İNGİLTERE… Ekim Devrimi’nin günümüzdeki anlamı (II)

İNGİLTERE… Ekim Devrimi’nin günümüzdeki anlamı (II)

0
PAYLAŞ

Ekim devrimi demokratik değil miydi?

Geçen yazıda Ekim devriminin başarısızlıklarından birinin demokrasi olduğunu yazmıştım. Bu yazıda bu görüşümü açmak ve bazı noktaları tartışmak istiyorum. Önce Ekim devriminin demokratik olup olmadığını sorarak başlamayı uygun görüyorum. 

Emekçi yığınlar için yapılan dönüşümleri görmemezlikten gelen Sağcılar devrimin anti-demokratik olduğunu tekrar etmekten geri durmazlar. Solda iki farklı cevapla karşılaşmak bilinen bir şey. Ekim devriminin demokratik olduğuna inanlar Sovyetlerin farklı bir işçi devleti argümanından hareketle, sosyal reformlarla sınırlı demokrasiyi gördükleri için bu sonuca varıyor.  Soldaki ikinci cevap biraz karmaşık. Nisan’dan Ekim’e kadarki süreci ve NEP dönemini demokratik, Kışlık sarayın Bolşevikler tarafından ele geçirilmesi, Duma’nın kapatılması ve Stalin dönemi anti demokratik olarak değerlendirilir.

Sovyetlerin kuruluşunda demokrasi ve özgürlükler iç içeydi. İş, ekmek ve barış gibi sosyal reformlar ve işçi sınıfının köylüler ve şehir orta sınıfıyla ittifakı özgürlük talepleriyle somut bir politik güce dönüşmüştü.

Sovyetlerdeki politik güçlerin sosyal reform talepleri dikkate alınırsa Ekim devrimi demokratiktir. 2500 yıllık demokrasi tarihinde gerçekleşemeyen toplumsal reformlar gerçekleşiyor ve demokrasi Lenin’in dediği gibi yoksullar için “gerçek demokrasi ’ye” dönüşüyordu. Fakat dönüşümlerin uygulanması ve sürdürülebilir olması geliştirilmiş üst yapı kurumlarına, ittifaklara ve politik özgürlüklere ihtiyacı vardı.

Politik çoğulculuk ve fikir özgürlüğü 7 Kasım’a kadar korundu. Nisan’dan Kışlık sarayın ele geçirilişine kadar altı aylık dönem boyunca Lenin’in etrafında sayısız düşünce grupları kişi ve partiler vardı. Sovyetler emekçi halk kitleleri tarafından kurulmaya başladığında her fikir özgürce tartışılıyordu. Zamanla sosyalist devrimciler, Bolşevik ve Menşevikler güç kazandılar. Dünyanın en özgür iktidarı Sovyetler karşıt ideolojik bir hegemonyaya dönüşerek Çarlık iktidarını ala aşağı etti.

Bolşevikler iktidarı ele geçirdiklerinde Sovyetleri yaratan politik demokratik dinamikleri unuttular. İttifaklar, politik çoğulculuk ve özgürlükler ülkeyi ve devrimi tehdit eden kimi olumsuz faktörlerden dolayı geri çekildi. Bunun sonucunda Ekim devriminden üç hafta sonra Duma seçimlerinde Bolşevikler 10 milyon oy alırken Sosyalist Devrimciler 22 milyon elde etmeyi başardı. Bolşevikler seçimleri kaybetti. Lenin gecikmeden kararını verdi, Duma kapatıldı, ittifaklar bozuldu, iç savaş, şiddet ve savaş komünizmi başladı.

Lenin demokrasi anlayışını tamamen değiştirdi, ittifakları yaratmanın ön koşulu olan özgürlükler olmadan sosyal adaleti reformlarla gerçekleştirmeye karar verdi. Rusya’yı dünyanın en özgür ülkesi ilan eden Lenin bir yıl geçmeden ‘Dönek Kauski’ kitabını yazdıktan sonra demokrasi hakkındaki düşüncelerini şöyle özetlemişti: “Zenginler için demokrasiyi yoksullar için demokrasiyle değiştireceğiz.” Böyle derken, demokrasinin ihtiyacı olan işsizlere iş, köylüye toprak, bedava eğitim ve sağlık gibi toplumsal karakterdeki reformlara vurgu yapmıştı. “Sömürücü elit için toplanma ve basın özgürlüğünü, çalışan yığınlar ve çoğunluktaki halk yığınları için basın ve toplanma özgürlüğüne çevireceğiz” derken köylü nüfusunun çoğunlukta olduğu o tarihsel koşullarda devrimci bir iktidarla tek partiyle ancak demokratik hak ve özgürlüklerin gerçekleşebileceğini görüyordu.

Ne yazık Lenin’in doğru politikası, tek partiyle olamayacağını yetmiş yıllık pratik gösterdi. Demokrasi ancak emekçi yığınların farklı kesimlerini temsil eden politik partilerle uzlaşarak mümkündü. O dönemki Rusya’da işçi sınıfıyla ittifak kurabilecek şehir küçük burjuvazisi egemen elitle ittifak halindeydi, çok zayıftı.  Sosyalist Devrim Partisi, köylüler arasında kökü bir geçmişe sahipti. Savaş isteyen çarlıkla uzlaşmayı arayan sağ kanadı kadar, Bolşeviklerle ittifak isteyen sol kanat da çok güçlüydü. Şehir küçük burjuvazisini ve köylüleri çok partililiği, demokratik hak ve özgürlükleri eksiksiz kabul eden devrimci bir iktidarı Lenin “devrimin sonu olarak” görmüştü.

Lenin haklı mıydı? Haklıydı.  Özgürlükleri geliştirerek öteki partilerle ittifak kurmak çok riskliydi. Belki devrim yetmiş yıl değil yedi yıl bile yaşayamazdı. Bu nedenle Ekim devrimi Rusya’ya özgüydü.

Ekim devrimi demokrasinin tarihi boyunca kazanamadığı ekonomik reformları kazandırmıştı ancak düşünce özgürlüğü, demokratik hak ve özgürlükler, hukukun üstünlüğü, çok partili sistem ve kuvvetler ayrımı tarihsel konjonktürün zorlaması sonucu rafa kaldırılmıştı.   

Demokrasinin kendisi emekçilerin kendilerini yönetme ideolojisidir. Egemen elit iktidarı elinde tutmak için onu; liberal, otoriter, vesayetçi veya seçkinci biçimlere sokar.  Fakat Sovyetler, Paris komünü ve Fransız devriminde görüldüğü gibi demokrasinin özü değişmez; emekçi yığınlarla çoğulcu, hoşgörülü, özgürlükçüdür.

Ekim devrimi deneyiminden anlaşılacağı gibi demokrasinin ihtiyacı olan sosyal reformlar sosyalizmin kendisidir. Demokrasi derinleştikçe sosyalizm genişler maddi bir güce dönüşür. Sosyalizm demokrasidir, demokrasi sosyalizmdir. Emekçi çoğunluk demokrasiyle sosyalizmin yolunu belirler.

Başta sorduğum soruya bende tam cevap veremiyorum. Eğer özgürlükler verilseydi, farklı partiler, Menşevikler ve SR faaliyetlerine devam etseydi ne olurdu? Lenin’in dediği gibi Devrim çöker miydi; Neden devrim çökerdi? Çökse bile o tarihlerde tekrar toparlanması, bugün sosyalizmin geri gelmesinden daha kolay olmaz mıydı? Bu anlamda, bugün hala sosyalist olarak tanımlayacağımız ülkeler var olmaz mıydı?

BİR CEVAP BIRAK