Einstein der ki!

PAYLAŞ

Benim dinim, kendini zayıf zihnimizle algılayabildiğimiz ince detaylarla ifade eden sınırsız, süper bir ruha duyulan mütevazi bir hayranlktan ibarettir…

Önyargıları yoketmek, atomun çekirdeğini parçalamaktan daha zordur…

Delilik, aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemektir.

3. Dünya savaşında hangi silahların kullanılacağını bilmiyorum ama 4. Dünya savaşında taş ve sopalar olacağını biliyorum…

Neden beni hiç kimse anlamıyor, ama herkes beni seviyor?

Dünyanın Kainat’taki biricik meskûn yer olduğunu farz etmek bile düpedüz cehalettir. Yetkili kişileri – uçan daireler yoktur – iddiasına sürükleyen tabii bir korku veya beşeri bir kibir ve azamettir…

Dünya; kötülük yapanlar değil, seyirci kalıp hiçbir şey yapmayanlar yüzünden tehlikeli bir yerdir.

Zorunlu askerlik sadece medeniyetin devamı için değil, aynı zamanda varlığımız için de ciddi bir tehlike oluşturur.

İfade özgürlüğünü, yasalar tek başına garanti edemez. Herkesin kendi düşüncesini, cezalandırma olmaksızın açıklayabilmesi için toplumda hoşgörü mevcut olmalıdır.

Eğitim, insanın okulda öğrendiği her şeyi unuttuğunda arta kalandır.

İnsan aklın sınırlarını zorlamadıkça hiçbir şeye ulaşamaz.

İlkelerin boğazına dolanıp dibe batmaktansa, oportünist olup suyun üstünde kalmayı yeğlerim.

Sadece barışçı değil, militan bir barışçıyım. Barış için savaşmaya hazırım.

Hayal gücü bilgiden çok daha önemlidir.

Matematikçiler, Görelilik Kuramına el attıktan sonra, ben kendi kuramımı tanıyamaz hale geldim.

Zorlukların göbeğinde fırsatlar yatıyor.

Karsi karsiya kaldiginiz asilmasi guc problemleri mevcut dusunce yapinizla cozemezsiniz. Çunku bu problemler, mevcut dusunce yapinizin urunudurler.

‘a’yi hayatta basari olarak tanimlayalim. o zaman a=x+y+z. x calismaktir, y oyundur, z ise ceneyi tutmasini bilmektir.

Bir kum tanesinin sirrini cozmeyi basarsaydik, butun dunyanin sirrini ogrenmis olurduk…

Propagandayla zehirlenmedikleri takdirde, toplumlar asla savas duskunu degildir.

Çok zeki olduğumdan değil, sadece sorunların üstünde daha çok duruyorum.

Müzik için bir tutku olduğu gibi, anlamak için de bir tutku vardır. Bu tutku daha ziyade çocuklarda görülür, fakat yaşın ilerlemesiyle çoğunda kaybolur. Bu olmaksızın, ne matematik ne de bilimler olurdu. Bende her zaman mevcut olan bu tutku asla azalmadı…

Kozmik dini tecrübe, derin bir bilimsel araştırma sırasında birden beliren en soylu, en güçlü şeydir. Kendi çabalarını ve yeteneğini anlamayan, bilimsel düşüncede hiçbirşeyin kendiliğinden oluşmayacağını görmeyen kişi, bilimsel bir eseri doğurabilecek tek şey durumundaki doğrudan pratik hayatın gücü olan his gücünü değerlendirmesini de bilemez.

Emredici ahlâk, insanlığın en kıymetli geleneğidir. Ahlâki davranış, basitçe, hayatın belli zevklerine sırt dönmenin emredilmesine dayanmaz. Daha ziyade, bütün insanlar için daha mutlu bir kader olarak kabul edilen faydaya dayanır.

Bence, bir kisiye hayranlık duyulması doğru değildir. Tabiatın, çocukları arasında yetenekleri çok çeşitli olarak dağıtması kendindendir ve oldukça yetenekli bu çocukların sayısı da bir hayli fazladır. Bunların büyük kısmının sessiz ve silik bir varlık sürdürdüğü kanaatindeyim. Bunlardan bazılarına ölçüsüz olarak hayranlık duyulması, bana ne doğru, ne de iyi bir beğeni olarak geliyor, zira insanlar, onlara insanüstü zekâ ve karakter atfediyorlar. Kesin olarak benim payıma düşen şu; bana atfedilen kapasite ve mükemmellik ile gerçekte sahip olduğum arasında gerçekten gülünç bir tezat var.

Sosyal adalet ve sorumluluğa dair şiddetli idealim, insanlarla doğrudan biraraya gelme konusunda bilinen yetersizliğimle her zaman zıtlık arzetmiştir. At koşulan bir araba için biçilmiş bir kaftan, yani tek kişilik bir koşu takımı için uygun bir atım. Böyle bir tecerrüd bazen acıdır ama, diğerlerinin anlayış ve sempatisinden uzak olmaktan üzüntü duymuyorum. Muhakkak birşeyler kaybediyorum bu bakımdan, fakat diğerlerinin alışkanlıklarından ve peşin hükümlerinden kendimi kurtarıyorum ve ruh duruluğumu böylesine hareketli temeller üzerine dayandırma arzusunda değilim.

İnsanları barışçılığa kazandırmak, sosyalizme kazandırmaktan daha kolaydır. Ekonomik ve sosyal meseleler bugün çok daha zordur, fakat erkeklerin ve kadınların barışçı çözümlere inandıkları bir noktaya ulaşmaları gerekmektedir. Siyasi ve iktisadi problemlere bir işbirliği anlayışı içinde yaklaşılması ümit edilir. Her şeyden önce sosyalizm için değil ama pasifizm (barışçılık) için çalışmamız gerektiği kanaatindeyim…

Birşeyi ezberlemektense, her türlü cezayı çekmeyi tercih ederdim…

Benim tipimde bir adamın gelişme sürecinde, bütün çabayı varlık hakkındaki entelektüel kaygıya teksif etmek için sadece şahsi ve anlık konularla ilgilenmek, yavaş yavaş bırakıldığında bir dönüm noktası meydana gelir. Benim gibi bir adamın varoluşunda esas olan şey “ne” düşündüğü ve “nasıl” düşündüğüdür…

İnsanlar dinlenmeli mi? Evet ama dinlenme nedir? Yattıkları zaman dinlenen insanlar vardır ve bunlar uyurlar, diğer bir kısım insanlar uyanık iken dinlenirler; bazılarının ise dinlenmek için çalışmaları veya yazmaları ya da eğlenmeleri gerekir. Herkese, nasıl dinlenilmesi gerektiğini göstermek için bir kanun çıkarırsanız, bu sizin herkesi aynı kabul ettiğiniz anlamına gelir. Aynı olan iki insan bile yoktur…

Tanrı zar atmaz!

Tanrı titizdir ama kötü niyetli değildir…

Benim fikrime göre savaşta öldürmek sıradan cinayet işelemekten bir nebze bile daha erdemli değildir…

CEVAP VER