Ekmeğini 30 yıldır deve dikeninden kazanıyor!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Anadolu’nun hoyratça yok edilen bitki hazinesi akılcı yönetilirse kırsal yoksulluğu önleyebilir…

Anadolu coğrafyası üç ayrı iklim tipinin hüküm sürdüğü zengin bir biyoçeşitlilik merkezi. 12 binden fazla bitki türüne ev sahipliği yapan Türkiye’nin bu zenginliği, tüm Avrupa kıtasına eşdeğer. Tarımdan hayvancılığa, gıdadan kozmetiğe, kimyadan sağlığa birçok alanda kullanılan Anadolu bitkilerinden biri de halk arasında genel olarak deve dikeni olarak anılan türler. Bilimsel adı ‘Asteraceae’ olan familyaya ait bir tür olan ‘Gundelia tournefortii’, Anadolu’nun birçok bölgesinde ‘Kenger’ olarak anılıyor. Doğu Anadolu’dan Batı Asya’ya kadar uzanan coğrafyadaki kültürlerde yemeğinden salatasına, çorbasından kahvesine birçok biçimde tüketilen kengerin en çok bilinen ürünlerinden biri de köklerinden çıkarılan sıvıdan elde edilen sakız. Kenger sakızı olarak anılan doğal sakız, Doğu Anadolu’nun birçok kentinde eski bir gelenek olarak varlığını sürdürüyor. Malatyalı Arap Özkul, 30 yıldır ekmeğini kenger sakızından çıkarıyor. Yalnızca kenger sakızı satarak geçimini sağlayan 55 yaşındaki Özkul, “Çocuklarımı kenger sakızı satarak büyüttüm, oğlumu evlendirdim. Sigortamı da kenger sakızından kazandığım para ile ödüyorum. Ne bir kayısı bahçem var ne de başka mal varlığım. Sadece bu kenger sakızına tutunup yaşayıp gidiyorum” diyor.

ANADOLU HALKININ KADİM DOSTU BİR BİTKİ: DEVEDİKENİ

Devedikeninden kahve, süpürgeotundan ekmek yapmayı öğrenmiş bir halkı yaşadığı coğrafyadan söküp atmak ve yenmek zordur. Anadolu insanının binlerce yıldır bu topraklarda onlarca kültür ve uygarlık yaratmasının sırlarından biri de sahip olduğu bu benzersiz biyolojik çeşitlilik. Savaşlar, kıtlıklar, doğal afetler ve iklim krizlerine karşı en zor koşullarda bile varlığını sürdürebilen bitkilerine tutunarak ayakta kalan Anadolu insanının kadim dostlarından biri de genel adıyla deve dikeni.

ADINI DEVELERDEN ALIYOR

Bugün onca kültür bitkisinin yarattığı plastik görsellik ve tatların içinde unutulan deve dikeni, biraz da küçümsenerek görüldüğü yerde ilk yok edilen türlerin başın da geliyor. Çok yıllık bir bitki olan devedikeni, bu adı geçmişte develerin severek tükettiği bir bitki olmasına borçlu. Susuzluğa ve kuraklığa dayanıklı bir tür olan bitki özellikle Akdeniz, Doğu Anadolu ve Batı Asya’da geniş yayılış alanlarına sahip.

SAPINDAN SALATA, KÖKÜNDEN SAKIZ, TOHUMUNDAN KAHVE

Türkiye, İran, Azerbaycan, Türkmenistan, Suriye, Ermenistan, İsrail, Ürdün, Mısır gibi ülkelerde hem yemeği hem de salatası yapılan bitkinin ‘Gundelia tournefortii’ olarak anılan türüne Farsça ve Arapça’da ‘kangar’, Ermenice ‘genger’, Türkiye’de ise yaygın olarak kenger adı veriliyor. İç Anadolu ve Toroslarda yokluk yıllarında tohumları kavrulup öğütülerek kahve niyetine tüketilmiş. Enginar’ın da akrabası olan bitkinin Anadolu’da en yaygın tanınması ise sakızıyla olmuş.

KENGER SAKIZI BİR ZAMANLAR DOĞU ANADOLU’NUN VAZGEÇİLMEZİYDİ

Geçmişte Doğu Anadolu’da yapılan uzun otobüs yolculuklarının vazgeçilmezlerinden biri olan kenger sakızı bugün de kimi illerde zamana direnerek varlığını sürdürüyor. Sivas, Malatya, Elbistan, Adıyaman ve Erzurum gibi kentlerde yaz ayları kenger sakızı toplama zamanı. Malatya’nın Darende, Akçadağ ve Pötürge ilçeleri kenger sakızının en çok elde edildiği yöreler arasında. Mayıs ayından Eylül sonuna kadar bitkinin köklerinden elde edilen süt kıvamındaki sıvı, donduktan sonra temizlenip kaynatılıyor ve sakız haline getiriliyor.

