Eğitilmeden eğitmek

Bunu bir öğretmen anlatıyor. Anlatırken yüzünün kızarmadığı belli, onun adına biz utanıyoruz. Biz neden utanalım o utansın diyeceksiniz. O utanmadığı için biz onun adına utanıyoruz. Aynı toplumun insanı olduğumuz için utanıyoruz biraz da. Dünyada böyle eğitici kaldı mı, bırak eğiticiyi böyle adam kaldı mı diye utanıyoruz. O hiç utanmıyor ama. Biz biraz da böyle eğiticiler yetiştiren bir toplumun kültürden ve ahlaktan sorumlu aydınları olarak utanıyoruz. Zavallıya insan olmak adına hiçbir şey verememişiz. Biz doğru dürüst bir şeyler üretemedik de ondan mı yoksa adamın hiç alırlığı olmadığından mı bilemiyoruz. Yedi yaşında üç kız çocuğunun nasıl eğitileceğini bilmeyenler bu yaratıktan öğrenmek isteyebilirler.

Yırtıklıkta alıp başını gitmiş olan bu sefil herif diyor ki: “Kız öğrenciye ders anlatırken motive etmek için kucağıma aldım. Üç kız çocuğunu kucağıma alıp ısırdığım öptüğüm ve okşadığıma dair ifadeler verilmiş. Benim bu çocuklara karşı ayrı bir sevgim var. Özellikle birini çok seviyorum, çok güzel bir kızdır. Kendisini teşvik için bazen kucağıma alıp seviyor okşuyor ve öpüyordum. Bir defa sevgim o kadar ileri gitmişti ki kanım kaynadı. Boynundan öptüğüm için beyaz tenli olduğundan boynu morardı. Annesi bu durumu sorduğunda kötü niyet olmadığını, kendisini şeker gibi gördüğüm için boynundan öptüğümü söyledim. Diğer öğrencileri de öpmüş olabilirim.”

Herife otuz altı yıl vermişler. Bence önemli değil. Birkaç çocuğun ruhunda yaralar açtıktan sonra otuz altı yıl yatsa ne olur kırk altı yıl yatsa ne olur! Yakında bir de bakarsınız yumuşak başlı çıktığı için salıvermişler, kentin en işlek caddesinde volta atıyor. Çok sevdiği mesleğine dönmek, yaşadıklarına ve yaşattıklarına kaldığı yerden başlamak isteyebilir. Cinsel anlamda ciddi sorunları olan bir toplumun üyesi olduğu için ben bu yaratığı pek de suçlayamıyorum doğrusu. Ama bunun gibi gelişmemişleri öğretmen diye okullara salıveren insanların sorumsuzluğu tepemi attırıyor. Pek merak ediyorum bu herifin derste ne anlattığını ya da nasıl ders yaptığını. Ondan türeyen bilgiyi ite atsanız yemeyecektir. Şöyle deseydi anlardım ve onun adına üzülürdüm: “Ben sapık ruhlu bir kişiyim. İstemeyerek yaptım bütün bunları. Her yapışımdan sonra utandım ve acı çektim. İnsanlardan beni bağışlamalarını değil anlamalarını istiyorum. Boynuma geçirdiğim bu utanç halkasını ömür boyu taşıyacağım.” Böyle demeyecek ve burnunu karıştıra karıştıra ve gaz çıkara çıkara bir süre yatacak eşek cennetinde, çıktığı gün bütün sapıklıklarıyla yepyeni bir insan olarak topluma karışacak. Ondan sonra kısmetinde ne varsa kaşığına o çıkacak: yedi yaşında mı olur üç yaşında mı olur doksan yaşında mı olur.

Cezayla sorun çözmeye çalışan insanlara gülerim. Sen eğitilmemiş insanı getir yedi yaşındaki çocukların başına öğretmen diye koy sonra ondan eğitim adına iyilikler bekle. Suyun görünen yüzünde bunlar var ya görünmeyen yüzünde neler var? Biz suyun görünmeyen yüzünü de gördük yıllarca. Bul binayı, aç okulu, üstüne ister ilkokul yaz ister lise yaz ister üniversite yaz. Bina bu, hepsini kaldırır. Bu konuda adamla ilgili olarak on kere soruşturma açılmıştır ama beyimiz nasıl oluyorsa bir kere bile ceza almamış ya da yalnız bir seferinde küçük bir ceza alıp yanlışını ödeyivermiş. Kol kırılır yen içinde. Birileri şöyle diyebilir: iki tane şırfıntı için koskoca adamı ziyan mı edeceksin? Ziyan etme, neden ziyan edecekmişsin. Turşusunu kur. Adam zaten yıllardır turşu. Kimse ziyan edilmesin. Bu toplum böyle şeylere alışıktır.

Eğitilmemiş eğiticilerle sürdürülen eğitimin yalnızca cinsel anlamda değil her anlamda topluma zehir saçtığını kimler görüp kimler anlayacak. Bakıyorsunuz seçkin birileri ne güzel toplanıyorlar bir yerde, onu da çağır öbürünü de çağır, aman enişteyi çağırmayı unutma bizi topa tutar billahi, ne yapıyoruz, üniversite kuruyoruz. Yok canım? Bilim adamı mı? Dolu, istemediğin kadar… Eğitimde en çok üzerinde durulması gereken sorun ahlak sorunudur. Bilgi önemli değil mi diyeceksiniz. Önemli olmaz olur mu elbette önemli. Ama ahlak olmadıktan sonra bilginin hiçbir anlamı olmaz. Sınıfa girip kapıyı kapayan adamın ahlakına da bilgisine de güvenmek isteriz, ama önce ahlakına. Ahlak dediğimiz şeyi cinsel ahlakla sınırlandırmak doğru olmaz. Ahlak her anlamda ahlak olduğu zaman ahlaktır. Ayrıca ahlaklı olmak da yetmez, terbiyeli de olmak gerekir. Kısacası dostlarım eğitimcilik zor iştir, büyük özeni gerektirir. Genç insanların her açıdan sağlıklı yetişebilmeleri için gerçek anlamda eğitimcilere gereksinimimiz var. En azından yedi yaşındaki çocuğu boynundan öpmeyen eğitimcilere.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

1 × 3 =