalışmalar yürüten Yard. Doç. Dr. Erol Kesici, Eğirdir Gölü’yle ilgili çarpıcı uyarılarda bulundu. Kendisi de Eğirdirli olan ve gölün hatalı yönetilmesinin önüne geçebilmek için yıllardır mücadele yürüten Kesici, bir zamanlar Türkiye’nin doğal su ürünleri deposu olan gölde balık kalmadığına dikkat çekerek hatalı uygulamalardan vazgeçilmesini istedi.
‘GÖLÜN DİBİNDEKİ KAYNAKLAR KİRLİLİK YÜZÜNDEN KAPANDI’
Eğirdir Gölü’nü besleyen su kaynaklarının dere ve çayların yanı sıra yağışlara bağlı yüze suları olduğunu dile getiren Kesici, gölün dibinde bulunan kaynakların biriken kirlilik nedeniyle kapandığına dikkat çekerek, “Bunun yanı sıra gölü besleyen dere ve çayların üzerine çok sayıda baraj ve gölet yapılması yüzey akışı ile göle ulaşan sulara engel olmaktadır. Bunların yanı sıra gölden pompajla tarımsal amaçlı su alımları her geçen gün giderek artmaktadır. Son yıllarda yaşanan kuraklıkla birlikte artan su alımları sonucunda, Eğirdir Gölü’nde son yıllardaki su seviye kayıpları ve göl aynasında küçülme, yüzde 15-20 gibi aşırı miktarlara ulaşmaktadır. Eğirdir Gölü’nün suyu depolanarak engellendiğinden, gölde su akışı, doğal dengesinde değildir” açıklamasında bulundu.
‘MİLLİ PARK SINIRINDAKİ KOVADA GÖLÜ BATAKLIĞA DÖNÜŞÜYOR’
Eğirdir Gölü’nün doğal su akışlarının kapatılmasının da hem göle hem de gölden beslenen Kovada Gölüne zarar verdiğini dile getiren Kesici, “Kovada kanalı kirlilik yüzünden kokuyor. Bu durum su canlıları ve tarım ürünlerini olumsuz etkiliyor. Ayrıca beslenemeyen milli park statüsündeki Kovada Gölü ise giderek bataklığa dönüşüyor” dedi.
GÖL HAVZASINA BARAJLAR YAPILDI, KIYILARI KAMIŞLAR BASTI
Göl havzasında inşa edilen baraj, gölet ve sulama istasyonları ile yasal ve kaçak sondaj kuyuları yüzünden Eğirdir ve Kovada göllerinin su bütçelerinin yıllardır açık verdiğine işaret eden Kesici, “Bu azalma, gölün giderek azalan biyolojik çeşitliliğine ve ekolojik yapısını daha da olumsuzlaştırmaktadır. Gölde kirliliğin, bitki topluklarının ve bilhassa karalaşmaya neden olan kamışlık alanların hızlı bir şekilde artmasına neden olmaktadır. Bunun doğal göllerin gelişimindeki bilimsel karşıtı bataklıklaşma ve karalaşmadır” ifadelerini kullandı. 
BÖLGEDE 33 BARAJ VE GÖLET DAHA YAPILACAK
Konuyla ilgili yetkililerin Isparta’da ve Eğirdir Gölü Havzası’nda 2019 yılı sonuna kadar 33 baraj ve gölet inşa edileceğini, bu yapılarda ise 81 milyon metreküp su depolanacağını açıkladığının altını çizen Kesici, göl havzasında inşa edilen göletlerin Eğirdir ve Kovada göllerinin beslenmesini engellediğini belirterek, “Tarımsal sulama, içme ve kullanma suyu için elbette baraj yapılmalıdır. Ancak bunlar yapılırken Eğirdir Gölü’nün geleceği düşünülmeli ve düzenlemeler havza bazında ele alınmalı” dedi.
‘HALK İSTEDİ DİYE BARAJ YAPILMASI ÇOK TEHLİKELİ, GÖLÜN HOYRAN BÖLÜMÜ KURUYOR’
Su hacmi bakımından Türkiye’nin en büyük tatlı su gölü olan Eğirdir Gölü’nün çevresinin ‘halk istedi’ diye politik bakışlarla baraj ve göletlerle donatıldığını ve bunun çok tehlikeli bir durum olduğuna işaret eden Kesici, “Gölün kuzey kısmı olan Hoyran bölümünde su seviyesi düşerek alan sazlık ve bataklık bitkilerinin istilasına uğramış durumda. Hoyran bölgesinden Yalvaç Tırtar Sulaması için alınan su, seviyenin hızla düşmesine neden olurken Kemer Boğazı’ndaki sazlık adacıkların sayısı artıyor. Boğazda su seviyesi yer yer 1 ila 2 metreye kadar düştü. Bu seviye geçmişte ortalama 5-6 metreydi. Bu kullanım sürerse Kemer Boğazı kapanacak, Eğirdir Gölü’nün Hoyran bölümü yakın zamanda kuruyacaktır” diye konuştu.  
‘BU HATALAR YÜZÜNDEN EĞİRDİR GÖLÜ’NÜN SONU ARAL GİBİ OLACAK’
Eğirdir Gölü ile ilgili yasal mevzuata göre gölün önceliğinin ‘içme suyu’ olarak belirlendiğini ancak gerçekte bu önceliğin yerini vahşi tarımsal sulamanın aldığını dile getiren Yard. Doç. Dr. Erol Kesici, “Havzada öncelik gölün içme suyu amacı korunarak, tarımın ona göre düzenlenmesidir. Göl yok olduktan sonra mı yasalar ve amaçlar uygulanacak?  Göllere yönelik bu bakış yüzünden Türkiye su fakiri ülkeler arasına girdi. Eğirdir Gölü’nde balık yok, bitki çok. Göl için hiçbir şey dünden daha iyi değil, dünü aratır durumda. Doğal göller çevresindeki bu tür yapılanmalar çok yanlış ve doğal göller için bilimsel değildir. Bu tür hatalı planlamalar, dünyada birçok örneği olduğu gibi Eğirdir Gölü’nde de ters tepecek; tıpkı Aral Gölü gibi biz de ülkemizin en değerli tatlı su kaynağını kurutacağız” uyarısında bulundu.
ARAL GÖLÜNDE NE OLMUŞTU?
Kazakistan, Özbekistan, Tacikistan ve Afganistan gibi ülkelere sınırı bulunan Aral Gölü, bir zamanlar Asya’nın ikinci, dünyanın ise dördüncü büyük gölüydü. Sovyetler Birliği döneminde aşırı sulama ve hatalı su politikaları yüzünden hızla küçülen Aral Gölü, gölü besleyen Seyhun ve Ceyhun nehirlerinin sularının da önünün kesilmesiyle 2000’li yılların başında su hacminin yaklaşık yüzde doksanını kaybederek kurudu. Bugün çöle dönen Aral Gölü’nün yok oluşu, insan eliyle ortaya çıkan en büyük ekolojik felaket olarak tanımlanıyor.
Önceki haberİş cinayetlerinin ‘fıtrat’ olmadığını anlatan o film gösterime giriyor
Sonraki haberKadınlara araba kullanma yasağı kaldırılsın
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here