Eğitim meselesi Güneydoğu’dan önemli

Eğitim meselesi Güneydoğu’dan önemli

0
PAYLAŞ

Bu ülkedeki hemen herkesin hayatını etkileyecek olan Yükseköğretim Kanunu Taslağı son birkaç aydır eğitim camiasında farklı boyutlarıyla tartışılıyor. Aralık ayı içinde yasalaşması beklenen tasarıyla ilgili söyleyecek sözü olanlardan biri de Alev Alatlı. Kendisini yazar kimliğiyle kodlayan okurlar için Alev Alatlı’nın senelerce ders vermiş bir akademisyen ve Kapadokya Meslek Yüksek Okulu’nda Mütevelli Heyet Başkanı olduğunu hatırlatalım. YÖK Yasa Taslağı konusunda Türkiye’nin önde gelen eğitimcileriyle beraber hareket ettiğini belirten Alatlı, Türkiye’nin 2023 hedeflerini tutturması için mevcut tasarıda köklü değişiklikler yapılması gerektiğini vurguluyor.

Alev Alatlı çok tartışılan Yükseköğretim Kanunu Taslağı’nı ve Türkiye’nin eğitime ilgili sorunlarını AKŞAM’dan Şenay Yıldız’ın yorumladı:

– Şu anda hazırlığı yapılan Yükseköğretim Kanunu Taslağı’nda sizi rahatsız eden şey nedir? İçinde ne var veya olması gereken ne yok?
– Türkiye’nin 2023 hedeflerine göre milli gelirin 2 trilyon dolara yükselmesi, nüfusun 82 milyon civarında olması, ortaöğretim okullaşma oranının da yüzde 100’e çıkarılmış olmasını bekliyoruz. Bu hedefler hükümet ve Başbakan tarafından dile getirilen, hakikaten sevindirici hedefler ve gerçekdışı değil. Fakat genç nüfusun böyle bir büyümeyi kaldıracak donanımda olduğu varsayımı üzerine kurulu bir hedefler bütünü. Peki, genç nüfus 21. yüzyılı göğüslemeye hazır mı? Hayır, değil.

BİRİNCİ LİGDE REKABET

– Neden mevcut genç nüfus 2023 hedeflerine ulaşmada yeterli olmaz diye endişeleniyorsunuz?
– Türkiye’de istihdam edilebilir genç nüfusun eğitim kalitesi birinci ligde rekabet edemeyecek kadar düşük. Kalkınma hedeflerini tutturacaksak, örneğin, ihracatın yüzde 30’unun ileri teknoloji ürünü olması lazımken, bizim ihracat kalemlerimizin sadece yüzde 3’ü ileri teknoloji ürünleri. Yüzde 30’ları bulmak için nitelikli işgücüne sahip olmamız lazım. O da bizde yok. Yeni yasanın hazırlandığı bu noktada, eksiklikleri derleyip toplayacak radikal bir düzenlemeye gidilmesi ve sanayi, ticaret ve hizmet sektörünün istihdam edebileceği nitelikte işgücü oluşturacak önlemlerin alınması lazım. Eğer bunu yapamazsak, 2023 hedeflerini unutmamız gerekecek. AB’nin 2000 Lizbon süreci ile başlayan orta ve uzun vadeli planları var: Büyüme için gerekli olan becerileri listeliyor ve bu listeye göre de eğitimler planlanıyorlar. Sürdürülebilir büyüme camcı gerektiriyorsa camcı, elektronik mühendisi gerektiriyorsa elektronik mühendisi yetiştiriyorlar.

– Biz bunları pek yapmıyoruz galiba, değil mi?
– Aslında yapmıyor da değiliz. Sorunlar, 2006’da yayınlanan Dokuzuncu Kalkınma Planı’nda var. Ayrıca, 2010’da yürürlüğe giren İstihdam ve Mesleki Eğitim İlişkisinin Güçlendirilmesi Eylem Planı da bu sorunları çözmek için var. Gelin görün ki, Eylem Planı’nın öngördüğü düzenlemeler eğitim sistemimize bir türlü yansıtılmıyor. Yağ var, un var şeker var, nedense bir türlü helva yapamıyoruz. Böyle olunca, diplomalı işsizlik yakamızı bırakmıyor. Ya diplomalı arzı fazla ya da aldığı eğitimin kalitesi yetersiz. Arz ile talebi birleştiremiyoruz, çünkü eğitim-istihdam planlaması yok. Diyoruz ki ‘Bizim nüfusumuz genç, avantajımız var.’ Peki neye göre avantajımız var? Evet, Avrupa yaşlanıyor. Öyleyse ne lazım? Diyelim ki, akıllı gökdelenin 99’uncu katında feşmekan cins camda çalışacak usta lazım. Peki, yetiştiriyor muyuz o nitelikte camcıyı? Uluslararası rekabette genç nüfusu ön plana çıkartabilmek için beceride avantaj sağlamak lazım, genç olmak yetmiyor. Fakat bırakın sağlamayı, sağlamak için bütünlüklü bir gayret içinde de değiliz.

GENÇ NÜFUS DERT OLABİLİR
– Bu anlattığınızdan anlıyorum ki, gereken rekabetçi altyapıyı sağlamadan insanlara ‘3 çocuk yapın’ demenin çok da bir anlamı yok…
– Yok, tabii. Tersine, eğitemezseniz dert olur. Genç nüfustan beklenen çalışıp yaşlıya bakmasıdır. Tersi söz konusu olamaz. Öyleyse, gidenin yerini çok daha donanımlı birilerinin alması lazım. Bizde henüz işgücünün donanımını yükseltecek, rekabet edilebilirliğini artıracak hayat boyu öğrenme mekanizmaları da yok. Mesela Türkiye’de 700 tane meslek yüksekokulu (MYO) var. Fakat bu kapasite kullanılamıyor. Çünkü MYO’ların itibarı yok. ‘Yeni üniversite açalım, eğitim seviyesini yükseltelim, işsizlik ortadan kalksın’la da olmuyor, çünkü makro bir plan ve strateji eksik.

– Alev Alatlı için bu mesele neden bu kadar önemli?
– Türkiye 21’inci yüzyıldaki konumunu tayin edecek son elini oynadığını, bu yasanın önümüzdeki 30-40 senenin gidişatını belirleyeceğini düşünüyorum. Bu tasarı onarılmadan, meslek yüksek okullarına dair sarih hükümlerle takviye edilmeden, Lizbon, Bologna, AB 2020 Stratejisi’yle uyum sağlamadan yasalaşırsa şayet, sürdürülebilir kalkınmanın temelini oluşturan nitelikli rekabetçi işgücü hedefini bulamayacaktır. Bu durumda 2023 beklentileri hikayeden ibaret kalır. Türkiye son 10-15 yılda büyük bir ivme kazandı ama eğer yükselişin sürmesi isteniyorsa, mutlaka nitelikli rekabetçi işgücü yaratmamız lazım. Türkiye’nin eğitim sorunu Güneydoğu sorunundan da önemli bir sorundur.

SÖYLEŞİNİN DEVAMI İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

BİR CEVAP BIRAK