ANTİOKSİDAN KAYNAĞI DEVE DİKENİNİ BİLİM İNSANLARI İNCELİYOR

Güçlü bir antioksidan kaynağı olarak bilinen kengerle ilgili özellikle Türkiye, İran ve İsrail gibi ülkelerde çok sayıda bilimsel çalışma yapılıyor. Yapılan bilimsel araştırmalarda binlerce yıldır geleneksel tıpta kullanılan bitkinin karaciğer hastalıkları, diyabet, hazımsızlık, migren ve ağrılara karşı etkili olduğu belirtiliyor.

DEVE DİKENİ KIRSAL YOKSULUĞU YENEBİLİR

Ağaçsız ve çıplak arazilerde yetişebilen bitki kuraklığa karşı dayanıklı bir tür olarak biliniyor. Hem gıda hem de tıbbi olarak yaygın bir kullanım alanına sahip olan bitki, geçmişte Orta Anadolu bozkırlarında yaşayan köylüler tarafından yakacak olarak da kullanılmış. Bugün hiçbir koruma statüsü bulunmadığı gibi kolayca gözden çıkarılarak yok edilen türden üretilebilecek ürünlerin ekonomik değeri kırsal yoksulluğun azaltılmasında kullanılabilir. Adeta altın değerinde olan kenger sakızının kilosu 600 ila 800 lira arasında alıcı buluyor.

30 YILDIR EKMEĞİNİ DEVE DİKENİNDEN ÇIKARIYOR

Malatyalı Arap Özkul, 30 yıldır yaşamını kenger sakızı satarak kazanıyor. 55 yaşındaki Özkul, gençliğinde çobanlık yaptığı dönemde dağlarda kenger sakızıyla tanışmış. Kenger bitkisi Özkul’un yaşamının bir parçası olmuş ve bir daha hiç kopmamış. “Ben 30 yıldır yaz kış sürekli kenger sakızı satıyorum” diyen Arap Özkul, kentin en işlek caddesindeki tezgâhının başında yaptığı işi ve hikâyesini şöyle anlattı:

‘İKİ ÇOCUĞUMU KENGER SAKIZI SATARAK BÜYÜTTÜM’

“Eskiden Ulu Camii’nin (Yeni Cami) avlusunda satıyordum. Bir kaç yıldır bu yeni yerime taşındım. Malatya’da bu işi yaz kış yapan biriyim. Bir iki kişi daha yaz aylarında ortaya çıkıyor ama düzenli olarak bu işi yapan benim. Ben ekmeğimi kenger sakızından kazanıyorum. İki tane çocuğum var, çocuklarımı kenger sakızı satarak büyüttüm, oğlumu evlendirdim. Sigortamı da kenger sakızından kazandığım para ile ödüyorum. Ne bir kayısı bahçem var ne de başka mal varlığım. Sadece bu kenger sakızına tutunup yaşayıp gidiyorum.

‘KENGER BİTKİSİNİN SÜTÜNDEN ELDE EDİLİYOR. KİLOSU 600, TANESİ 2 TL’

Kenger otunu eşiyorsun, köklerinden sütü çıkıyor. Toprağın üzerine damlayan sıvı bir süre sonra katılaşıp toplanıyor ve kaynatılarak bükülüyor. Birkaç kez bu işlem tekrarlanıyor. Kaynatılmazsa bükülmesi mümkün değil. Bükülünce soğuk suyun içine bırakılıyor ve satışa sunuluyor. Ben bu sakızların tanesini 2 TL’den satıyorum. Köylülerden kilosunu 500-600 liraya alıyorum. Bu bölgede her dağda kenger bitkisi bulunur. Çoğunlukla Darendeliler uğraşır. Temmuz ayının 25’inden itibaren Eylül sonuna kadar yaklaşık 3 ay boyunca kenger bitkisinden sakız elde edilebilir. Sonra da dolabın buzluğuna koyuyoruz ve satışa sunuyoruz. Hiçbir şekilde bozulmuyor.

‘KENGER SAKIZI MİDENŞİN DOSTUDUR’

Kenger sakızı midenin dostudur. Yemeklerden sonra çiğnendiğinde bitkinin özündeki sarımsı sıvı mideyi rahatlatır, sindirimi kolaylaştırır. Çocuklarda kurt olduğu zaman onu döker. Yüz felcine yararlı olduğu biliniyor. Düzenli olarak çiğnenmeli. Şeker hastalığına karşı iyi geldiği biliniyor. Kulak zarına iyi geliyor. Bunu ben değil, doktorlar da söylüyor.”

 

Önceki haberDie Welt: Aşırı sağ cini şişeden çıktı
Sonraki haberAlper Taş Londra’da Türkiye’nin fotoğrafını anlattı
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

5 × three =